Altın (XAU/USD) Salı günü Asya’nın erken saatlerinde 4.500 doların altına sarkarak 4.485 dolar civarında işlem gördü. Orta Doğu’daki gerilimin yeniden enflasyon endişelerini canlandırması ve ABD’de daha sıkı para politikasına yönelik beklentileri artırması fiyatlar üzerinde etkili oldu. İran, arabulucular üzerinden ABD ile mesaj alışverişini durdurduğunu ve ateşkes ihlali iddialarına karşılık Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatma yönünde adım atacağını açıkladı. Bu gelişme enerji fiyatlarının yeniden toparlanmasına yardımcı olurken, enflasyonist ikincil etkiler piyasaların odağında kalmaya devam etti.
Türev piyasalarda faiz beklentileri güçlendi. CME FedWatch aracına göre fiyatlamalar, Aralık ayında Fed’in 25 baz puanlık artış yapma olasılığının %39’a çıktığına işaret ediyor. Dikkatler Cuma günü açıklanacak ABD Mayıs istihdam raporuna çevriliyor; işgücü piyasası verisinin Fed politikasının seyrini ve dolara endeksli metalin talebini şekillendirmesi bekleniyor. Öte yandan, resmî sektör alımları piyasada yapısal bir unsur olmayı sürdürüyor: Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları 2022’de rezervlerine yaklaşık 70 milyar dolar değerinde 1.136 ton altın ekledi; bu, kayıtlara geçen en yüksek yıllık alım oldu.
Faiz Oranları ve Piyasa Öncelikleri Jeopolitik Riski Gölgede Bırakıyor
Altın fiyatlarındaki gerileme dikkate alındığında, piyasanın jeopolitik riskten ziyade faiz artışları tehdidini öncelediğini görüyoruz. İran’la yaşanan gerilim, şu aşamada Fed’i harekete geçirecek bir enflasyon sorunu olarak değerlendiriliyor. Bu da şimdilik altın için en düşük dirençli yönün aşağı olduğunu düşündürüyor.
Bu Cuma açıklanacak ABD istihdam verisi etrafında belirgin bir oynaklık bekliyoruz. Güçlü bir istihdam raporu, faiz artışı beklentilerini neredeyse kesin biçimde pekiştirebilir ve altını 4.450 dolar seviyesine doğru itebilir. Türev işlem yapanların temkinli olması gerekir; tek bir veri noktası, kısa vadeli piyasa yönünü belirleme potansiyeline sahip.
Son ekonomik veriler de bu temkinli görüşü destekliyor. Nisan ayına ilişkin son Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporu, enflasyonun beklentilerin üzerinde 3,9 ile daha sıcak seyrettiğini gösterdi. Ayrıca WTI ham petrol, Hürmüz haberlerinin etkisiyle son bir haftada %8’in üzerinde yükselerek varil başına 115 doların üzerine çıktı. Bu enerji fiyat şoku, şahin bir Fed tepkisini daha olası kılarak altın gibi faiz getirisi olmayan varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.
Oynaklığa Konumlanma ve Jeopolitik Riski Hedge Etme
Bu ortamda, Cuma günkü verinin ardından belirgin bir harekete oynayan opsiyon stratejilerine bakıyoruz. Altın vadeli işlemleri üzerine satım (put) opsiyonu almak, daha fazla düşüşe sınırlı riskle pozisyon alma imkânı sunuyor. Buna karşılık, jeopolitik riskin düşük fiyatlandığını düşünenler için alım (call) opsiyonu almak, durumun kötüleşmesi halinde olası bir güvenli liman rallisine düşük maliyetle konumlanmanın bir yolu olabilir.
Tarih, 1970’lerin stagflasyon döneminde görüldüğü üzere, jeopolitik enerji şoklarının öngörülemez sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. Piyasa şu an faiz artışı korkusuyla altın satıyor olsa da Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, güvenli limanlara güçlü bir kaçışı tetikleyebilir. Bu tarihsel emsal, sınırsız risk taşıyan doğrudan kısa pozisyonlardan kaçınmamızın nedeni.
Önümüzdeki haftalara yönelik stratejimiz, ani bir dönüşe esneklik bırakırken düşüş eğilimli bir duruşu korumayı içeriyor. Güçlü bir istihdam verisine ve şahin bir Fed’e karşı koruyucu put’ları hedge aracı olarak değerlendiriyoruz. Aynı zamanda, İran kaynaklı riskin tırmanması ve piyasanın odağını yeniden altının güvenli liman cazibesine çevirmesi ihtimaline karşı, düşük maliyetli bir hedge olarak daha uzun vadeli call opsiyonlarını inceliyoruz.