BNP Paribas’ta görevli bir ekonomist, İran’daki savaşla bağlantılı petrol ve doğal gaz fiyat sıçramasını, Ukrayna savaşı sonrası 2022’de görülen enerji şokuyla karşılaştırıyor. Yazı, benzer etkenlerin benzer enflasyon ve büyüme sonuçları doğurup doğurmayacağını sorguluyor.
Yazıya göre enflasyon baskısı 2022’ye kıyasla daha zayıf olabilir; çünkü talep (mal ve hizmetlere olan istek) daha durgun, arz (piyasaya sunulan miktar) ise daha az sıkışık. Bu da enerji fiyatlarındaki artışın genel fiyatlara yansımasını sınırlayabilir.
Transmission And Timing Effects
Metin, “aktarım gecikmeleri” (fiyat değişiminin ekonomiye yansımasının zaman alması) nedeniyle etkinin hem ortaya çıkmasının hem de sönmesinin zaman alabileceğini vurguluyor. Ekonomi yeni koşullara uyum sağlarken durumun yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Ayrıca merkez bankalarının 2021–2023 enflasyon döneminden ders çıkardığını söylüyor. Buna göre merkez bankaları, “yayılma etkileri”ni (enerji gibi bir kalemdeki artışın diğer fiyatlara taşması), “ikinci tur etkiler”i (ilk fiyat artışlarının ücret ve diğer maliyetlere yansıyıp yeni zamlar üretmesi) ve fiyat artışları–enflasyon beklentileri–ücretler arasındaki “kısır döngü”yü daha hızlı frenlemek için daha çabuk harekete geçebilir.
Yazı, Euro Bölgesi, ABD, petrol ve doğal gaz piyasaları ile gelişen ülkelerde faaliyet (ekonomik aktivite) ve fiyatlar üzerindeki etkiyi izlemek için bir dizi gösterge seçildiğini belirtiyor. Amaç, mevcut koşulların 2022’ye ne kadar benzediğini ölçmek.
Yazıda, içeriğin bir yapay zekâ aracıyla üretildiği ve bir editör tarafından gözden geçirildiği not ediliyor. İçerik, piyasa gözlemleri ve analiz derleyen FXStreet Insights Team’e atfediliyor.
Why This Shock Differs From 2022
Petrol fiyatlarındaki son yükselişe rağmen, bu enerji şokunun 2022’deki enflasyon kısır döngüsünü tekrarlamayacağı değerlendirmesi yapılıyor. İran’daki çatışma nedeniyle Brent petrolü (küresel ölçüt petrol türü) son bir ayda varil başına yaklaşık 115 dolara yükselse de, ekonomik zemin farklı. 2022’de pandemi sonrası talep patlaması enflasyonu beslemişti; bugün aynı tablo yok.
Bu görüşün ana dayanağı küresel talebin zayıflaması. Bu durum, enerji maliyetlerinin “çekirdek fiyatlar”a (enerji ve gıda gibi oynak kalemler dışarıda bırakılarak hesaplanan temel fiyat eğilimi) ne kadar yansıyacağını sınırlayabilir. Örneğin Çin’in son imalat PMI verisi (Satın Alma Yöneticileri Endeksi; 50’nin altı daralmaya işaret eder) 49,8’e gerileyerek hafif daralmaya işaret etti. ABD’de perakende satışlar da geçen ay değişmedi. Bu, 2022 başındaki güçlü talep ortamıyla keskin bir karşıtlık.
Bu tablo, petrolün 2022’deki zirveye benzer şekilde 130 doların üzerinde kalıcı olacağı yönündeki opsiyon fiyatlamasının (opsiyon: belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme; fiyatlama: piyasanın bu hakka biçtiği değer) pahalı olabileceğine işaret ediyor. Son ABD TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) verisi de daha ılımlı bir enflasyon görünümünü destekliyor: yıllık artış %3,1’e çıksa da 2022’de %7’nin üzerine tırmanırken görülen sert ivme yok. Yatırımcılar, enerji fiyatlarında bir “tavan”a oynayan stratejileri düşünebilir; örneğin WTI (ABD tipi ham petrol) veya Brent vadeli işlemlerinde “zarar kesim dışı” alım opsiyonu satmak gibi (mevcut fiyatın belirgin üzerinde kullanım fiyatlı alım opsiyonu).
Ayrıca bu kez merkez bankalarının geride kalmadığı belirtiliyor. Fed (ABD Merkez Bankası) ve ECB (Avrupa Merkez Bankası), “enflasyon beklentileri”nin (hanehalkı ve şirketlerin gelecekteki enflasyon tahmini) kontrolden çıkma işareti vermesi halinde hızlı tepki vereceklerini net biçimde ifade ediyor; bu, 2021–2023 döneminden çıkarılan bir ders. Bu da getiri eğrisinin kısa vadeli tarafının (tahvil faizlerinin vadeye göre sıralandığı eğrinin kısa vade bölümü) hızlı tepki verebileceği anlamına geliyor; merkez bankalarının uzun süre hareketsiz kalacağına yönelik bahisler riskli olabilir.
Bu nedenle yatırımcıların 2022’deki “geniş emtia”da uzun pozisyon (fiyat artışına oynama) ve tahvillerde kısa pozisyon (tahvil fiyat düşüşüne/ faiz artışına oynama) stratejisini aynen tekrarlarken temkinli olması gerektiği söyleniyor. Merkez bankalarının daha dikkatli duruşu, uzun vadeli enflasyon beklentilerini sınırlayabilir; bu da mevcut seviyelerde enflasyon swaplarını (tarafların sabit enflasyon oranı ile gerçekleşen enflasyonu/tüfe endeksli akışı takas ettiği sözleşme) pahalı gösterebilir. Temel fark, politika yapıcıların ücret–fiyat sarmalını başlamadan engellemeye kararlı görünmesi.