İran’ın Hürmüz Boğazı geçiş ücretlerini Renminbi (Çin yuanı) ile tahsil etme önerisi manşetlere taşındı, ancak bunu büyük bir ekonomik yön değişiminden çok siyasi bir mesaj olarak görüyoruz. “Petroyuan” (petrol ticaretinin yuan ile yapılması) anlatısını beslese de, küresel para akışları (uluslararası ödemelerde hangi para birimlerinin kullanıldığı) üzerindeki doğrudan etkisi muhtemelen sınırlı kalacak. Bu nedenle yatırımcıların odağı, artan jeopolitik risk (ülkeler arası gerilim kaynaklı belirsizlik) ve duyarlılık kaynaklı oynaklık (haber akışıyla hızlı fiyat dalgalanması) gibi dolaylı etkilere kaymalı.
İzlediğimiz daha geniş “dolar dışına çıkış” (ticaret ve rezervlerde dolar kullanımını azaltma) eğilimi, bir gecede olacak bir değişim değil; yıllara yayılan yavaş bir süreç. Geçmiş verilere bakıldığında, 2025 sonuna kadar SWIFT (uluslararası bankalar arası ödeme mesajlaşma ağı) verileri Renminbi’nin küresel ödemelerdeki payının %5’in biraz üzerine çıktığını gösteriyordu; bu önemli bir artış olsa da doların gerisinde. Benzer şekilde, aynı döneme ait IMF COFER (Merkez bankalarının döviz rezervlerinin para birimine göre dağılımını gösteren IMF verisi) verileri, doların merkez bankası rezervlerindeki payının yalnızca sınırlı gerileyerek yaklaşık %57’ye indiğini ve güçlü konumunu koruduğunu teyit etti.
Küresel Para Akışlarına Sınırlı Etki
Petrolün küresel ticaretteki payının küçüldüğü görüşü doğru ve bu eğilim 2025 boyunca sürdü. Petrol ve ilgili ürünlerin dünya ticaretindeki payı azalırken, Hürmüz’den geçen yaklaşık günlük 21 milyon varil için olası yeni bir geçiş ücreti, doların hakimiyetine sistemik (tüm sistemi sarsan) bir tehditten çok yeni bir maliyet/engel unsuru olur. Bu da hamlenin, Batı merkezli finansal sistemlere bağımlılığı azaltma ve siyasi duruş gösterme amacı taşıdığı görüşümüzü destekliyor.
Türev işlem (değerini başka bir varlıktan alan ürün; ör. opsiyon, vadeli işlem) yatırımcıları için ana mesaj, bu haberle tek başına USD’nin (ABD doları) “çöküşü” ya da CNY’nin (Çin yuanı) sert yükselişi üzerine büyük yön bahisleri almamak. Bunun yerine önümüzdeki haftalarda artan belirsizliğin fiyatlanmasına odaklanmak daha anlamlı. USD/CNH (ABD doları / offshore yuan; Çin ana karası dışındaki piyasalarda işlem gören yuan) gibi paritelerde opsiyonlarla (belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) yakın vadeli oynaklık almak; örneğin straddle (aynı vade ve kullanım fiyatıyla hem alım hem satım opsiyonu alma stratejisi; fiyat hangi yöne sert giderse gitsin faydalanmayı hedefler) kullanmak, olası çift yönlü sıçramaya karşı daha temkinli bir pozisyonlama olabilir.
Bu gelişme enerji fiyatlarına da doğrudan yeni bir risk katmanı ekliyor; enerji fiyatları Orta Doğu gerilimlerine karşı hassas. Geçiş ücreti, kritik bir boğaz noktasında yeni bir maliyet oluşturur; taşıma maliyetini ve sevkiyat riskini artırır. Daha taktik bir yaklaşım, Brent veya WTI vadeli işlemleri üzerinde en yakın vadeli alım opsiyonları (call; belirli fiyattan alma hakkı) almak olabilir; böylece boğazda uygulama sertliği veya sevkiyat aksamalarıyla tetiklenebilecek ani fiyat sıçramalarına karşı korunmak ya da fırsat yakalamak hedeflenir.