Euro Bölgesi’nde reel faizler, enflasyonun yanı sıra yapısal faktörler tarafından da şekilleniyor; mali genişleme ve rekor tahvil arzı, daha uzun vadelerde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. ING’ye göre 10 yıllık euro zımni reel faizi, petrol fiyat şoku öncesindeki başlangıç seviyesine yakın; ancak 2024’ten bu yana yükseldi. Bu hareket, kısmen Euro Bölgesi büyüme beklentilerindeki iyileşme ve seküler durgunluk riskini azaltmayı hedefleyen Almanya’nın harcama planlarıyla ilişkilendiriliyor.
ING, son aylarda 10 yıllık euro reel faizlerinin yatay seyrederken ABD reel faizlerinin yükseldiğini; bu ayrışmanın yoğun küresel ihraç ortamında gerçekleştiğini belirtiyor. ECB’nin bilanço küçültmesi, piyasanın absorbe etmek zorunda olduğu faiz oranı riskini artırarak vade primini yukarı çekiyor; ABD’deki yüksek mali açık ise arzı artırıp getiri eğrilerini daha dik tutuyor. Petrol fiyatlarının günlük hareketleri belirlediği belirtilirken, ING, ABD veya Euro Bölgesi’nde yeniden büyüme endişeleri ya da resesyon söyleminin güçlenmesinin reel faizlerin yönünü hızla tersine çevirebileceğine dikkat çekiyor.
Yapısal Güçler ve Değişen İşlem Ortamları
Euro faizlerini yukarı taşıyanın yalnızca günlük enflasyon verileri değil, yapısal güçler olduğunu görüyoruz. Devasa devlet tahvili arzı ve devam eden mali harcamalar reel getiriler için bir taban oluşturuyor. Bu değişim, geçmiş yıllara kıyasla farklı bir işlem ortamına işaret ediyor.
Örneğin, Almanya 10 yıllık reel getirisi son dönemde %0,50’nin üzerine çıktı; bu seviye, kamu için reel bir borçlanma maliyetine işaret ediyor. Bu, 2010’ların büyük bölümüne damga vuran negatif reel getirilerle keskin bir tezat oluşturuyor. ECB’nin bilançosunun zirvesinden bu yana 1,5 trilyon euronun üzerinde küçülmesiyle, piyasanın absorbe etmesi gereken borç miktarı artarken bu yukarı yönlü baskı da güçleniyor.
Pozisyonlanma, Riskler ve Piyasa Kırılganlığı
Türev piyasalardaki pozisyonlanmanın, uzun vadeli faizlerin ılımlı şekilde daha yükseğe gitmesini desteklemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu, 10 yıllık faiz swaplarında sabit ödeme (pay fixed) tarafında yer almak veya getirilerde ilave yükselişten faydalanmak için Bund vadeli kontratları üzerine satım (put) opsiyonu almak gibi stratejileri içerebilir. Almanya’nın 2026’nın ikinci yarısına ilişkin son takviminin 250 milyar euro daha yeni borçlanmaya işaret etmesiyle, borç ihracının hacmi daha dik bir getiri eğrisini destekliyor.
Bununla birlikte, büyüme korkularının tetikleyebileceği sert bir dönüş sinyallerine karşı tetikte kalmalıyız. Son Alman IFO İş Ortamı endeksi beklentilerin aksine 92,5’e geriledi ve toparlanmanın kırılgan olduğunu hatırlattı. Öncü göstergelerde yaşanacak ilave bozulma, bu yüksek reel getirilerin hızla çözülmesine yol açabilir.
Bu kırılganlık, uzun vadeli tahvil piyasasında düşüş (bearish) yönlü pozisyonların net bir çıkış stratejisi veya koruyucu opsiyonlarla birlikte kurgulanması gerektiği anlamına geliyor. Reel faizlerde yukarı yönlü baskının sürmesini bekliyoruz; ancak duruşumuzu erkenden değiştirebilecek bir sinyal için gelecek büyüme verilerini çok yakından izleyeceğiz. Mevcut ortam, piyasanın her iki yönünde de işlem yapabilecek esnekliği gerektiriyor.