Hindistan’ın imalat üretimi martta yıllık bazda %4,3 arttı. Bu oran, önceki dönemdeki %6 seviyesinin altına indi.
Bu değişim, martta büyümenin yavaşladığını gösteriyor. Başka ayrıntı paylaşılmadı.
Hisse Senetleri İçin Piyasa Etkileri
Martta imalat üretiminin %4,3’e yavaşlaması, kısa vadede borsada zayıflama riskini artırıyor. Ekonomik döngülere duyarlı sanayi ve banka hisseleri (ekonomi iyi giderken yükselip yavaşlamada gerileyen sektörler) görece zayıf kalabilir. Bu nedenle hisse senedi türevlerinde (bir varlığın fiyatına bağlı sözleşmeler) temkinli duruş öne çıkıyor.
Portföyü olası düşüşe karşı korumak için Mayıs veya Haziran vadeli Nifty 50 put opsiyonları (endeks düşerse değer kazanan “satış hakkı” opsiyonları) almayı değerlendiriyoruz. Ayrıca S&P Global India Manufacturing PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi: anketlere dayalı, 50’nin üzeri büyümeye işaret eden öncü gösterge) nisan ayında 59,1’den 57,5’e gerileyerek soğuma sinyalini destekledi. Bu iki veri birlikte, piyasada düzeltme (hızlı yükseliş sonrası geri çekilme) olasılığını güçlendiriyor.
Bu veriler Hindistan Rupisi görünümünü de etkiliyor. Daha yavaş büyüme, yabancı sermaye girişlerini azaltabilir; bu da para birimi üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Bu nedenle USD/INR call opsiyonları (kur yükselirse değer kazanan “alım” opsiyonları) ile Rupinin dolar karşısında değer kaybetmesinden faydalanmayı değerlendiriyoruz.
Yavaşlama, faiz görünümünü de değiştirerek Hindistan Merkez Bankası’nın (RBI) ileride faiz indirimi yapma ihtimalini artırıyor. RBI 2025’te enflasyon nedeniyle “şahin” (faiz indirimine uzak, sıkı duruş) kalmıştı; ancak büyüme endişesi önceliği değiştirebilir. Yılın ikinci yarısında faizlerin düşeceği beklentisine yönelik faiz swaplarında (tarafların sabit ve değişken faizi takas ettiği sözleşmeler) fırsat görüyoruz.
Bu görüş, mart ayı perakende enflasyonunun %4,7 ile RBI’nin hedef aralığı içinde kalmasıyla da destekleniyor.
Faiz Stratejisi ve Politika Görünümü
Enflasyon kontrol altındayken büyümenin öne çıkan risk haline gelmesi, merkez bankasına daha “destekleyici” (ekonomiyi canlandırmaya dönük gevşeme) politika alanı açıyor. Bu ortamda tahvil vadeli işlemleri veya swaplar üzerinden daha düşük faize pozisyon almak (faizler düşünce kazanç hedeflemek) daha mantıklı bir strateji olarak öne çıkıyor.