USD/JPY haftaya daha güçlü başladı; Asya seansında yeniden 161,00 ortalarının üzerine çıktı ve geçen perşembe görülen zirveye yakın seyretti. Bu seviye, Temmuz 2024’ten bu yana en yüksek düzey. Japon yetkililer, kur hareketlerine her an yanıt vermeye hazır olduklarını yineledi; ancak piyasalar Orta Doğu’daki çatışmayı ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzı kaynaklı kesintileri fiyatlarken yen zayıf kalmayı sürdürdü. İran, ABD ve İsrail’i ateşkesi ihlal etmekle suçladıktan sonra su yolunu yeniden kapattığını açıkladı ve bu adımı Lübnan’daki İsrail saldırılarının sürmesiyle ilişkilendirdi. Donald Trump, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının devam etmesi halinde İran’a karşı yeni askeri adımlar atılabileceği uyarısında bulunarak jeopolitik risk primlerini yüksek tuttu.
Bu arka plan, Nisan ayı tutanaklarında bazı üyelerin temel enflasyonun hedefin üzerine taşmasını önlemek için daha hızlı faiz artışlarını desteklediği görülse de, yeni bir Japonya Merkez Bankası (BoJ) sıkılaştırmasına yönelik beklentileri törpüledi. Başkan Yardımcısı Himino, BoJ’un ekonomik, fiyatlama ve finansal eğilimlere bağlı kalarak faiz artırımlarını sürdüreceğini söyledi. Japonya’nın politika faizi %1,00 seviyesinde ve bu, 1995’ten bu yana en yüksek düzey; buna karşın ABD Merkez Bankası (Fed) hedef aralığı %3,5-%3,75’te sabit tutarak JPY carry trade’i destekledi. İşlemler ayrıca 2026’da en az bir kez 25 baz puanlık Fed faiz artışını fiyatladı; bu da doların, cuma günkü Mayıs 2025 zirvesinden geri çekilmesinin ardından dengelenmesine yardımcı oldu.
Faiz Farkları ve Carry Trade
ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının genişlemesi dikkate alındığında, USD/JPY üzerinde yukarı yönlü baskının devam ettiğini görüyoruz. Carry trade cazibesini koruyor; yen borçlanıp daha yüksek getirili ABD varlıklarına yatırım yapmak güçlü bir strateji olmaya devam ediyor. Bu temel dinamiğin önümüzdeki haftalarda değişmesi olası görünmediğinden, paritede en düşük dirençli patikanın yukarı yönlü olduğu değerlendiriyoruz.
Paritenin 161,00’in üzerinde işlem görmesiyle, Japon otoritelerden doğrudan müdahale riski son derece yüksek. Bu nedenle işlemleri opsiyonlarla kurgulamak; özellikle daha fazla yükselişten faydalanmak için USD/JPY alım (call) opsiyonları satın alırken azami zararı sıkı biçimde sınırlamak uygun olacaktır. Bu yaklaşım, resmi adımların tetikleyebileceği ani ve sert bir geri dönüşe maruz kalmadan yükselişe katılım sağlar.
Müdahale Riskleri, Volatilite ve Ekonomik Temeller
Tarihsel olarak Japon otoriteler bu seviyeler civarında kararlı adımlar attı; örneğin 2024 baharında rekor 9,2 trilyon yen harcayarak para birimini savunmuşlardı. Bu emsal ışığında, bull call spread kullanımını da temkinli bir strateji olarak görüyoruz. Bu yapı, bir call alıp daha yüksek kullanım fiyatlı bir call satmayı içerir; işlem maliyetini düşürür ve kademeli, istikrarlı bir yükselişten getiri elde etmeyi hedefler.
Ayrıca, hem müdahale riskleri hem de Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler nedeniyle ima edilen volatilitenin yükseldiğini unutmamak gerekir. Bu durum opsiyonları pahalılaştırsa da, ani ve yüksek etkili gelişmelere karşı gerekli bir “sigorta maliyeti” olarak değerlendiriyoruz. Japonya’nın enerji ithalatı için kritik bir hat olan Hürmüz Boğazı çevresindeki istikrarsızlık, volatiliteyi muhtemelen yüksek tutacak ve güvenli liman dolarını destekleyecektir.
Japon ekonomisindeki temel zayıflık da görüşümüzü destekliyor. Enerjisinin %90’ından fazlasını ithal eden bir ülke olarak Japonya, Orta Doğu kaynaklı arz kesintilerine ve artan petrol fiyatlarına olağanüstü derecede hassas. Bu ekonomik baskı, şimdilik BoJ’un şahin söylemini gölgede bırakarak yen üzerinde baskı yaratmaya devam edecektir.