Nordea, Orta Doğu’daki ateşkes haberlerine rağmen, ECB’nin (Avrupa Merkez Bankası) hazirandan itibaren art arda dört toplantıda 25 bp (baz puan; faizde yüzde 0,25’lik artış) faiz artırımı yapmasını bekliyor. Tahmin, ateşkes duyurusundan hemen önce güncellendi.
Ateşkes, bu rota için “aşağı yönlü risk” (faiz artışlarının daha az veya daha geç gelmesi ihtimali) olarak görülse de, beklentinin hâlâ uygulanabilir olduğu belirtiliyor. Görüş, Orta Doğu’da yeni bir tırmanışa bağlı değil.
Çekirdek Enflasyon Ve Faiz Patikası
Çekirdek enflasyonun (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç enflasyon) dört yılı aşkın süredir hedefin üzerinde olduğu ifade ediliyor. İşgücü piyasasının sıkı (işsizlik düşük, eleman bulmak zor) ve ekonominin dirençli (zayıflamak yerine ayakta kalabilen) olduğu belirtilerek enflasyon endişelerinin yüksek kaldığı vurgulanıyor.
ECB Yönetim Konseyi üyelerinden aktarılan değerlendirmeler, koşulları ölçmek için zaman olduğu görüşüne işaret ediyor. Açıklamalar, nisan yerine haziranda faiz artışının daha olası görüldüğünü gösteriyor.
Getiri eğrisinin (tahvil vadelerine göre faizlerin dağılımı) uzun tarafının, bu ECB yaklaşımı, dirençli büyüme beklentisi ve daha yüksek “vade primi” (uzun vadeli tahvil tutmanın belirsizlik riskine karşı talep ettiği ek getiri) beklentileriyle desteklendiği ifade ediliyor. Bu unsurların uzun vadeli tahvil faizlerini daha da yukarı çekebileceği belirtiliyor.
ECB’nin haziranda başlayarak art arda dört kez 25 baz puan faiz artırmasına hazırlanıldığı belirtiliyor. Ana endişe, uzun süredir hedefin belirgin biçimde üzerinde kalan çekirdek enflasyon. Ekonominin beklenenden dirençli olması, ECB’ye daha kararlı adım atma zemini sağlıyor.
Getiri Eğrisi Boyunca Pozisyon Alma
Eurostat’ın son verilerine göre bu görüş destek buluyor: Mart 2026 için çekirdek enflasyonun 2,7’de (ECB’nin yüzde 2 hedefinin üzerinde) inatçı şekilde kaldığı aktarılıyor. Ayrıca euro bölgesi işsizlik oranının 6,4’e gerileyerek çok yıllı dip seviyeyi gördüğü; bunun da ücret artışını besleyebilecek sıkı bir işgücü piyasasına işaret ettiği belirtiliyor. Bu verilerin, ECB’nin faiz artırımlarını daha fazla geciktirmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.
Orta Doğu’daki ateşkes haberinin kısa vadeli bazı endişeleri azalttığı kabul edilse de, odak noktasının temel fiyat baskıları olduğu vurgulanıyor. Hizmet fiyatlarındaki artış gibi iç kaynaklı enflasyon unsurlarının, jeopolitik gerilimlerden önce de biriktiği belirtiliyor. Bu nedenle ECB’nin faiz artırım patikasının dış çatışmalara bağlı olmadığı ve geçerliliğini koruduğu görüşü savunuluyor.
Getiri eğrisinin kısa tarafında bu, daha yüksek faizlere göre pozisyon almayı ifade ediyor. Örnek olarak Euribor vadeli işlemleri (Euribor faizine dayalı vadeli kontratlar) ile hareket edilebileceği belirtiliyor. Beklenen artışları yansıtmak için 2026’nın ikinci yarısı ve 2027 başına yönelik vadeli kontratlarda satış (fiyat düşüşü/faiz yükselişi beklentisi) düşünülüyor. Faiz swapları (değişken faiz ile sabit faizin takas edildiği sözleşmeler) içinde “sabit faiz ödemek” (faiz yükselirse avantaj sağlayan yapı) da bu beklentiye göre konumlanmanın bir yolu olarak gösteriliyor.
Uzun vadeli tahvil faizlerinin de, piyasanın daha “şahin” (enflasyonla mücadelede daha sert, faiz artırmaya daha yatkın) bir merkez bankası ve dirençli ekonomi fiyatlamasıyla yükselmesinin beklendiği ifade ediliyor. Bu durumun, uzun vadeli devlet tahvili vadeli işlemlerinde düşüş yönlü stratejileri gündeme getirebileceği; örnek olarak Alman Bund’ı (Almanya 10 yıllık tahviline dayalı gösterge ürün) üzerinde düşünülebileceği belirtiliyor. Bund vadeli işlemlerinde “put” almak (fiyat düşüşüne karşı değer kazanan satış opsiyonu; düşüş beklentisiyle kullanılan opsiyon) gibi pozisyonların, uzun vadeli tahvil fiyatlarının gerilemesi beklentisiyle daha cazip hale gelebileceği aktarılıyor.