Fars, İran’ın müzakere heyetinin bir üyesi olarak tanımlanan Said Acorlu’nun, İran–ABD anlaşması için dört aşamalı bir öneri ortaya koyduğunu bildirdi. İlk aşama, savaşın sona erdirilmesine ve askerî eylemlerin durdurulmasına odaklanacak. İkinci aşama, Hürmüz Boğazı’yla bağlantılı operasyonel tedbirler ve mekanizmalara geçecek; ABD Donanması’nın ablukasının kaldırılması, kısıtlamaların kaldırılması, petrol yaptırımlarının sona erdirilmesi ve İran’ın varlıkları ile bloke edilmiş finansal kaynaklarının serbest bırakılmasını içerecek.
Plana göre üçüncü aşama, ilave adımlara ve İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmeleri kapsayacak. Dördüncü ve son aşama ise, mutabakatın uygulanmasını denetlemek ve sürece dahil tüm tarafların taahhütlerini izlemekle görevli bir gözetim komitesi oluşturacak.
Jeopolitik Risk Primi ve Petrol Piyasası Stratejisi Açısından Sonuçlar
Bu dört aşamalı öneriyi, Orta Doğu’da gerilimin düşebileceğine dair önemli bir sinyal olarak görüyoruz. İlk etki, aylardır petrol fiyatlarını destekleyen jeopolitik risk priminde azalma yönünde. Bu da önümüzdeki haftalarda ham petrolde en düşük dirençli yönün aşağı olduğunu düşündürüyor.
Bu görünüm, ham petrol türevlerindeki pozisyonlarımızda ayarlama yapılmasını gerektiriyor; özellikle temmuz ve ağustos vadeli Brent ve WTI üzerinde alım (call) opsiyonu satışı seçeneklerini değerlendiriyoruz. Hürmüz Boğazı’ndaki son gerilimin geçen hafta ağustos vadeli Brent kontratlarını 104 doların üzerine taşımasının ardından, bu haberle birlikte fiyatların 98 doların altına çekildiği görülüyor. Son bir aydaki belirsizlik nedeniyle ima edilen volatilite hâlâ yüksek seyrettiğinden, burada bir fırsat görüyoruz.
Ayrıca 2026’nın ilk ayları boyunca kalıcı bir tema olan genel piyasa volatilitesinde de gerileme bekliyoruz. Petrol volatilite endeksi (OVX) 45’in üzerindeki son zirvelerinden geri çekildi ve görüşmeler momentum kazanırsa daha düşük bir banda yerleşmesini bekliyoruz. Bu durum, petrol ETF’lerinde kısa strangle gibi stratejilerle volatilite satarak gelir üretimini uygulanabilir bir yaklaşım haline getiriyor.
Arz, Volatilite ve Uzak Vadeli Kontratlara İlişkin Beklentiler
Tarihsel olarak piyasa, bir anlaşma ihtimalini sonuçlanmasından çok önce fiyatlamaya eğilimlidir. 2015 nükleer anlaşmasına giden aylarda, İran arzının geri döneceği beklentisiyle petrol fiyatlarının yumuşadığı benzer bir dinamik görmüştük. Bu öneri yalnızca ilk adım olsa da piyasanın odağını yakın dönem çatışma riskinden, ileride arz artışı olasılığına kaydırıyor.
Önerinin ikinci aşaması petrol piyasaları açısından en kritik bölüm; zira yaptırımların kaldırılması önemli miktarda arzın yeniden devreye girmesini sağlayabilir. Güncel tahminler, yaptırımların tamamen kaldırılması halinde İran’ın altı ay içinde küresel piyasalara günlük 1,2 milyon varilin üzerinde ek arz sağlayabileceğini gösteriyor. Bu potansiyel arz artışı, 2027’nin başlarına yönelik uzak vadeli vadeli işlem sözleşmeleri üzerinde şimdiden baskı oluşturuyor.