USD/JPY, Japon Devlet Tahvillerine (JGB; Japon hükümetinin borçlanma senedi) talebinin artması ve ham petrol fiyatlarındaki düşüşün JGB faizlerini aşağı çekmesiyle neredeyse değişmedi. Son dönemdeki çok uzun vadeli (ör. 20-30-40 yıl gibi) JGB ihalelerinde sonuçlar daha güçlü geldi; para akışı verileri de daha geniş ölçekte yerli alıma işaret etti. Bu durum, faiz eğrisinin uzun ucunda (uzun vadeli tahvillerde) alım desteğinin güçlendiği izlenimini pekiştirdi.
Enflasyon (fiyat artışı) riskleri hâlâ yüksek ve yen zayıf olduğu için piyasalar, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) haziranda faiz artırmasını büyük ölçüde bekliyor; yaklaşık 19 baz puan (bp; faizin yüzde 0,01’lik kısmı) şimdiden fiyatlanmış durumda. G10 içinde (gelişmiş ülkelerin para birimleri grubu) Yeni Zelanda doları öne çıktı; Yeni Zelanda Merkez Bankası (RBNZ), önceki beklentilere kıyasla daha fazla faiz artışı ve daha hızlı bir takvim sinyali verdi. Bu da temmuzda faiz artışını çok olası ve neredeyse tamamen fiyatlanmış hâle getirdi. Buna rağmen, haziranda olası bir BoJ adımının yende ani ve sert bir değer kazancı yaratması daha az olası; ancak 160 seviyesi civarında müdahale (kur üzerindeki baskıyı azaltmak için döviz alım-satımı) tehdidi varken, daha fazla değer kaybını sınırlamaya yardımcı olabilir.
Range-Bound Trading And Volatility Outlook
USD/JPY’deki mevcut sakinlik ve düşen ham petrol fiyatları dikkate alındığında, yakın dönemde fiyatın bir bant içinde gidip gelmesini bekliyoruz. USD/JPY opsiyonlarında (belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) 1 aylık ima edilen oynaklık (implied volatility; opsiyon fiyatının ima ettiği beklenen dalgalanma) %7,5’e gerileyerek BoJ’un haziran toplantısı öncesindeki bu sakinliği yansıttı. Bu ortam, önümüzdeki birkaç hafta için “oynaklık satmayı” (opsiyon premiumu toplamak amacıyla opsiyon satmak) makul bir strateji hâline getirebilir.
Key Resistance, Risk Events And Option Strategies
USD/JPY’de 160 seviyesini, Maliye Bakanlığı’nın inandırıcı müdahale tehdidiyle güçlenen güçlü bir tavan (direnç) olarak görüyoruz. Nisan ve Mayıs 2024’te doğrulanan milyarlarca dolarlık müdahaleler, devletin bu seviyelerdeki kararlılığını gösteriyor. Bu nedenle, kullanım fiyatı (strike; opsiyonun geçerli olacağı seviye) 160 ve üzeri olan ve “paranın dışında” (out-of-the-money; mevcut fiyattan daha yukarıda olduğu için hemen kazanç sağlamayan) alım opsiyonlarını (call; fiyat yükselirse kazandıran opsiyon) satmak cazip görünüyor.
Piyasa, BoJ’un haziran toplantısı için yaklaşık 19 baz puanlık faiz artışını fiyatladığından, toplantının kendisinin yende büyük bir yükseliş yaratması düşük olasılık. Mayıs ayı Tokyo çekirdek TÜFE (Core CPI; enerji gibi oynak kalemlerin etkisi azaltılmış enflasyon göstergesi) verisinin %2,3’te kalması faiz artışı ihtimalini destekliyor, ancak çok daha büyük bir adıma işaret edecek kadar güçlü değil. Bu nedenle ana riskin “güvercin” (dovish; daha yumuşak, faiz artışına daha az istekli) bir sürpriz olduğunu düşünüyoruz: örneğin 10 baz puanlık daha küçük bir artış ya da erteleme. Böyle bir senaryo USD/JPY’yi yeniden 160 direncine yaklaştırabilir.
Bu unsurlar ışığında, belirgin bant hareketinden ve yukarıdaki güçlü dirençten faydalanan stratejilere bakıyoruz. Örneğin USD/JPY “call spread” satmak (biri satılan, diğeri alınan iki alım opsiyonuyla kurulan sınırlı riskli yapı): 160 kullanım fiyatından call satıp 161 kullanım fiyatından call almak, sınırlı zarar (defined-risk; maksimum zarar önceden belli) ile zaman değerinden (time decay; vade yaklaştıkça opsiyon değerinin erimesi) yararlanmayı hedefler ve BoJ toplantısı öncesinde yukarı kırılmanın düşük olasılığına oynar. Bu pozisyon, faiz artışının zaten fiyatlara girmiş olması sonrası paritenin yatay kalması veya hafif gerilemesi hâlinde avantaj sağlar.