Hindistan, devam eden İran çatışması sırasında rupiyi desteklemek ve döviz rezervleri (merkez bankasının elindeki yabancı para stokları) üzerindeki baskıyı azaltmak için altın ve gümüş ithalat vergilerini artırdı.
Altın ve gümüşte ithalat vergisi %6’dan %15’e yükseltilerek önceki oran iki kattan fazla artırıldı.
Hindistan, dünyanın en büyük ikinci altın tüketicisi ve altın ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılıyor. Altın ve gümüş, Hindistan’ın toplam ithalatının yaklaşık %11’ini oluşturuyor.
Daha yüksek vergilerin, Hindistan’da kısa vadede fiziki altın talebini (kuyumculuk/teslimat amaçlı gerçek metal alımı) azaltması ve ithalat girişini düşürmesi bekleniyor.
2025’te Hindistan, İran çatışması sırasında para birimini korumak için altın ithalat vergisini %6’dan %15’e sert biçimde yükseltmişti. Amaç, döviz rezervlerini zorlayan ithalatı kısmaktı. İlk beklenti, dünyanın en büyük ikinci tüketicisinden gelen fiziki talep için belirgin bir olumsuz etkiydi.
Beklendiği gibi, 2025’in ikinci yarısına ait resmi ithalat verileri yaklaşık %20 düşüşe işaret etti; bu da yerel altın fiyatlarında belirgin bir prim (iç piyasada dünya fiyatının üzerinde oluşan fark) yarattı. Ancak Hindistan’daki talep düşüşü, küresel ölçekte güvenli liman alımlarıyla (risk dönemlerinde yatırımcıların altın gibi varlıklara yönelmesi) büyük ölçüde dengelendi. Altın fiyatları 2025’in büyük bölümünde yükseldi ve yıl sonunda ons başına 2.400 doların belirgin şekilde üzerine çıktı.
Daha sonra görünüm değişti; jeopolitik gerilimin azalmasıyla ithalat vergisi Mart 2026’da kısmen geri çekilerek %8’e indirildi. Talepte normalleşmenin etkileri görülmeye başladı. Bu ayın başındaki Akshaya Tritiya festivali (Hindistan’da altın alımlarının arttığı önemli geleneksel dönem) sonrası ilk haberler, tüketici alımlarında güçlü bir toparlanmaya işaret ediyor.
Türev piyasalarda işlem yapanlar için (vadeli işlem ve opsiyon gibi sözleşmelerle alım-satım yapan yatırımcılar), Hindistan talebinin geri dönmesi geçen yılın büyük kısmında fiyatı aşağı çeken önemli bir etkenin ortadan kalkması anlamına geliyor. Yeniden artan fiziki alım, 2.450 dolar seviyesinde yatay seyreden fiyatlar için daha sağlam bir taban oluşturuyor. Bu nedenle olası geri çekilmelerde, bu kilit pazardan daha güçlü fiziki alımların gelmesi beklenebilir.
Bu tüketici kaynaklı destek, merkez bankalarının (resmi kurum alımları) sürdürdüğü güçlü alımlarla birlikte görülüyor; merkez bankaları 2026’nın ilk çeyreğinde küresel olarak 200 tonun üzerinde altın ekledi. Bu yüzden yatırımcıların büyük ölçekli “kısa” pozisyonlar (fiyat düşüşüne oynayan satış yönlü işlem) almada temkinli olması gerekiyor. Perakende talepte toparlanma ile resmi alımların sürmesi birlikte değerlendirildiğinde, fiyatlarda yukarı yön daha olası görünüyor.