Yapay zeka altyapısı harcamalarının 2027’ye kadar yaklaşık 1,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Morgan Stanley’e göre ABD’li “hiper ölçekli” teknoloji şirketleri (dev bulut sağlayıcıları) yalnızca 2026’da 800 milyar doların üzerinde **sermaye harcaması (capex: şirketlerin veri merkezi, çip, sunucu, elektrik altyapısı gibi uzun ömürlü yatırımlara ayırdığı bütçe)** yapacak.
800 milyar dolarlık tutarın, S&P 500’de teknoloji dışı tüm şirketlerin bir önceki yıl yaptığı toplam harcamaya yaklaşık denk olduğu belirtiliyor. Bu tutarın 2025 seviyesinin neredeyse iki katına, 2024’ün ise üç katına çıkacağı öngörülüyor.
Capex’te Asıl Konu Fiyat Değil, Miktar
Maliyet artışları etkili olsa da ana sürücü; daha fazla çip, daha fazla elektrik, daha fazla bellek ve daha fazla işlem gücü ihtiyacı. Dört yılda çip, bellek ve “küme hesaplama”nın (birçok sunucunun birlikte tek sistem gibi çalışması) kapasitesinin 4 ila 7 kat arttığı ifade ediliyor.
Google, dakikada 16 milyar “token” (yapay zekânın metni küçük parçalara bölerek işlediği birimler) işlediğini açıkladı; bu, bir önceki çeyreğe göre %60 artış demek. Daha büyük kapasiteli model eğitiminin, son dönemdeki capex’in çalışır sistemlere ve gelire ne kadar iyi dönüştüğünü test etmesi bekleniyor.
Bu yatırım dalgası yarı iletken hisselerini desteklerken, borçla finansman ihtiyacını da artırıyor. “Yatırım yapılabilir seviye” (yatırımcının daha düşük riskli gördüğü, kredi notu yüksek şirketlerin) tahvil ihraçları geçen yıla göre belirgin şekilde önde; ayrıca borçlanmanın vadesi daha ileri tarihlere kayıyor.
Daha yüksek capex gelirleri destekleyebilir; ancak kredi piyasalarının düzenli yeni tahvil arzını sindirmesi gerekir. Bu arz artışı “spread”leri (şirket tahvili faizi ile güvenli kabul edilen devlet tahvili faizi arasındaki fark) baskılayabilir. Harcama hız keserse, etki kredi dahil birçok riskli varlığa yayılabilir.
Bir Sonraki Aşamaya Konumlanma
Yapay zeka altyapısı yarışı sadece sürmüyor; 2026 ortasına doğru hızlanıyor. Nisan’daki 1Ç finansal sonuçlarına bakıldığında, hiper ölçekli şirketlerin capex yönlendirmeleri yeniden yukarı yönde sürpriz yaptı ve bu ana temayı güçlendirdi. Önümüzdeki haftalarda stratejilerin bu yoğun harcama döngüsü ve sonuçlarıyla uyumlu olması gerekiyor.
En doğrudan yaklaşım, ana faydalanıcılarda pozitif tarafta kalmak; başta yarı iletken sektörü. Yarı İletken Sanayi Birliği’nin 1 Mayıs’ta açıkladığı verilere göre 2026’nın ilk çeyreğinde küresel çip satışları yıllık bazda %25’in üzerinde arttı; bu da talebin somut olduğunu gösteriyor. Riskin sınırlandığı ve yukarı potansiyelin korunduğu bir yapı için yarı iletken ETF’lerinde “call spread” (aynı vadede bir alım opsiyonu alıp daha yüksek kullanım fiyatından bir alım opsiyonu satma stratejisi) düşünülebilir; çünkü doğrudan alım opsiyonları, yüksek “zımni oynaklık” (opsiyon fiyatına yansıyan beklenen dalgalanma) nedeniyle pahalı kalıyor.
Öte yandan bu harcama, dengesiz bir risk profili yaratıyor. Yatırım büyük ölçüde yoğun tahvil ihracıyla finanse ediliyor ve bu durum kredi piyasasını zorluyor; verilere göre teknoloji şirketlerinin yatırım yapılabilir seviye tahvil arzı, 2025 başındaki hızın %40 üzerinde. Kredi spread’leri arz baskısıyla genişlemeyi sürdürürse, LQD gibi yatırım yapılabilir seviye tahvil ETF’lerinde “put” (fiyat düşüşüne karşı kazanç sağlayan satım opsiyonu) almak etkili bir korunma aracı olabilir.
Piyasa “kusursuzluk” fiyatlıyor; harcamalarda yavaşlama sinyali, varlık sınıfları genelinde sert bir geri dönüşe neden olabilir. VIX (piyasadaki beklenen oynaklığı gösteren endeks) son bir aydır 14 civarında, yılın diplerine yakın seyrediyor; bu da aşağı yönlü korumayı görece ucuz kılıyor. Nasdaq 100’de “out-of-the-money put” (mevcut fiyatın altında kullanım fiyatlı satım opsiyonu) almak, bu sermaye yoğun hikâyenin tökezleme riskine karşı temkinli bir korunma yolu.
Bu inşa sürecinin ikinci derece etkileri de izlenmeli; özellikle elektrik şebekesi üzerindeki yük. Son raporlar, yeni veri merkezlerinin enerji tüketiminin tahminleri aştığını ve bunun net bir darboğaz oluşturduğunu vurguluyor. Daha az kalabalık bir seçenek, kamu hizmetleri (elektrik-su-doğalgaz) sektöründe veya elektrik üretimi ve şebeke altyapısında yer alan şirketlerde uzun vadeli alım opsiyonlarına bakmak olabilir.