USD/JPY ikinci seansta da yükseldi, 159,00 seviyesinin üzerinde işlem gördü ve en son 159,02’den kotasyonlandı; ancak geçen haftaki 159,35 zirvesinin altında kaldı. Hareket, ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarının (güneydeki füze mevzileri ve teknelere yönelik saldırılar dahil) ardından geldi ve piyasalarda sınırlı bir “riskten kaçış” havası oluşturdu. Yine de doların yükselişi, piyasaların bir barış anlaşması ihtimalini fiyatlamayı sürdürmesiyle sınırlı kaldı.
Japonya’da BoJ (Japonya Merkez Bankası) Başkan Yardımcısı Ryozo Himino, karar vericilerin İran’daki gelişmeleri ve Orta Doğu’daki çatışmanın ekonomi üzerindeki etkilerini, gelecekteki faiz artışlarının zamanlaması ve hızına ilişkin kararlara dahil etmesi gerektiğini söyledi. BoJ, nisan toplantısında politikayı değiştirmedi; ancak üç kurul üyesi faiz artışı çağrısı yaptı. Bu durum, haziran toplantısında olası bir sıkılaşma (faiz artırımı gibi daha “sıkı” para politikası adımı) beklentilerini güçlendirdi. Teknik tarafta USD/JPY, 30 Nisan’daki müdahale iddialarının ardından gelen düşüşün yaklaşık üçte ikisini geri aldı. RSI (Göreli Güç Endeksi; fiyat momentumunu ölçen gösterge) 50’nin üzerine doğru yükseliyor. MACD (Hareketli Ortalama Yakınsama/Iraksama; trend ve momentum göstergesi) ise hafif negatif kalmakla birlikte sıfıra yakın. Direnç 159,35’te, ardından 160,00 ve 160,73 seviyelerinde; destek 158,65-158,75 bandında, ardından 158,00 ve 157,30’da görülüyor.
Jeopolitik Riskler ve Piyasa Dalgalanması
ABD’nin İran’daki hamleleriyle jeopolitik gerilim artarken USD/JPY’nin 159,00’a doğru tırmandığı görülüyor. Bu tablo “riskten kaçış” ortamına işaret ediyor; yatırımcılar güvenli liman olarak ABD dolarına yöneliyor. İlk fiyatlamalar temkinli olunması gerektiğini gösteriyor; süreç barış görüşmelerine bağlı olarak hızla değişebilir.
Belirsizlik, piyasa oynaklığında (volatilite; fiyatların kısa sürede daha geniş aralıkta dalgalanması) belirgin artışa yol açıyor; bu durum türev ürün işlemi yapanlar için önemli olabilir. USD/JPY’de bir aylık opsiyonlarda “zımni volatilite”nin (opsiyon fiyatlarına yansıyan beklenen oynaklık) yükselmesi, önümüzdeki haftalarda daha büyük fiyat hareketi beklentisini gösterir. Yönü tahmin etmek yerine hareketin büyüklüğüne oynayan stratejiler öne çıkabilir: Straddle (aynı kullanım fiyatında alım ve satım opsiyonunu birlikte alma) veya strangle (farklı kullanım fiyatlarında alım ve satım opsiyonunu birlikte alma), fiyatın sert hareket edeceğini düşünenler için kullanılabilir.
Orta Doğu’daki çatışma, küresel enerji fiyatlarını da yukarı çekti; WTI ham petrolü yakın dönemde %5’in üzerinde yükselerek varil başına 88 dolar civarında kapandı. Japonya büyük bir enerji ithalatçısı olduğu için bu artış, enflasyonu ve büyüme görünümünü doğrudan etkiler. BoJ’nin bu riski vurgulaması, planlanan bir faiz artışının gecikmesi ihtimalini artırabilir; bu da yenin zayıf kalmasına yol açabilir.
Para Politikası Ayrışması ve Opsiyon Stratejileri
USD ile yen arasındaki ana belirleyici, iki ülkenin para politikası farkı olmaya devam ediyor. ABD’de son TÜFE (CPI; tüketici fiyat endeksi, enflasyon göstergesi) verilerinin enflasyonun yaklaşık %2,8 civarında kaldığını göstermesi, Fed’in (ABD Merkez Bankası) hızlı faiz indirimi için acele etmeyebileceğine işaret ediyor. Japonya’da çekirdek enflasyonun %2,2 olması ise BoJ’yi hemen güçlü bir adım atmaya zorlamayabilir; dış kaynaklı riskler de bu yaklaşımı destekler.
160,00 seviyesi çevresi güçlü bir direnç olmaya devam ediyor; geçmişte bu bölge Japon makamlarının müdahalesini tetiklemişti. 2024 Nisan ve Mayıs’ta Maliye Bakanlığı’nın devreye girmesiyle yen ani şekilde değer kazanmıştı. Bu nedenle paritede “uzun” (yükseliş beklentisiyle pozisyon alma) tarafında olanların, 160,00 civarını önemli bir risk eşiği olarak görmesi gerekir.
Önümüzdeki haftalarda opsiyonlar, bu ortamda risk yönetimi için kullanılabilir. 159,35’in üzerinde kullanım fiyatlı alım opsiyonu (call; belirli fiyattan alma hakkı) almak, yukarı kırılma halinde daha yüksek getiri imkânı sağlayabilir. Satım opsiyonu (put; belirli fiyattan satma hakkı) almak ise barış anlaşmasının devreye girmesi veya Tokyo’dan sürpriz müdahale gibi senaryolarda “koruma” (hedge; ters hareket riskini azaltma) işlevi görebilir. Bu yaklaşım, yükseliş potansiyeline katılım sağlarken aşağı yön riskini sınırlar.