Piyasalar, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) haziranda faiz artıracağını büyük ölçüde fiyatlamış durumda; bu adım sürprizden çok sembolik bir hamle olarak görülüyor. İran’daki çatışmanın çözüme yaklaşabileceğine dair beklentiler arttıkça, yılın geri kalanında ek sıkılaşma (faizlerin daha da artırılması) beklentisi zayıfladı. Hürmüz Boğazı’nın önümüzdeki günlerde yeniden açılma ihtimali ise, haziran artışını engelleyecek kadar güçlü bir gerekçe olarak değerlendirilmiyor.
Orta Doğu’da gerilimin yeniden tırmanmadığı ve “ikinci tur etkiler” (enerji gibi ilk fiyat artışlarının, zamanla ücret ve diğer fiyatlara yayılarak enflasyonu kalıcılaştırması) görülmediği bir senaryoda, ECB’nin bu tek adımın ardından durması olası görünüyor; odak, artışın büyüklüğünden çok bankanın “tepki fonksiyonuna” (ECB’nin enflasyon ve büyüme gibi verilere bakarak faiz kararını nasıl verdiğine) kayıyor. Piyasaların ima ettiği artış 25 baz puan (faizde 0,25 puan) ve bu, euronun aleyhine olacak uzun vadeli daha geniş bir yeniden fiyatlama alanını sınırlıyor. Kısa vadede ise İran’daki savaşın bitmesi; daha zayıf ABD Doları (USD), Euro Bölgesi büyüme algısında toparlanma ve genel olarak yatay ECB faiz beklentileriyle ilişkilendiriliyor.
ECB Faiz Artışı Beklentileri ve Piyasa Tepkileri
ECB’nin 11 Haziran’daki beklenen faiz artışının mevcut piyasa fiyatlarına zaten yansıdığını düşünüyoruz. Gecelik endeks swapları (faiz beklentilerini gösteren türev sözleşmeler) 25 baz puanlık artış olasılığını %95 olarak işaret ediyor; bu nedenle kararın tek başına yeni ve belirgin bir oynaklık yaratması düşük olasılık. Önümüzdeki haftalarda asıl izlenecek başlık, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler olmalı.
İran’daki çatışmanın bitmesi, euronun güçlenmesi için ana tetikleyici olur. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılma ihtimali Brent petrolünü varil başına 115 doların üzerinden yaklaşık 102 dolara çekti; bu da enerjiye bağımlı Euro Bölgesi’nde enflasyon ve büyüme kaygılarını azaltır. Avrupa ekonomisi için bu rahatlama, bölgeye yatırım akışını artırabilir.
Dövizler ve İşlem Stratejileri Üzerindeki Etkiler
Aynı zamanda gerilimin düşmesi, ABD Doları’nın “güvenli liman” (stres dönemlerinde talep gören varlık) etkisini zayıflatır; bunu daha önce gördük. Örneğin 2022’nin sonlarında küresel tansiyonun düşmesi, Dolar Endeksi’nin (DXY, doların başlıca para birimleri karşısındaki gücünü ölçer) iki ayda %8’den fazla gerilemesine yol açmıştı. Resmi bir çözüm açıklanırsa benzer, ancak muhtemelen daha sınırlı bir hareket bekliyoruz.
Türev piyasasında işlem yapanlar için (türev: değeri döviz kuruna bağlı sözleşmeler) bu görünüm, EUR/USD kurunda yükseliş yönünde pozisyon almaya işaret ediyor. 1 aylık “ima edilen oynaklık” (opsiyon fiyatlarına yansıyan beklenen dalgalanma) belirsizlik nedeniyle %9,8 civarında yüksek seyrederken, temmuz vadeli EUR/USD alım opsiyonu (call) “spread”leri (bir alım opsiyonu alıp daha yüksek kullanım fiyatlı bir diğerini satarak maliyeti düşürme) almayı cazip buluyoruz. Bu strateji, doların zayıflaması ve Euro Bölgesi’nin daha istikrarlı görünümüyle oluşabilecek yukarı potansiyeli hedeflerken, opsiyonların şu anki yüksek maliyetini kısmen dengeler.