Standard Chartered stratejistleri Christopher Graham ve John Davies’e göre, İngiltere’de işgücü piyasasında **atıl kapasitenin (slack: iş bulmanın zorlaşması ve boş pozisyonların azalması)** artması ve iç talebin zayıf kalması, **enflasyonda ikinci tur etkilerin** (ilk fiyat artışlarının ücretlere ve ardından yeniden fiyatlara yansıyarak enflasyonu kalıcılaştırması) riskini azaltabilir. Buna göre, COVID sonrası döneme kıyasla çalışanların **ücret pazarlık gücü** ve şirketlerin **fiyatlama gücü** (maliyet artışını müşteriye yansıtabilme) daha zayıf.
Açık iş sayısı 10 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesinde; bordrolu istihdam ise son 18 ayda 120 bin kişi azaldı. Bu tablo, ücret artışı baskısının azalacağına ve şirketlerin artan maliyetleri fiyatlara aktarmasının zorlaşacağına işaret ediyor.
İngiltere’de İşgücü Piyasasında Atıl Kapasite ve Enflasyon Riskleri
Ayrıca, artan enerji fiyatlarını telafi etmek için geniş kapsamlı **mali destek** (fiscal support: devletin bütçe üzerinden destek vermesi) sağlanma ihtimalinin 2022–2023’e kıyasla daha düşük olduğunu söylüyorlar. O dönemde destek paketleri, ekonomik aşağı yönlü riskleri azaltırken enflasyon şokunu da daha uzun süre canlı tutmuş olabilir.
Mevcut **makroekonomik** (genel ekonomi) ortamın 2022 ve 2023’ten farklı olduğunu ekliyorlar. Enerji fiyat şoklarını “geçici” görüp politika tepkisini buna göre sınırlı tutmanın geçmişte örnekleri olduğunu belirtiyorlar.
İngiltere işgücü piyasasında atıl kapasite belirginleşirken, enflasyonun “yapışkan” (kolay düşmeyen) olup olmadığını yeniden değerlendirmek gerekiyor. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre açık iş sayısı 2021’den bu yana ilk kez 900 binin altına inerken bordrolar durağan. Bu ortam, çalışanların daha yüksek ücret talep etme gücünü azaltıyor ve şirketlerin maliyetleri fiyatlara yansıtmasını sınırlıyor; bu da enflasyonun beklenenden daha hızlı soğuyabileceğini gösteriyor.
Zayıf iç talep görünümünde, faizlere duyarlı pozisyonlar gözden geçirilmeli. İngiltere’de perakende satış hacmi son çeyrekte yalnızca %0,2 arttı; bu da tüketicinin temkinli olduğunu ve talep kaynaklı bir enflasyon sıçramasını beslemesinin zor olduğunu gösteriyor. Bu zayıflık, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) daha **güvercin** (daha düşük faiz eğilimli) olabileceği görüşünü destekliyor ve **kısa vadeli faiz türevlerinde** (faiz oranına bağlı sözleşmeler) fırsat yaratıyor.
Daha Düşük İngiltere Faizlerine Göre Pozisyon Alma
2022 ve 2023’te görülen ölçekte bir devlet desteğinin tekrarını beklememek gerekir. O dönemde **Energy Price Guarantee** gibi mali programlar ekonomik darbeyi yumuşattı, ancak enflasyon şokunu da uzattı. İngiltere’de kamu net borcu şu anda GSYH’nin yaklaşık %98’i seviyesinde; bu nedenle bu kez benzer ölçekte geniş tabanlı bir **mali genişleme** (fiscal stimulus: bütçe harcamaları/vergiler yoluyla ekonomiyi canlandırma) için istek ve kapasite sınırlı.
Bu da orta vadede İngiltere faizlerinin daha düşük seviyelere inmesine göre pozisyon almayı gündeme getiriyor. **SONIA vadeli işlem eğrisi** (sterlin gecelik faizine dayalı vadeli sözleşmelerin faiz beklentisini gösteren yapı) bu yılın ilerleyen döneminde ve 2027’ye kadar olası faiz indirimlerini tam fiyatlamıyor olabilir. **2 yıllık faiz swapında sabit faiz alma** (interest rate swap: değişken faizi ödeyip sabit faizi alma; faizlerin düşeceği beklentisiyle yapılan işlem) tarafında değer görüyoruz; yani BoE’nin piyasadaki fiyatlamadan daha erken veya daha güçlü adım atması bekleniyor.
BoE için bu güvercin görünüm sterlin üzerinde de baskı yaratabilir. Daha dayanıklı bir ABD ekonomisiyle uğraşan Fed ile karşılaştırıldığında politika ayrışmasının doları desteklemesi muhtemel. Bu nedenle yaz boyunca sterlinde olası düşüşe karşı korunmak veya düşüşten faydalanmak için **GBP/USD satım opsiyonu** (put option: belirli fiyattan satma hakkı) değerlendirilebilir.
Daha düşük faizler, diğer büyük endekslere göre geride kalan İngiltere hisseleri için destekleyici olabilir. Bundan yararlanmak için **FTSE 100 alım opsiyonları** (call option: belirli fiyattan alma hakkı) düşünülebilir. Daha destekleyici bir merkez bankası duruşu, şirketlerin borçlanma maliyetleri düştükçe ve risk iştahı yükseldikçe hızlı bir yükselişi tetikleyebilir.