Nomura ekonomistlerine göre enerji fiyatlarındaki son artış, kalıcı bir enflasyon şoku yaratmaktan çok Euro Bölgesi büyümesini daha fazla baskılayacak. Kuzey Avrupa’da işgücü piyasalarının zayıflaması, sınırlı mali alan (devletin harcama/teşvik için bütçe imkânı), daha fazla atıl kapasite (ekonomide kullanılmayan üretim imkânı) ve ücret artışının yavaşlamasına dikkat çekiyorlar.
Enerji fiyatları yüksek, ancak 2022 seviyelerinin altında. 2022’de petrol fiyatları Şubat sonundan Temmuz sonuna kadar 100 doların üzerinde kalırken, Avrupa doğalgaz fiyatları yaklaşık 340 €/MWh ile zirve yapmıştı. Son dönemdeki zirve ise 60 €/MWh’nin biraz üzeri.
Atıl Kapasite Ve Üretim Açığı
IMF’nin son altı aylık tahminlerine göre Euro Bölgesi üretim açığı (ekonominin üretebileceği seviye ile fiili üretim arasındaki fark) 2026’da potansiyel GSYH’nin yaklaşık -%0,2’si seviyesinde. 2022’de bu oran +%0,8’di. Bu da önceki enerji şokuna kıyasla daha fazla atıl kapasite olduğuna işaret ediyor.
Sıkı para politikası (faiz artışları ve finansal koşulların sıkılaşması), ABD/İran savaşı başlamadan önce başlayan Avrupa genelindeki enflasyon yavaşlamasıyla ilişkilendiriliyor. Hizmet enflasyonunun (özellikle kira, ulaştırma, lokanta/otel gibi kalemler) daha inatçı seyrettiği belirtilirken, kısa vadeli fiyat baskıları ve beklentiler izlenmeye devam ediyor.
Son enerji şokunun enflasyondan çok büyüme için risk olduğu görüşü, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) daha “güvercin” bir çizgiye (faiz indirimlerine daha yakın, daha gevşek politika) itilebileceğini gösteriyor. Bunun sinyali olarak Nisan 2026 HCOB Flash Eurozone Composite PMI (satın alma yöneticileri endeksi; 50 altı daralma demektir) 48,5’e düşerek iş faaliyetinde daralmaya işaret etti. Bu da önümüzdeki aylarda türev ürünlerle (riskten korunma ve fiyatlama için kullanılan sözleşmeler) daha düşük faizlere pozisyon almayı gündeme getiriyor; örneğin Euribor vadeli işlem sözleşmeleri (bankalar arası faiz beklentisini yansıtan vadeli kontratlar).
Eurostat’ın öncü verisine göre manşet enflasyon %2,8’e yükselse de bunun enerji kaleminden kaynaklandığı görülüyor. ECB açısından daha kritik olan çekirdek enflasyon (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç) iki yılın en düşüğü olan %2,5’e geriledi. Bu, hizmetlerdeki kısmi “yapışkanlığa” (yavaş düşen fiyatlara) rağmen temel fiyat baskılarının zayıf olduğuna işaret ediyor. 2023-2024 dönemindeki belirgin politika sıkılaştırması, bölge genelinde talep kaynaklı fiyat baskılarını azaltmış görünüyor.
Hisse Senetleri, Faiz Ve Kur Pozisyonlaması
Büyümenin zayıflaması görünümü Avrupa hisse endekslerini risk altında bırakıyor. Önümüzdeki haftalarda Euro Stoxx 50 üzerinde satım opsiyonu (put; fiyat düşüşüne karşı koruma veya düşüş beklentisiyle alınan opsiyon) almak, korunma (hedge; portföy riskini azaltma) ya da doğrudan düşüşe oynama amacıyla değerlendirilebilir. Avrupa endekslerinde zımni oynaklık (opsiyon fiyatlarından türetilen beklenen dalgalanma) da piyasa enflasyona fazla odaklanırsa nispeten ucuz kalabilir; bu da büyüme kaynaklı bir risk için pozisyon almak açısından fırsat sunabilir.
Faizleri daha “güvercin” bir ECB ile, daha dayanıklı ABD ekonomisi nedeniyle faizi sabit tutan bir Fed’in ayrışması net bir politika farkı yaratır. Bu da euro/dolar paritesinde euro aleyhine (düşüş) pozisyonları güçlendirir. Bu görüş, EUR/USD vadeli kontratlarında satışla ya da kur düşüşünden kazanç sağlayan opsiyonlarla ifade edilebilir.
Geçen yıl bu bakışın güçlendiği dönemin bağlamı da önemli. Enerjideki son yükselişe rağmen Avrupa doğalgaz fiyatları yaklaşık 65 €/MWh ile 2022’de görülen 340 €/MWh zirvelerinin çok uzağında. Bu da, merkez bankasının giderek kontrol altına alınan enflasyon tehdidiyle mücadeleden çok derin bir resesyondan kaçınmayı önceleyeceği tezini destekliyor.