ABD GSYH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) fiyat endeksi ilk çeyrekte %3,5’e geriledi; önceki okumada %3,6 idi. Bu, ulusal hesaplar deflatörü (milli gelir hesaplarında kullanılan genel fiyat göstergesi) ile ölçülen ekonomi genelindeki fiyat baskılarında sınırlı bir soğumaya işaret ediyor.
Son veri, ilk çeyrekte yurt içinde üretilen mal ve hizmetlerdeki toplam fiyat değişimini kapsıyor ve önceki %3,6’lık tempoyla karşılaştırılıyor. Endeks çeyreklik bazda çok az gerilerken, enflasyonun hâlâ daha istikrarlı fiyat dönemlerindeki seviyelerin üzerinde olduğunu gösteriyor.
Ekonomide Soğuma ve Fed’e Etkileri
GSYH Fiyat Endeksi’nin %3,5’e inmesi, enflasyonun dirençli seyrinde nihayet zayıflama olduğuna işaret ediyor. Bu durum, Fed’in (ABD Merkez Bankası) yaz boyunca şahin duruşunu (faiz artırımlarına yatkın sıkı politika tutumu) sürdürmesi için daha az gerekçe yaratıyor. Piyasanın, Fed’in bir sonraki toplantısında faizlere ara verme olasılığını daha yüksek fiyatlamasını bekliyoruz.
Bu veri, ay başındaki raporlarla da uyumlu: Mayıs işsizlik oranı hafif yükselerek %4,1’e çıktı, ücret artışı da yavaşladı. Son Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi, çekirdek enflasyonun (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç) yıllık %3,7’ye gerilediğini ve bunun son iki yılın en düşük seviyesi olduğunu gösterdi. Bu göstergeler birlikte, ekonomide soğumayı destekliyor ve ilave parasal sıkılaştırma (faiz artırımı ve likiditeyi azaltma) ihtiyacını azaltıyor.
Piyasa Konumlanması ve Strateji Fırsatları
Bu çerçevede, faiz türevlerine (faize bağlı fiyatlanan sözleşmelere) ve özellikle Eylül vadeli SOFR vadeli işlemlerine bakıyoruz. SOFR (Secured Overnight Financing Rate), ABD’de teminatlı gecelik borçlanma faizini gösteren referans oran; bu sözleşmeler de gelecekteki kısa vadeli faiz beklentisini yansıtıyor. Piyasa küçük de olsa bir son faiz artışı ihtimali fiyatlıyordu; biz bunu artık çok düşük olasılık görüyoruz. Daha istikrarlı bir faiz ortamına yönelik pozisyon almanın, bu vadeli kontratların değer kazanmasına yol açabileceğini düşünüyoruz.
Hisse piyasalarında bu tablo, faize duyarlı büyüme sektörleri için olumlu. Nasdaq 100 endeksi (NDX) üzerine, vadesi haziran sonu ve temmuz olan alım opsiyonlarıyla (call: belirli fiyattan alma hakkı veren opsiyon) uzun pozisyonlarımızı artırıyoruz. Daha geniş S&P 500 üzerinde “zarar durumu”nda olan satım opsiyonları (out-of-the-money put: mevcut fiyatın altında kullanım fiyatlı, belirli fiyattan satma hakkı) satmak da kullandığımız bir strateji; amaç prim (opsiyon satışı karşılığı alınan ücret) toplamak ve oynaklığın (volatilite: fiyat dalgalanması) düşmesini beklemek.
Daha az agresif bir Fed, önümüzdeki haftalarda daha zayıf bir ABD doları anlamına da gelebilir. Bu beklentiyle EUR/USD paritesi üzerinde alım opsiyonları alıyoruz. Dolar zayıflığı ve süregelen küresel belirsizlik, altın gibi emtiaları da destekleyebilir; bu nedenle altın vadeli işlemleri üzerine alım opsiyonlarını riskten korunma (hedge: olası zararı dengeleme) aracı olarak cazip görüyoruz.