ABD Hazine Bakanlığı’nın son 5 yıl vadeli tahvil ihalesi, %4,182 faiz (yatırımcının bu tahvili alırken kabul ettiği yıllık getiri oranı) ile tamamlandı. Bu oran, önceki ihaledeki %3,955 seviyesinin üzerine çıktı. Bu durum, bu vadede Hazine’nin borçlanma maliyetinin (devletin borç alırken ödediği faiz) önceki satışa göre arttığını gösteriyor.
Artış, iki ihale arasında faizi 0,227 puan yukarı taşıdı. Piyasa oyuncuları, bu yeniden fiyatlamanın (fiyatların ve faizlerin yeni beklentilere göre güncellenmesi) orta vadeli faizlere ve önümüzdeki dönemde Hazine’nin finansman koşullarına nasıl yansıyacağını izleyecek.
Enflasyon, Fed Politikası ve Faizler Açısından Sonuçlar
5 yıllık ihalede faizin yükselmesi, piyasanın devlet borcunu taşımak için daha yüksek getiri istediğini gösteriyor. Bu da enflasyonun (fiyat artışları) kalıcı olabileceği algısını güçlendiriyor. Nitekim son tüketici fiyat endeksi verilerinde, çekirdek enflasyonun (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç enflasyon) hâlâ %3,5’in üzerinde seyrettiği görülüyor. Tahvil piyasasından gelen bu sinyal, paranın maliyetinin (kredi ve borçlanma faizleri) daha yüksek seviyelerden fiyatlandığını anlatıyor.
Bu sonuç, ABD Merkez Bankası (Fed) üzerinde sıkı duruşunu (faizleri yüksek tutarak enflasyonu düşürmeye çalışma) sürdürme baskısı yaratıyor. Piyasanın, bu yılın ilerleyen dönemine yönelik faiz indirimi beklentilerini azalttığı görülüyor. CME FedWatch aracı (vadeli işlemler fiyatlarından Fed’in olası kararlarına ilişkin ihtimal hesaplayan gösterge) bu değişimi yansıtıyor: Önümüzdeki altı ay içinde faiz indirimi olasılığı %40’ın altına inerken, bu oran bir ay önceye göre belirgin biçimde geriledi.
Faiz pozisyonları açısından bu tablo, getirilerin yüksek kalabileceğine işaret ediyor. “Daha uzun süre yüksek faiz” senaryosuna göre getirisi artabilecek araçlar izleniyor: Örneğin Hazine tahvili vadeli kontratlarında kısa pozisyon (fiyat düşüşünden kazanç hedefleme) veya faiz swapı kullanmak. Faiz swapı (iki tarafın sabit faiz ile değişken faizi takas ettiği anlaşma) üzerinden sabit faiz almak gibi yapılar bu çerçevede öne çıkabilir. Ayrıca 5 yıllık faizin %4’ün üzerinde kalacağına yönelik opsiyon stratejileri (belirli bir tarihe kadar belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşmeler) de değerlendirilebilir.
Hisse Senetleri ve Döviz Piyasalarına Etki
Hisse senedi piyasalarında daha yüksek borçlanma maliyeti, özellikle büyüme odaklı sektörler (gelecekteki kârlara göre fiyatlanan teknoloji gibi alanlar) için önemli bir baskı. Nasdaq 100 endeksi için koruyucu satım opsiyonu (put: endeks düşerse değer kazanan, zarar sınırlamak için kullanılan opsiyon) stratejileri gündeme gelebilir; 2022’de faizlerin yükseldiği dönemde endekste yaklaşık %33’lük düşüş görülmüştü. Uzun vadeli nakit akımlarına dayanan varlıkların (değeri büyük ölçüde gelecekteki kazanç beklentilerine bağlı olan varlıklar) yeniden fiyatlanması, borsa performansı üzerinde baskı yaratmayı sürdürebilir.