Brent ve WTI, İran–İsrail arasındaki füze atışmalarının enerji arzında kesinti ve enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri artırmasının ardından yaklaşık %4–5 yükseldi. WTI %4,7 artışla 94,80 dolara, Brent %4,7 yükselişle 97,50 dolara çıkarken; AB doğal gazı %5 artarak 51,2 avroya ulaştı ve son üç haftanın en sert hareketini kaydetti. Piyasanın odağı stoklara da kaydı; çekişlerin (draw) haziranda günlük yaklaşık 11 milyon varile (mb/g) doğru daha da artacağı görülüyor.
Arz politikası tarafında, Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman’ın da aralarında bulunduğu OPEC+ üyeleri Temmuz 2026’dan itibaren toplam 188 bin varil/gün (b/g) üretim artışı üzerinde anlaştı. Grup ayrıca planı ayarlama alanını korudu; Kasım 2023’te açıklananlar dahil olmak üzere kesintilerin kademeli geri çekilmesini artırma, duraklatma veya tersine çevirme opsiyonunu muhafaza etti.
Jeopolitik Korkular ve Piyasa Sıkılığı Enerji Fiyatlarını Yukarı Taşıyor
Brent petrol varil başına psikolojik 100 dolar seviyesine doğru ilerlerken, yakın vadeyi temellerden ziyade jeopolitik kaygıların yönlendirdiğini düşünüyoruz. İran ile İsrail arasındaki doğrudan füze atışmaları piyasaya kayda değer bir risk primi ekledi. Artan gerilim, olası fiyat sıçramalarını yakalamak için alım opsiyonları (call) üzerinden uzun pozisyon taşımayı ihtiyatlı bir strateji haline getiriyor.
Alttaki piyasa zaten sıkı; bu da arz kesintisi endişelerinin etkisini büyütüyor. Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) son bir ayda yayımladığı veriler, haftalık ham petrol stoklarında düzenli çekişlere işaret etti; son rapor ise beklentilerin üzerinde, 2,5 milyon varillik bir çekiş gösterdi. Mevcut sıkılık, gerilim bir miktar azalsa bile çekişlerin hızlanabileceği görüşünü destekliyor ve fiyatlar için sağlam bir taban oluşturuyor.
OPEC+ Politikası, Oynaklık ve Piyasalar Arası Fırsatlar
Son OPEC+ kararını, kısa vadede petrol fiyatları açısından “yukarı yönlü” (bullish) değerlendiriyoruz. Temmuz için planlanan günlük 188 bin varillik artış, sembolik bir adım ve grubun bu ralliyi soğutmakta aceleci olmadığını gösteriyor. Kesintileri duraklatma veya tersine çevirme esnekliğine açıkça vurgu yapılması, belirsiz bir piyasada arzı artırmaktan ziyade yüksek fiyatları savunmaya daha yatkın olduklarına işaret ediyor.
Tarihsel olarak bu tür gelişmeler belirgin oynaklık yaratır ve yatırımcılar bunu lehine kullanabilir. Örneğin 2019’da Suudi Aramco tesislerine yönelik İHA saldırılarının ardından Brent, tek bir seansta yaklaşık %15 sıçramıştı. Ateşkes görüşmeleri aşağı yönlü bir risk unsurunu temsil etse de mevcut momentum alıcıların lehine; bu da olası ani bir diplomatik atılım durumunda uzun pozisyonların stop-loss’larla korunması gerektiği anlamına geliyor.
Son üç haftanın zirvesine çıkan Avrupa doğal gaz piyasasına sıçrama da göz ardı edilmemeli. Bu hareket, yatırımcıların Orta Doğu’dan ya da Orta Doğu üzerinden geçen enerji arzına yönelik geniş tabanlı bir risk gördüğünü teyit ediyor. Bu durum TTF vadeli kontratlarında korelasyonlu bir işlem fırsatı sunuyor; zira Hürmüz Boğazı’nda olası bir aksama, petrol tankerlerinin yanı sıra LNG sevkiyatlarını da etkileyecektir.