İsveç’in ilk çeyrekte zayıf gelen GSYH’si, ağırlıklı olarak kamu harcamalarındaki çeyreklik bazda %2,1’lik düşüşe bağlandı. Buna karşın hanehalkı tüketimi çeyreklik %0,6 arttı ve stoklar büyümeye katkı verdi. Reel harcanabilir gelir yıllık %1,0 yükselerek talebe bir miktar destek sağladı. Bloomberg anketi, bu yıl TÜFE enflasyonunun yıllık %0,8 olacağını öngörüyor; bu kombinasyon, Riksbank’ın politika duruşunu sabit tutabileceğine işaret edebilir.
Ancak enflasyon verileri vergi değişiklikleri nedeniyle karmaşıklaştı. Nisan ayına ilişkin nihai veriler, manşet TÜFE’nin yıllık %-0,1 olduğunu, enerji hariç ölçümün yatay seyrettiğini ve CPIF’in yıllık %0,8 olduğunu gösterdi; aynı Bloomberg anketi, mayısta TÜFE’nin yıllık %1,3’e yükseleceğini öngörürken Riksbank CPIF’te %2’yi hedefliyor. Hükümet, eylülde 2026 bütçesinde gıda ürünlerindeki KDV’yi yarıya indireceğini açıklamıştı ve KDV indirimi nisanda yürürlüğe girerek yakın vadeli okumaları potansiyel olarak çarpıttı. Riksbank toplantı tutanakları, faizler değişmeden bırakılırken dahi İran savaşıyla bağlantılı olanlar dahil yukarı yönlü enflasyon risklerine ilişkin endişelere işaret etti.
Riksbank Duyarlılığı ve Piyasa Yanlış Fiyatlaması
İsveç’ten gelen son dönemdeki yumuşak ekonomik verilerin yanıltıcı olabileceğini düşünüyoruz. İlk çeyrekte GSYH, kamu harcamalarındaki düşüş nedeniyle daralırken, önemli sinyal hanehalkı harcamalarının reel gelirlerdeki artışla desteklenerek gerçekten büyümüş olmasıydı. Bu tüketici gücü, manşet rakamın ima ettiğinden daha sağlam bir temel olduğuna işaret ediyor.
Mevcut düşük enflasyon okumaları, nisanda yürürlüğe giren gıdada geçici KDV indirimi nedeniyle yapay biçimde baskılanıyor. Altta yatan fiyat baskılarının biriktiğine inanıyoruz; bu görüş, İstatistik İsveç’in (Statistics Sweden) mayıs CPIF enflasyonunun %1,7’ye sıçradığını gösteren ve piyasaların yalnızca %1,3’lük artışı fiyatladığı bir ortamda sürpriz yaratan son verileriyle de destekleniyor. Bu, KDV indiriminin sağladığı geçici rahatlamanın şimdiden sönmeye başladığını ve çekirdek baskıların geri döndüğünü gösteriyor.
Riksbank’ın kendi tutanakları, piyasanın sandığından daha fazla enflasyon odaklı olduklarını gösteriyor. Yetkililer, İran’daki devam eden çatışma gibi jeopolitik gelişmelerin sevkiyat ve enerji fiyatlarını etkilemeye devam etmesi nedeniyle yukarı yönlü risklerden endişeli. Enflasyon baskıları daha geniş tabana yayılarak artmaya devam ederse, harekete geçme isteklerini hafife almamak gerekir.
Bu tablo, 2021-2022 dönemine benziyor; ilk enflasyon sıçramaları hafife alınmış, ardından merkez bankaları agresif sıkılaşmaya zorlanmıştı. Bu nedenle, piyasanın gelecekte Riksbank faiz artırımı ihtimalini düşük fiyatladığını düşünüyoruz. İşlemciler, İsveç kısa vadeli faizlerinin yükselmesinden fayda sağlayacak pozisyonları—örneğin faiz swaplarında sabit ödemeyi (pay fixed) değerlendirebilir.
İşlem Çıkarımları ve Krona Görünümü
Piyasa fiyatlaması ile olası Riksbank aksiyonu arasındaki bu ayrışma dikkate alındığında, İsveç kronunun (SEK) düşük değerli göründüğünü düşünüyoruz. Daha şahin bir merkez bankası, SEK güçlenmesi için önemli bir katalizör olabilir. Para politikasında sürpriz bir sıkılaşmaya karşı konumlanmak için, özellikle euro karşısında krona alım (call) opsiyonlarında fırsatlar görüyoruz.
Zayıf resmi veriler ile merkez bankasının şahin alt tonları arasındaki belirgin uyuşmazlık, anlamlı bir belirsizlik yaratıyor. Bu da önümüzdeki haftalarda, özellikle bir sonraki enflasyon verisi açıklaması etrafında daha yüksek oynaklığa işaret ediyor. Piyasanın bu çelişkili bilgileri sindirdiği süreçte büyük bir fiyat hareketinden faydalanmak için EUR/SEK kurunda opsiyon straddle’ları almak etkili bir yöntem olabilir.