Commerzbank’ın Döviz ve Emtia Araştırma Başkanı, İran’ın Renminbi (Çin para birimi) ile “geçiş ücreti” (toll) planlarına ve daha geniş jeopolitik (ülkeler arası siyasi) gerilimlere rağmen ABD Doları’nın (USD) küresel ticaret ve rezervlerde (merkez bankalarının tuttuğu döviz varlıkları) ana para birimi olmaya devam ettiğini söyledi. USD, yalnızca ABD ile ticarette değil, diğer ülkelerin kendi aralarındaki ticarette de yaygın biçimde kullanılıyor.
Doların uluslararası ödeme sistemlerindeki payının, ABD’nin küresel ticaretteki payından daha yüksek olduğunu belirtti. Bu durum, Doların sınır ötesi işlemlerde “ara para” (iki tarafın da kabul ettiği ortak değişim parası) olarak kullanıldığını gösteriyor.
Ticaret ve Ödemelerde Doların Üstünlüğü
Doların küresel döviz rezervlerindeki payının yavaş gerilediğini; 2000’de yaklaşık %70’ten son dönemde %60’ın biraz altına indiğini kaydetti. Geleneksel olmayan para birimlerinin kullanımının arttığına da değindi.
Bu değişimin temel olarak ekonomik nedenlerden değil, yaptırımlar (devletlerin ticaret/finans kısıtlamaları) ve diğer siyasi adımlardan kaynaklandığını söyledi. Yaptırımlar olmasa USD’den uzaklaşmak için güçlü bir neden olmayacağını, çünkü birçok kullanıcının hâlâ bu para birimiyle işlem yaptığını ifade etti.
Önümüzdeki haftalarda belirleyici unsurun ABD dolarının yapısal (kalıcı ve sistemden gelen) üstünlüğü olduğunu düşünüyoruz; bu nedenle belirgin bir düşüşe göre pozisyon almak için uygun zaman değil. Mart 2026’ya ait SWIFT verileri (uluslararası para transfer ağı), doların küresel ödemelerin %47’sinden fazlasında kullanıldığını gösteriyor; bu oran ABD’nin dünya ticaretindeki payını açık ara aşıyor. Bu güçlü “ağ etkisi” (çok kişi kullandıkça daha cazip hale gelme) para birimi için sağlam bir destek oluşturuyor.
Doların rezerv para statüsündeki kademeli aşınma uzun vadeli ve bilinen bir eğilim; kısa vadeli işlem stratejilerini belirlememeli. IMF’nin (Uluslararası Para Fonu) 2026 1. çeyrek verileri, doların küresel rezervlerdeki payını %57,9 olarak gösteriyor; bu oran 2025 başında gördüğümüz %58,8’e göre çok sınırlı bir gerileme. Bu yavaş düşüş, geniş çaplı bir ekonomik “doları terk” eğiliminden ziyade, az sayıdaki ülkenin siyasi amaçlı adımlarından kaynaklanıyor.
Yatırımcılar ve Oynaklık İçin Sonuçlar
“Türev” (dayanak varlığa bağlı sözleşmeler; ör. vadeli işlem ve opsiyon) işlemi yapanlar için bu ortam, dolara karşı kalıcı bir yön bahisinden ziyade oynaklığa (fiyat dalgalanması) odaklanmayı ima ediyor. Yerel para birimleriyle ticaret anlaşmaları gibi jeopolitik haber akışı, geçici geri çekilmelere yol açabilir; bu tür düşüşler geçmişte çoğu zaman alım fırsatı oldu. EUR/USD gibi majör paritelerde kısa vadeli fiyat hareketlerinden faydalanan opsiyon stratejileri (belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşmeler), dolar aleyhine doğrudan “kısa” pozisyona (düşüş beklentisiyle satış) göre daha etkili olabilir.
Bu siyasi kaymadan faydalanan para birimlerine bağlı türevlerde likiditenin (kolay alım-satım yapılabilmesi) arttığını da görüyoruz; özellikle offshore Çin Renminbisi CNH’de (Çin ana karası dışındaki piyasada işlem gören yuan). Örneğin CNH vadeli işlem ve opsiyon hacimleri, 2025’te gördüğümüz yaptırım genişlemelerinden bu yana istikrarlı biçimde yükseldi. Bu, belirli aktörlerin taktiksel (kısa vadeli/amaç odaklı) hamlesini yansıtıyor; doların verimli, derin (yüksek işlem hacimli) ve hâlâ eşi olmayan sistemine temel bir meydan okuma değil.