BoJ Başkanı Kazuo Ueda, Reuters’e göre aynı petrol fiyat artışının; ücretlere, enflasyon beklentilerine, talep koşullarına ve döviz kuruna bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Ueda, arz kesintilerinin (üretim/tedarik aksaklıkları) giderek daha sık görülen bir risk olduğunu belirterek, merkez bankalarının enflasyonun gidişatını değerlendirirken yalnızca petrol fiyatlarındaki harekete odaklanmaması gerektiğini vurguladı.
Ueda, enflasyon beklentilerinin yükselmesi (halk ve şirketlerin gelecekte enflasyonun artacağını düşünmesi) ve ücret artışlarının birlikte görülmesinin “ikinci tur etkiler” riskini artırabileceğini ifade etti. İkinci tur etkiler; maliyet artışının (örneğin enerji) ücretlere, ardından daha geniş fiyatlara yayılıp enflasyonu kalıcılaştırmasıdır. Buna karşılık, beklentilerin düşük ve ücretlerin durağan olduğu ortamda, büyük bir maliyet şokundan sonra bile “çekirdek/temel enflasyonun” (geçici dalgalı kalemler hariç daha kalıcı fiyat artışı eğilimi) sınırlı kalabileceğini söyledi. Ueda ayrıca geçici ve kalıcı enflasyon arasındaki çizginin sabit olmadığını; tek seferlik bir şokun, ücret belirleme biçimini, beklentileri ve firmaların fiyatlama davranışını değiştirirse kalıcı hale gelebileceğini, bu aktarım kanalları devreye girmezse büyük bir şokun bile geçici kalabileceğini dile getirdi. Japonya’nın 2021 sonrası enerji şokunun ekonomiyi deflasyondan (genel fiyat düzeyinin düşmesi) uzaklaştırmaya yardımcı olduğunu, ancak 1970’lerdeki türden bir ücret-fiyat sarmalını (ücret artışı fiyatı, fiyat artışı ücreti besleyen kısır döngü) tetiklemediğini de ekledi. USD/JPY %0,15 düşüşle 159,22’ye indi.
BoJ Policy Focus Shifting Beyond Oil Prices
Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) karar yaklaşımının (reaksiyon fonksiyonu: hangi veriye nasıl tepki verdiği) yalnızca petrol fiyatına bakmaktan daha kapsamlı olduğuna işaret ettiği görülüyor. Burada kritik nokta, enerji fiyat artışı gibi dış kaynaklı bir maliyet şokunun ülke içindeki ücretlere ve enflasyon beklentilerine nasıl yansıdığı. Bu nedenle odak, petrol gibi emtia fiyatından Japonya işgücü piyasası verilerine (ücretler, istihdam, pazarlıklar) kaymalı.
Brent petrol son çeyrekte kalıcı jeopolitik gerilimler nedeniyle %10’dan fazla yükselerek varil başına 95 dolara yaklaştı. Ancak bu artış ücret-fiyat sarmalını tetiklemediği sürece BoJ’un bunu tolere etmesi beklenebilir. Bu çerçevede enerji kalemlerine verilen ağırlık azaltılıp, enflasyon beklentisi anketleri (hanehalkı/şirket beklentileri ölçümleri) daha fazla izlenmeli.
En kritik veri, “shunto” bahar ücret görüşmeleri oldu. Bu görüşmelerde ortalama ücret artışı %4,5 ile 30 yılı aşkın sürenin en yükseğine çıktı. Çok yıllı eğilimin devamı niteliğindeki bu güçlü ücret artışı, geçici bir enerji şokunu kalıcı enflasyona çevirebilecek başlıca aktarım kanalı. Bu da BoJ’un para politikasını normalleştirme (aşırı gevşek duruştan çıkış; faiz artırımı/teşvikleri azaltma) adımı atma olasılığını önümüzdeki iki çeyrekte yükseltiyor.
Strategic Positioning Amid Yen Volatility and Inflation Dynamics
Bu tabloda, yendeki oynaklığın artmasından (kurdaki dalgalanmanın büyümesi) faydalanabilecek opsiyon stratejileri öne çıkıyor. USD/JPY 159,22 civarında seyrederken piyasa, merkez bankasından “şahin” bir sürpriz (enflasyonla mücadele için daha sıkı politika sinyali) riskini yeterince fiyatlamıyor olabilir. BoJ’un yeni bir adım atarak yeni savunması durumunda yenin hızlı değer kazanmasına karşı pozisyon almak için “out-of-the-money” (kullanım fiyatı mevcut kurdan uzak) JPY alım opsiyonları (call: belirli fiyattan alma hakkı) değerlendirilebilir.
Japonya’nın onlarca yıllık deflasyonla mücadelesi (uzun süreli düşük enflasyon/deflasyon) bu görüşü destekliyor. 2021’de başlayan enerji şoku başlangıçta deflasyon beklentilerini kırmanın bir yolu olarak görüldü. Beklentiler yön değiştirmişken ve ücretler yükselmeye başlamışken, BoJ’un enflasyona dayanma eşiğinin (pain threshold: daha yüksek enflasyona toleransı) düşmesi olası.
ABD ile kalıcı faiz farkı, yen üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. ABD’de politika faizi (federal funds rate: Fed’in kısa vadeli gösterge faizi) inatçı enflasyon verileri sonrası %5’in üzerinde. Bu dış unsur, BoJ’un iç enflasyon hesabını daha hassas hale getiriyor. İç baskının (ücretler ve enflasyon beklentileri) dış faiz farkından daha belirleyici olacağı ana doğru konumlanma ihtiyacı artıyor; bu senaryonun yıl sonuna kadar daha olası hale geldiği değerlendirilebilir.