ABD Hazine Bakanlığı’nın son 30 yıllık tahvil ihalesi %5,02 seviyesinde sonuçlandı. Bu oran, bir önceki ihaledeki %5,046’ya kıyasla gerilemeye işaret ediyor. Hareket, yatırımcıların uzun vadeli tahvili almak için talep ettiği getirinin önceki ihaleye göre sınırlı da olsa düştüğünü gösteriyor.
30 yıllık ihale, vade riskine (duration) yönelik talebin önemli bir testi olarak görülüyor ve ikincil piyasada uzun vade fiyatlamasına dair bir gösterge niteliği taşıyor. Bir önceki tura göre daha düşük oluşan “stop-out” getirisi, Hazine’nin marjinal olarak daha düşük bir maliyetle borçlanabildiğine işaret etse de değişimin ölçeği sınırlı kaldı.
30 Yıllık İhalenin Piyasa Etkileri ve Ekonomik Arka Plan
Son 30 yıllık tahvil ihalesi getirisi %5,02 ile, önceki %5,046 seviyesine kıyasla küçük ama dikkat çekici bir düşüş kaydetti. İhaledeki bu sınırlı güçlenme, yatırımcıların uzun vadeli faizleri sabitlemeye daha istekli olduğunu gösteriyor; bu da muhtemelen faizlerin bu döngüde zirveyi gördüğüne yönelik beklentilerle bağlantılı. Bizce bu, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkılaştırma sürecinin fiilen sona yaklaştığı görüşünü destekliyor.
Bu ihale sonucu, Mayıs 2026’ya ilişkin son verilerle de uyumlu: çekirdek enflasyon %3,1’e gerilerken istihdam artışı daha sürdürülebilir bir tempo olan 150 bin seviyesine yavaşladı. Bu göstergeler, ekonomide soğuma anlatısını güçlendirerek gelecekte faiz indirimlerini artırımlara kıyasla daha olası hale getiriyor. Bu nedenle, piyasanın yılın ilerleyen dönemlerinde Fed’in gevşemeye dönük bir sinyal verebileceğine dair inancının güçlenmesini bekliyoruz.
Yatırım Stratejileri ve Tarihsel Benzerlikler
Faiz pozisyonlarımız açısından bu tablo, uzun vadeli getirilerde düşüşten faydalanan stratejileri değerlendirme zamanının geldiğine işaret ediyor. Tahvil fiyatlarındaki yükselişten yararlanmak amacıyla 30 yıllık ABD tahvil vadeli kontratlarında (ZB) alım opsiyonu (call) alımını gündemimize alıyoruz. Getiri eğrisinin daha yatay bir görünüme ilerlemesi olasılığı da artıyor; bu da uzun vadeli swaplarda sabit faiz alma (receive fixed) pozisyonunu cazip kılıyor.
Hisse senedi türevleri tarafında ise bu ortam, uzun vadeli faizlere duyarlılığı yüksek olan büyüme ve teknoloji sektörleri için olumlu bir sinyal niteliğinde. Daha düşük borçlanma maliyetleri bu şirketlerin değerlemelerini desteklediğinden, Nasdaq 100 endeksi üzerinde satım opsiyonu (put) satmayı değerlendiriyoruz. Bu strateji, prim geliri elde ederken teknolojide istikrarın sürmesi veya yukarı yönlü hareket ihtimaline pozisyon almayı sağlıyor.
Mevcut durum, piyasanın ilk faiz indirimi açıklanmadan çok önce Fed’in politika değişimini fiyatlamaya başladığı 2018-2019 dönemini anımsatıyor. O dönemde ekonomik veriler zayıfladıkça uzun vadeli getiriler istikrarlı biçimde gerilemiş ve politika dönüşümüne erken pozisyon alan yatırımcılar ödüllendirilmişti. Mevcut ortamı da faizlerdeki büyük bir trendin önüne geçmek için benzer bir fırsat olarak görüyoruz.