Hindistan, artan petrol fiyatlarının daha zayıf bir rupi (INR) ile aynı döneme denk gelmesiyle yükselen enflasyon ve dış baskılarla karşı karşıya. Bu durum, enflasyon ile döviz kuru arasında birbirini besleyen bir kısır döngü (fiyatlar artar → kur zayıflar → ithalat maliyeti artar → fiyatlar daha da artar) riskini büyütüyor. Hindistan Merkez Bankası (RBI), Nisan 2026’da politika faizini (repo faizi: bankaların merkez bankasından kısa vadeli borçlanma faizi) %5,25’te tutarak “nötr” duruşunu korudu. Banka, toplam 125 baz puanlık (bps: 1 baz puan = %0,01; 125 bps = %1,25) indirim sonrası enerji maliyetleri, tedarik kesintileri ve piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan risklerin arttığına işaret etti. Politika mesajları da, arz şoklarını “sindirme” yaklaşımından, küresel büyümenin zayıfladığı bir ortamda enflasyon beklentilerine (hanehalkı ve şirketlerin gelecekteki enflasyon tahmini) yönelik tehditlere karşı daha korumacı bir çizgiye kaydı.
Petrolde ithalat bağımlılığı yaklaşık %90 olduğundan, kur hareketi petrol şokunun yurt içi fiyatlara geçişinde ana kanal haline geliyor: ithalat faturası yükseliyor ve finansal koşullar sıkılaşabiliyor (krediye erişim zorlaşır, borçlanma maliyeti artar). Dış denge zaten baskı altında; Nisan ayı dış ticaret açığı 28,4 milyar dolar oldu ve finansman riski daha fazla gündeme geldi. Cari açık (CAD: ülkenin mal-hizmet ticareti, gelir transferleri ve yatırım gelirleri toplam dengesi) GSYH’nin yaklaşık %2’sine doğru ve muhtemelen üzerine genişleyebilir. Bu da sermaye girişlerine bağımlılığı artırır ve kurdaki değer kaybını daha sarsıcı hale getirir.
Rupi Zayıflığı ve Türev Stratejiler
Hindistan rupisi üzerindeki baskı artarken, dolar karşısında 85,50 seviyesinin üzerine yeni çıkmış olması nedeniyle zayıflığın sürmesini bekliyoruz. Bunu büyük ölçüde yüksek petrol fiyatları besliyor; temmuz vadeli Brent petrol kontratı (vadeli işlem: belirli bir tarihte belirli fiyattan alım-satım anlaşması) varil başına 98 dolar civarında. Bu ortamın önümüzdeki haftalarda döviz piyasasında dalgalanmayı artırmasını bekliyoruz.
Kurda değer kaybına yönelik pozisyonu türev ürünlerle (türev: değeri döviz, faiz, emtia gibi bir “dayanak varlığa” bağlı sözleşme) almak daha kontrollü bir yaklaşım olabilir. Haziran ve temmuz vadeli USD/INR alım opsiyonu (call option: belirlenen fiyattan dolar alma hakkı; zorunluluk yok) almak, rupinin zayıflamasından sınırlı riskle getiri hedefleyen bir yöntem sunar. Bu opsiyonlarda yükselen ima edilen oynaklık (implied volatility: opsiyon fiyatlarının ima ettiği beklenen dalgalanma) piyasanın sert hareket olasılığını daha yüksek fiyatladığını gösteriyor.
Para Politikası Tepkisi ve Sermaye Akımları
RBI’nin yaklaşımı belirgin şekilde değişti ve haziran başındaki toplantı kritik bir dönemeç. Manşet TÜFE (CPI: tüketici fiyat endeksi) enflasyonu %6,2 ile son üç ay üst üste RBI’nin %6 tolerans sınırının üzerinde. Bu nedenle, kuru dengelemek için faiz artırımı ihtimali yükseliyor. Bu çerçevede, kısa vadeli faizlerin yükselmesinden faydalanacak faiz swaplarını (interest rate swap: tarafların sabit faiz ile değişken faizi takas ettiği sözleşme) değerlendiriyoruz.
Bu tablo, 2013’teki “taper tantrum” dönemine (FED’in tahvil alımlarını azaltma sinyali sonrası küresel piyasalarda sert satış ve sermaye çıkışı dalgası) benzer baskıları çağrıştırıyor. O dönemde artan cari açık ve yabancı sermaye çıkışı endişeleri rupide sert satışa yol açmıştı. Nisan ayındaki 28,4 milyar dolarlık dış ticaret açığı, dış dengenin bozulduğu görüşünü güçlendiriyor. Bu tarihsel benzerlik, dolar/rupi paritesinde dolar lehine (USD uzun) pozisyonu destekliyor.
Kritik bir unsur da Hindistan’ın sunduğu getiri avantajının azalması: Hindistan ile ABD 10 yıllık devlet tahvilleri arasındaki faiz farkı 250 baz puana geriledi. Bu, Hindistan varlıklarını yabancı yatırımcı için daha az cazip hale getirerek sermaye çıkışı riskini artırır. Günlük yabancı kurumsal yatırımcı (FII: yurtdışı fon ve büyük yatırımcı) giriş-çıkış verilerini yakından izliyoruz; satışların kalıcı hale gelmesi, rupiye ilişkin olumsuz beklentimizi teyit eder.