ABD Dolar Endeksi (DXY), İran’ın İsrail’e yönelik askeri operasyonları sonlandırdığına dair haberlerin ardından ABD verileri dirençli kalmaya devam etse de artan risk iştahının baskısıyla 100,00 seviyeleri civarında seyretti. EUR/USD 1,1530 yakınında tutunurken, Sentix Yatırımcı Güveni endeksinin Haziran’da -16,4’ten -13,4’e yükselmesiyle Euro Bölgesi’ndeki hava iyileşti; odak, piyasaların bir faiz artışını daha fiyatladığı Perşembe günkü Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararına çevrildi. GBP/USD 1,3340 civarında işlem görürken, daha yumuşak dolar tonu ve daha istikrarlı risk algısı pariteyi destekledi; USD/JPY ise geleneksel güvenli limanlara talebin azalmasına rağmen Japonya’nın 1Ç büyümesinin çeyreklik %0,5 ve yıllıklandırılmış %1,8 gelmesinin yen’e destek sağlamasıyla 160,20 civarında sakin kaldı.
AUD/USD, emtia bağlantılı para birimlerine yönelik genel alım iştahını izleyerek 0,7050’ye doğru yükseldi. Emtialarda WTI ham petrol varil başına 91,10 dolar civarında işlem görerek İran başlığının kısa vadeli arz endişesini azaltmasıyla son dalgalanmaların ardından geri çekildi; altın ise jeopolitik baskının hafiflemesiyle 4.330 dolar civarında yatay kaldı. Veri takviminde Salı Çin TÜFE ve ÜFE, Çarşamba ABD TÜFE, Perşembe ECB kararıyla birlikte ABD ÜFE ve haftalık işsizlik maaşı başvuruları, Cuma ise Birleşik Krallık GSYH, Almanya nihai TÜFE ve ABD Michigan Tüketici Güveni endeksi öne çıkıyor.
Dolar Görünümü ve Majör Para Birimi Temaları
ABD Dolar Endeksi’nin 100,00 seviyesi yakınında “bıçak sırtında” bir denge arayışında olduğunu görüyoruz; güçlü ABD ekonomisi ile küresel risk algısındaki iyileşme endeksi iki yönde çekiştiriyor. Orta Doğu’daki kısa vadeli sakinleşme dolarda bu yumuşaklığa neden olurken, asıl belirleyicinin yarın açıklanacak ABD TÜFE verisi olacağını düşünüyoruz. Çekirdek enflasyonun son çeyrekte %3,1’in üzerinde inatçı seyrini koruduğu dikkate alındığında, yüksek gelecek bir veri doların hızlı biçimde güçlenmesini sağlayabilir.
Euro, olumlu sentiment ile piyasanın Perşembe günü ECB’den 25 baz puanlık faiz artışını tamamen fiyatlamasının desteğini buluyor. Yatırımcılara, artışın kendisinden ziyade basın toplantısında verilecek ileriye dönük yönlendirmeye odaklanmalarını öneriyoruz. Bunun döngüde “son artış” olabileceğine yönelik bir sinyal, Euro’daki yükselişi 1,1550 direnç bölgesi civarında sınırlayabilir.
Avustralya Doları ve Sterlin gibi para birimleri, VIX oynaklık endeksinin yakın zamanda 14’ün altına inmesiyle de doğrulanan bu “risk-on” havasından faydalanıyor. Ancak bu iyimserlik kırılgan ve ABD enflasyon verisinin yukarı yönde sürpriz yapmamasına oldukça bağımlı. Beklentinin üzerinde bir TÜFE, Greenback karşısındaki bu son kazanımları tersine çevirebilir.
USD/JPY paritesini yakından izliyoruz; parite 160,20 civarında oldukça yüksek seviyelerde tutunuyor. Japonya’nın yıllıklandırılmış %1,8 büyümesi yene destek sağlasa da ABD ile büyük faiz farkı pariteyi yukarıda tutuyor. Tarihsel olarak Japon yetkililer bu seviyelerde uyarılar vermişti; bu nedenle, yen’i güçlendirmeye yönelik olası sözlü yönlendirmeye (verbal intervention) hazırlıklı olunmalı.
Emtia Hareketleri ve Piyasa Riskleri
WTI ham petrolün varil başına 91 dolar civarına gerilemesi, İran-İsrail geriliminin hafiflemesine doğrudan bir tepki niteliğinde. Bununla birlikte, ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) son raporunda stoklarda yalnızca sınırlı bir artış görülmesi talebin güçlü kaldığına işaret ediyor; bu yüzden buradan aşağı yönün kısıtlı olabileceğini düşünüyoruz. Daha büyük riskin, jeopolitik manşetlerin yeniden alevlenmesi halinde fiyatlarda sert bir sıçrama olması olduğunu değerlendiriyoruz.
Altının 4.330 dolar civarında yatay seyri, azalan güvenli liman talebi ile yaklaşan enflasyon verileri arasındaki ikilemi yansıtıyor. Güçlü bir ABD TÜFE verisi, reel faizleri yukarı çekerek getirisi olmayan altını elde tutmayı daha az cazip hale getirebilir. Verinin Fed’in şahin duruşunu güçlendirmesi halinde 4.250 dolar destek bölgesine doğru bir geri çekilme potansiyeli görüyoruz.