Asya’daki birçok hisse senedi endeksi, ABD–İran barış görüşmelerinin anlaşma olmadan bitmesinin ve Başkan Donald Trump’ın ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’nda abluka uygulayacağını söylemesinin ardından pazartesi günü geriledi. Japonya’da Nikkei 225 %0,8 düştü, Güney Kore’de KOSPI %0,85 geriledi, Hong Kong’da Hang Seng %1,16 düştü. Çin’de Şanghay Bileşik Endeksi ise neredeyse yatay seyretti.
Avrupa hisse vadeli işlemleri (futures: ileride teslim için bugünden fiyatlanan sözleşmeler) karışıktı; ABD vadeli işlemleri Wall Street’te güne düşüşle başlanacağına işaret etti. Trump, pazartesi günü ABD Doğu saatiyle 10:00’dan (14:00 GMT) itibaren İran’dan çıkan tüm gemilerin engelleneceğini söylerken petrol fiyatları yeniden yükseldi. Bu adımın, İran petrolünün ana alıcısı olan Çin’i baskılamayı hedeflediği belirtildi.
Piyasalar Hürmüz Boğazı Riskine Odaklandı
Trump, İran’ın yeniden masaya dönüp dönmemesinin kendisini ilgilendirmediğini söyledi. Geçen çarşamba başlayan iki haftalık ateşkes (çatışmaların geçici olarak durdurulması) ise sürüyor. Bu durum, hisse senetlerindeki düşüşün daha da derinleşmesini sınırladı.
İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda abluka uygulanmasının ateşkesi ihlal edeceğini söyledi. Devrim Muhafızları da bölgeye yaklaşan askeri gemilerin “ağır şekilde karşılık göreceğini” belirtti. Pazartesi günü ekonomik veri takvimi sakin olduğundan, Orta Doğu’dan gelecek haber akışının piyasaları yönlendirmesi bekleniyor.
2025’te ABD–İran barış görüşmeleri çöktüğünde ve Hürmüz Boğazı ablukası devreye alındığında piyasanın verdiği tepki hatırlanıyor. Bu gelişme, hisse piyasalarında sert satışlara ve petrol fiyatlarında güçlü bir sıçramaya yol açmıştı. Sonraki haftalarda fiyatlarda aşırı dalgalanma (volatilite: fiyatların hızlı ve büyük oynaklık göstermesi) görülmüş, piyasalar daha geniş bir çatışma riskini fiyatlamıştı.
Geçen yılki abluka, Brent petrolünü 2025 yazına doğru varil başına 110 doların üzerine taşımış, küresel enflasyonda (genel fiyat artışı) sıçramayı tetiklemişti; merkez bankaları bu baskıyla hâlâ mücadele ediyor. Bu dönemde CBOE Volatilite Endeksi (VIX: S&P 500 opsiyon fiyatlarından türetilen, piyasanın beklenen oynaklığını gösteren “korku endeksi”) uzun süre 30’un üzerinde kalmıştı; bu, 2025 başındaki görece sakin seyrin tersine işaret ediyordu. Körfez’den geçiş için deniz taşımacılığı sigorta primleri üçe katlanmış, enerji dışındaki sektörlerde de tedarik zincirleri (ürünün ham maddeden müşteriye ulaşana kadarki lojistik ağı) bozulmuştu.
Kırılgan Denge İçin İşlem Fikirleri
Bugün itibarıyla, 13 Nisan 2026’da, görünüm daha sakin olsa da risk tamamen ortadan kalkmış değil. Geçen yılın sonundaki diplomatik girişimlerin etkisiyle tansiyon düştü; petrol varil başına 85 dolar civarına yaklaştı. VIX yaklaşık 18 seviyesine indi; bu da yatırımcıların kısa vadede ani bir şoktan daha az endişe duyduğunu gösteriyor.
Bu arka planda, tansiyon azalmış olsa da sürdüğü için, yatırımcılar kırılgan dengeye uygun stratejileri değerlendirebilir. S&P 500 gibi geniş endekslerde paranın dışında kalan (out-of-the-money: mevcut fiyatın dışında, hemen kullanılması avantajlı olmayan) “put credit spread” satmak (put spread: düşüşe karşı sigorta niteliğinde put opsiyonu kombinasyonu; credit spread: satıştan prim alınan, zarar/kar sınırı olan yapı) kalan oynaklıktan prim (opsiyon primi: opsiyonun bedeli) toplamayı hedefleyebilir. Bu yaklaşım, zaman erimesinden (time decay: opsiyonun vadesi yaklaştıkça değer kaybetmesi) ve yatay piyasadan yararlanır; ancak ani bir gerilim artışına karşı net risk sınırı ve disiplinli zarar kontrolü gerektirir.
Enerji tarafında doğrudan pozisyon almak isteyenler için, petrol opsiyonlarında ima edilen oynaklık (implied volatility: opsiyon fiyatının işaret ettiği beklenen dalgalanma) tarihsel ortalamalara göre yüksek kalıyor. USO gibi petrol ETF’lerinde (ETF: borsada işlem gören fon) uzun vadeli, paranın dışında kalan call opsiyonları (call: belirli fiyattan alma hakkı) almak, olası yeni bir çatışmaya karşı düşük maliyetli koruma sağlayabilir. Bu yapı, sermaye riskini sınırlarken yukarı yönlü hareketlerden daha fazla faydalanma imkânı verir.
Ayrıca yeniden “riskten kaçış” (risk-off: yatırımcıların riskli varlıklardan çıkıp güvenli varlıklara yönelmesi) sinyalleri izlenmeli; bu tür dönemlerde güvenli liman varlıkları (kriz dönemlerinde talep gören varlıklar) öne çıkar. 2025’te tansiyonun zirvesinde Japon Yeni ve ABD dolarına belirgin para girişleri olmuştu. Mevcut diplomatik sessizliğin bozulması, güvenli limana kaçışı tekrar gündeme getirebilir ve döviz türevlerinde (derivatives: fiyatı başka bir varlığa bağlı sözleşmeler) fırsat oluşturabilir.