Joachim Nagel, Bundesbank Başkanı ve ECB (Avrupa Merkez Bankası) politika yapıcısı, çarşamba günü Bloomberg’e Hürmüz Boğazı’na bağlı riskler hakkında konuştu. Görünümün, ECB’nin temel senaryosu (ana beklenti) ile olumsuz senaryosu (kötüleşme varsayımı) arasında kaldığını söyledi.
Nisan ayında ne olacağına dair yeterli netlik olmadığını, bu nedenle politika yapıcıların seçeneklerini açık tutması gerektiğini belirtti. İki haftada çok sayıda yeni bilgi gelebileceğini ekledi.
Enflasyon Riskleri Ve Politika Esnekliği
Nagel, geçen hafta boyunca durumun bir miktar daha iyiye gittiğini söyledi. Enflasyon beklentilerinin (halkın ve piyasaların gelecekteki fiyat artışına dair öngörüsü) şu an için sağlam olduğunu, ancak bunun değişebileceğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı çevresindeki durum çözülmedikçe daha yüksek enflasyon riskinin arttığını söyledi.
Hürmüz Boğazı’na dair sorular kritik; bizi temel senaryo ile daha olumsuz bir senaryo arasında bırakıyor. Nisan boyunca tüm seçenekleri açık tutmalıyız; çünkü iki hafta içinde çok sayıda yeni bilgi gelebilir. Durum hızla değişiyor ve piyasalardaki pozisyonlar (yatırımcıların aldığı yön) bu artan belirsizliği yansıtmalı.
Bu gerginlik enerji piyasalarında zaten hissediliyor. Brent petrol, son iki haftada %8’den fazla yükselerek varil başına 95 doların üzerine çıktı. Bunun temel nedeni, dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %30’unun boğazdan geçmesi nedeniyle oluşan ek risk bedeli (risk primi: belirsizlik arttıkça fiyatlara eklenen maliyet). 2019’daki tanker olaylarında da benzer, ancak daha kısa süreli bir fiyat tepkisi görülmüştü.
Faiz Piyasaları Ve Portföy Koruması
Enflasyon beklentileri şu an daha “sağlam” görülse de, enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde bu algı hızla değişebilir. Euro Bölgesi çekirdek enflasyonu (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç enflasyon) %3,1 ile hedefin üzerinde kalmaya devam ediyor ve bu enerji şoku son dönemdeki enflasyondaki yavaşlamayı (dezenflasyon: enflasyonun düşüş eğilimi) tersine çevirebilir. Hürmüz çevresindeki durum çözülmedikçe daha yüksek enflasyon riski artıyor.
Türev işlem yapanlar (değeri başka bir varlığa bağlı sözleşmelerle işlem yapanlar) için bu, petrol fiyatında sert yükselişlere karşı koruma almayı gündeme getiriyor. Örneğin WTI veya Brent vadeli işlemleri (futures: ileri tarihli alım-satım sözleşmesi) üzerinde “paranın dışında” alım opsiyonu (out-of-the-money call option: şu anki fiyattan daha yukarı bir seviyeden alma hakkı; pahalı değil ama ancak güçlü yükselişte kazandırır) kullanılabilir. Enerji piyasalarında beklenen oynaklık (implied volatility: opsiyon fiyatlarından türetilen, piyasaların beklediği dalgalanma) arttı; ancak söylem eyleme dönerse daha da yükselebilir. Sonradan paniğe kapılıp fiyatın peşinden koşmak yerine şimdiden koruma almak daha mantıklı.
Bu ortam, faiz pozisyonlarının da yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Swap piyasalarında (faiz swap’ı: değişken faiz ile sabit faizin takas edildiği sözleşme) yatırımcılar, ECB’nin faiz indirimi beklentisini üçüncü çeyrekten daha ileriye itti; hatta 2026’da bile indirimin olmayabileceği ihtimali öne çıktı. “Uzun süre yüksek faiz” senaryosuna karşı portföyü korumak için faiz swap’ında sabit faiz ödemek (pay fixed: faizler yükselirse koruma sağlar) ya da tahvil vadeli işlemlerinde satım opsiyonu almak (put: fiyat düşüşüne karşı koruma; faiz yükselince tahvil fiyatı düşer) seçenekleri öne çıkıyor.
Sadece birkaç yıl önce, 2022’de enerji kaynaklı enflasyon artışına karşı merkez bankalarının sert adımlar atmak zorunda kaldığını hatırlamak gerekir. Bu deneyim ve geçen yıl enflasyonu düşürmenin zorluğu, onları mevcut risklere karşı daha hassas hale getiriyor. Temel görevleri fiyat istikrarı; petrol fiyatları yüksek kalırsa büyüme kaygılarından önce enflasyonu kontrol etmeyi tercih edebilirler.