Altın, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politikayı değiştirmeden bırakırken bu yılın ilerleyen dönemlerinde daha yüksek borçlanma maliyetlerine işaret etmesinin ardından Asya’da erken işlemlerde yaklaşık 4.280 dolara geriledi. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), Kevin Warsh başkanlığındaki ilk toplantısında federal fon oranını %3,5-%3,75 aralığında tutma kararı için oybirliği ile karar aldı. Piyasalar daha sonra politika patikasını yeniden fiyatladı: CME FedWatch Tool Aralık ayında faiz artışı olasılığını karar öncesindeki %61’den %83,1’e yükseltti. Oranların yüksek kalmasının beklendiği dönemlerde bu tür bir kayma, getiri sağlamayan değerli metal üzerinde baskı oluşturma eğiliminde.
Jeopolitik gelişmeler de gündemdeydi. İran ve ABD’nin, savaşı sona erdirmek üzere Cenevre’de Cuma günü bir mutabakat zaptı (MOU) imzalamasının beklendiği belirtildi. MOU kapsamında Tahran, 60 gün boyunca ticari gemilerin geçişine ücret almadan izin verecek; bunun ardından İran’ın, diğer Körfez ülkeleriyle birlikte Hürmüz’de gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerine ilişkin Umman ile görüşmeler başlatması öngörülüyor. Öte yandan, resmi sektör talebi önemli bir yapısal unsur olmayı sürdürüyor: Dünya Altın Konseyi’ne göre merkez bankaları 2022’de yaklaşık 70 milyar dolar değerinde 1.136 ton altın ekledi; bu, kayıtlardaki en güçlü yıllık alım oldu.
Faiz Oranları, Merkez Bankaları ve Altın Fiyat Dinamikleri
Fed’in faizleri sabit tutup ileride artış sinyali vermesinin ardından altın üzerinde belirgin bir baskı görüyoruz. Yaklaşık 4.280 dolara gerileme, piyasanın yeni liderlik altında daha şahin bir Fed’i fiyatlamasını yansıtıyor. Aralık ayında faiz artışı olasılığının artık %83,1’e çıkmasıyla, kısa vadede altın için en düşük direnç yönünün aşağı olduğu görülüyor.
Faiz oranları ile altın arasındaki ilişki şu anda kritik önem taşıyor. Daha yüksek faizler, getiri sağlamayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırarak sermayeyi ABD Hazine tahvilleri gibi varlıklara yönlendiriyor. 2022 ve 2023’te de benzer bir tablo görülmüş; Fed’in agresif faiz artırımlarıyla oranları sıfıra yakın seviyelerden %5’in üzerine taşıması, yüksek enflasyona rağmen altın fiyatlarında yukarı yönü sınırlamıştı.
Jeopolitik Gerilimin Azalması ve Türev Stratejisi
Yarın Cenevre’de planlanan önemli jeopolitik yumuşama da düşüş eğilimine katkı sağlıyor. ABD-İran anlaşmasının Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimi azaltması bekleniyor; bu durum, altının “güvenli liman” cazibesini doğrudan zayıflatıyor. Jeopolitik risk priminin ortadan kalkması, anlaşmanın resmen imzalanmasının ardından değerli metalde yeni bir düşüş dalgasını tetikleyebilir.
Türev piyasası yatırımcıları açısından bu ortam, düşen fiyatlardan veya artan volatiliteden fayda sağlayan stratejileri gündeme getiriyor. Önümüzdeki haftalarda ilave zayıflığa pozisyon almak için altın vadeli işlemleri ya da ETF’ler üzerine put opsiyonu alımının etkili bir yöntem olabileceğini düşünüyoruz. Bu yaklaşım, hem para politikası hem de jeopolitik endişelerin azalmasının sürükleyebileceği aşağı yönlü senaryoda, riskin yönetilmesine olanak tanırken potansiyel düşüşten yararlanmayı sağlar.
Bununla birlikte, merkez bankalarından gelen güçlü temel desteğin de altını çizmek gerekiyor; zira kurumlar tarihî ölçekte alım yapıyor. Dünya Altın Konseyi, merkez bankalarının 2024’ün ilk çeyreğinde 290 ton daha altın eklediğini ve bunun herhangi bir yılın kayıtlardaki en güçlü başlangıcı olduğunu bildirdi. Bu ısrarlı kurumsal talep, fiyatlar için belirgin bir taban oluşturabilir; bu nedenle kilit teknik seviyeler etrafında destek işaretleri yakından izlenecek.