Euro Bölgesi Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyat Endeksi (HICP) enflasyonu, aylık bazda Mayıs’ta %0,1’e gerileyerek önceki dönemdeki %1 seviyesinden düştü. Bu değişim, önceki veriye kıyasla blok genelinde aylık fiyat artışlarının hız kestiğine işaret ediyor.
%1’den %0,1’e yavaşlama, Mayıs’ta fiyatların Nisan seviyelerine göre yalnızca sınırlı arttığını göstererek HICP ile ölçülen kısa vadeli enflasyon ivmesini törpülüyor. Güncelleme, Euro Bölgesi manşet endeksine ilişkin olup uyumlaştırılmış göstergedeki son aylık harekete dayanıyor.
Piyasa Etkileri ve ECB Politika Görünümü
Aylık enflasyondaki bu sert düşüş, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politikasına yönelik görünümü kökten değiştiriyor. Bu verinin, ECB’nin Temmuz veya Eylül toplantısında faiz indirimi yapma olasılığını çok yüksek bir seviyeye taşıdığı görüşündeyiz. Piyasaların artık daha güvercin bir merkez bankasını yansıtacak şekilde faizlere ilişkin tüm ileri vadeli eğriyi yeniden fiyatlaması gerekiyor.
Faiz swaplarındaki pozisyonlarımızı sabit faiz alma (receive fixed) yönünde ayarlıyor, gelecekte borçlanma maliyetlerinin düşeceğine oynuyoruz. Yıl sonuna kadar yalnızca bir adet 25 baz puanlık indirimi fiyatlayan gecelik endeks swapları (OIS), hızla iki hatta üç indirimi fiyatlamaya yöneliyor. Düşük faiz beklentileri güçlendikçe değeri artacağından Euribor vadeli kontratlarının alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Kur, Hisse Senedi ve Makro Zemin
Güvercin bir ECB’nin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) hâlâ temkinli sinyal verdiği bir ortamda euroyu zayıflatması muhtemel. Hâlihazırda 1,0950 civarında olan EUR/USD kurunun aşağı yönlü harekete açık olduğunu değerlendiriyoruz. Bu nedenle, önümüzdeki haftalarda 1,0700 seviyesine doğru olası bir düşüşten faydalanmak için EUR/USD üzerinde satım (put) opsiyonları alıyoruz.
Bu ortam, daha düşük borçlanma maliyetlerinin şirket kârlarını ve çarpanları desteklemesi nedeniyle Avrupa hisseleri için olumlu. EURO STOXX 50 endeksi üzerinde vade dışı (out-of-the-money) satım opsiyonlarını satmayı hedefliyoruz. Bu strateji, hisse piyasasının yatay ya da yükseliş eğiliminde olduğu bir senaryoda prim geliri elde etmeyi sağlıyor.
Enflasyondaki yavaşlama, zayıflayan ekonomik verilerle eş zamanlı gerçekleşiyor; geçen çeyrekte GSYH büyümesi yalnızca %0,1 ile cılız kaldı. Çekirdek enflasyon da yıllık bazda %2,9’a gerileyerek ECB’ye adım atması için net bir alan açıyor. Tarihsel olarak, örneğin 2011-2012 döneminde ECB, büyümede yavaşlama ve hızla gerileyen enflasyonun oluşturduğu ikili tehditle karşılaştığında faiz indirimine gitmişti.