NZD/USD, 0,5920–0,5925 bölgesinden (11 Mart’tan bu yana en yüksek seviye) geri çekildikten sonra Cuma günü ikinci günde de geriledi. Parite, Avrupa’nın erken saatlerinde 0,5900 seviyesinin altında kaldı ve yukarı yönlü hareket gücü sınırlıydı.
İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük ateşkes olmasına rağmen piyasalardaki temkinli hava sürdü. Bunun nedeni, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasıyla ilişkilendirilen Hürmüz Boğazı’ndaki (küresel petrol sevkiyatında kritik geçiş noktası) olası aksama riskleri oldu. Bu tablo, Şubat sonundan bu yana en düşük seviyesinden toparlanan ABD Doları’nı destekledi ve NZD/USD üzerinde baskı yarattı.
Dolar Desteği ve Diplomasi Riskleri
ABD Doları’ndaki yükseliş, İran’la yeniden diplomatik temas kurulduğuna dair haberlerle sınırlı kaldı. ABD Başkanı Donald Trump Perşembe günü İran’ın anlaşmaya yakın olduğunu söyledi. Wall Street Journal ise Washington ile Tahran’ın yeni görüşmeler yapmak üzere “ilke olarak” anlaştığını, ancak tarih ve yerin netleşmediğini yazdı.
ABD’de para politikasının daha da sıkılaşacağı beklentilerinin zayıflaması da Dolar’ı frenledi. Yatırımcılar yıl sonuna kadar Fed’in faiz indireceği olasılığını yaklaşık %30 olarak fiyatlıyor. Bu durum Dolar talebini azaltarak NZD/USD’deki kayıpları sınırladı.
Piyasa odağı şimdi, FOMC’nin (ABD Merkez Bankası’nın faiz kararlarını alan kurulu) etkili üyelerinin konuşmalarına ve ABD-İran görüşmelerine dair yeni başlıklara çevrildi. Son düşüşe rağmen NZD/USD, üst üste ikinci haftayı artıda kapatma yolunda ilerliyor.
2025 ile Bugünün Karşılaştırması
Bugün de benzer bir tablo görülüyor: Güney Çin Denizi’ndeki gerilim artışı, “güvenli liman” (risk yükseldiğinde daha çok tercih edilen) ABD Doları’na talebi yeniden güçlendiriyor. Piyasadaki korku göstergesi olarak bilinen VIX (oynaklık endeksi; yükselmesi risk algısının arttığını gösterir) 2025’teki Hürmüz olayında 20’nin üzerine çıkmıştı; şu anda 18 seviyesinde yüksek seyrediyor. Bu, yatırımcıların daha fazla risk fiyatladığını ve bunun genellikle Dolar’ı destekleyip Kiwi gibi (Yeni Zelanda Doları) risk iştahına duyarlı para birimlerini baskıladığını gösteriyor.
Şu an kritik fark, merkez bankaları arasındaki politika ayrışmasının daha net olması. Yeni Zelanda’nın son çeyreklik enflasyonu %3,1 ile “inatçı” (kolay düşmeyen) kaldı; bu da RBNZ’nin (Yeni Zelanda Merkez Bankası) şahin (enflasyonla mücadele için faizleri yüksek tutmaya yatkın) kalmasına baskı yapıyor. ABD’de ise çekirdek TÜFE’nin (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç enflasyon) bu ay %2,8 gelmesi, Fed’in daha sabırlı bir duruşta kalmasına neden oluyor. Şahin RBNZ ile veriye bağlı (veriler geldikçe kararını şekillendiren) Fed arasındaki bu temel çekişme, paritede iki yönde de büyük hareketleri sınırlayabilir.
Türev işlem yapanlar için (dayanak varlığa bağlı sözleşmelerle işlem yapanlar), bu durum önümüzdeki haftalarda “oynaklık almak” (fiyat dalgalanması artışına oynayan pozisyon almak) stratejisini daha makul kılabilir. Jeopolitik başlıkların sert ama kısa süreli hareketler yaratma potansiyeli nedeniyle, paritede uzun straddle veya strangle gibi opsiyon stratejileri etkili olabilir. (Opsiyon: belirli bir tarihe kadar belirli fiyattan alma/satma hakkı; straddle: aynı vade ve fiyattan alım+satım opsiyonu; strangle: farklı fiyatlardan alım+satım opsiyonu.) Piyasa şu anda Temmuz’a kadar Fed’in faiz indirme ihtimalini yalnızca %40 olarak fiyatlıyor; bu oran geçen ay %65’ti. Bu da belirsizliğin süreceğini ve dalgalanmayı besleyeceğini gösteriyor.
Zıt güçler nedeniyle, sınırlı riskle opsiyon primi satmak da (opsiyon satarak prim geliri hedeflemek; zarar-çıkar sınırlarını önceden belirlemek) cazip olabilir. Iron condor gibi stratejiler (belirli bir bantta kalma beklentisine oynayan, risk/ödül sınırları tanımlı opsiyon yapısı) paritenin jeopolitik kaygılar ile merkez bankası farkları arasında bant içinde kalmasından faydalanabilir. Bu ortamda, yön tahminiyle spot pozisyon taşımak yerine opsiyonla riski net tanımlamak daha mantıklı görünüyor.
VT Markets canlı hesabınızı oluşturun ve hemen işlem yapmaya başlayın.