ABD, 4 haftalık Hazine bonosu (Treasury bill) ihalesini getirisi değişmeyerek %3,595 seviyesinde gerçekleştirdi.
Sonuç, ihalenin bir önceki benzer satışla aynı faiz oranından kapandığını gösteriyor.
Getirinin %3,595’te sabit kalması, piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (Fed) şimdilik faizde beklemede olduğuna dair görüşünü destekliyor. Bu tablo, kısa vadeli faizlerde (vadenin “ön tarafı”) oynaklığın (fiyatların hızlı iniş‑çıkışı) yakın vadede düşük kalabileceğine işaret ediyor. Bir sonraki FOMC toplantısında (Fed’in faiz kararını veren kurul) sürpriz bir adım olasılığı sınırlı.
Bu istikrar, son verilerle de uyumlu. Örneğin mart TÜFE’si (CPI: tüketici enflasyonu) %2,8 ile yönetilebilir seviyede gelirken, son istihdam raporu 175 binlik ılımlı artışa işaret etti. Bu veriler faiz artırımı gerektirecek kadar güçlü değil, faiz indirimi zorlayacak kadar da zayıf değil. Piyasa, Fed’in en azından önümüzdeki 1‑2 ay “bekle‑gör” pozisyonunda kalacağını fiyatlıyor.
Türev işlemler (değeri faiz, tahvil gibi bir varlığa bağlı sözleşmeler) tarafında işlem yapanlar, bu beklenen sakinlikten yararlanabilecek stratejileri değerlendirebilir. Kısa vadeli opsiyonlarda “prim satışı” (opsiyon yazarak prim toplamak) öne çıkabilir; örneğin Mayıs veya Haziran SOFR vadeli işlemleri (SOFR futures: kısa vadeli dolar faizi üzerine sözleşmeler) üzerindeki opsiyonlar. Oynaklık düşük kaldıkça opsiyon fiyatları genelde geriler. Bu ortam opsiyon alımı için daha zayıf; çünkü belirgin bir tetikleyici olmayınca “zaman değeri erimesi” (vade yaklaştıkça opsiyonun değer kaybetmesi) getiriyi azaltabilir.
Asıl fırsat, getiri eğrisinin (farklı vadelerde faizlerin dağılımı) daha ileriki noktalarında olabilir. 4 haftalık faiz sabit kalsa da, 2 yıllık ve 10 yıllık tahvil vadeli işlemleri üzerindeki opsiyonlarda daha fazla hareket görülüyor. Tartışma önümüzdeki birkaç haftadan çok, büyümenin yavaşlamasının yılın ikinci yarısında Fed’i adım atmaya zorlayıp zorlamayacağı üzerine.