Euro Bölgesi bileşik PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verisi geriledi; bu da ikinci çeyrekte zayıf büyümeye işaret ediyor. Aynı anda şirketlerin girdi maliyetleri (üretimde kullanılan enerji, ham madde ve ara malı gibi maliyetler) artıyor ve bu maliyetlerin bir kısmı müşterilere yansıtılıyor.
Bu tablo, Avrupa Merkez Bankası (ECB) için politika ikilemi yaratıyor: Ekonomi zayıfken enflasyon baskısı sürüyor. Commerzbank, haziranda ECB’den 25 baz puanlık (0,25 puan) faiz artışı bekliyor.
ECB İçin Politika İkilemi
Faizlerin izleyeceği yol, Basra Körfezi’ndeki çatışmanın nasıl gelişeceğine bağlı. Hürmüz Boğazı yılın ikinci yarısına kadar kapalı kalırsa veya çatışmalar yeniden alevlenirse, enerji fiyatları yüksek kalabilir ya da daha da yükselebilir.
Enerji maliyetlerindeki artış, dolaylı etkilerle diğer ürünlerin fiyatlarını da yukarı çekebilir. Bu senaryoda ECB, Euro Bölgesi şirketleri için koşullar kötüleşse bile birden fazla faiz artışı yapabilir.
Mayıs ayına ilişkin “öncü” PMI (ay tamamlanmadan açıklanan erken gösterge) verisi 48,9 ile daralmaya işaret etti; bu da Euro Bölgesi ekonomisi için zayıf bir ikinci çeyreğe işaret ediyor. Aynı zamanda nisan enflasyonu yıllık bazda %3,1’e yükseldi; artış neredeyse tamamen enerji maliyetlerinden kaynaklandı. Bu durum, ECB’nin haziran toplantısı öncesinde işini zorlaştırıyor.
Piyasa, haziranda 25 baz puanlık artışı neredeyse kesin görüyor; bu da “en az tepkiyle izlenecek yol” olarak değerlendiriliyor. Bu beklenti, €STR (Euro kısa vadeli faiz oranı göstergesi) vadeli işlemleri (gelecekteki faiz seviyesine dayalı sözleşmeler) gibi kısa vadeli faiz kontratlarında pozisyonlanmayı gündeme getiriyor. Ancak asıl risk, bu tahmine yukarı yönlü güçlü sapma ihtimali.
Piyasa Stratejileri ve Risk Senaryoları
Başlıca risk Basra Körfezi’nden geliyor. Brent petrol son bir aydır varil başına 110 doların üzerinde seyrediyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerler için nakliye sigortası primleri (sigorta maliyeti) de nisandan bu yana %50’den fazla arttı. Bu maliyetler, önümüzdeki aylarda enflasyon verilerine doğrudan yansımaya devam edebilir.
Bu belirsizlik ortamında faiz swapı (değişken faiz ile sabit faizin takas edildiği anlaşma) üzerine opsiyon almak, yani “swaption” (swap anlaşmasını gelecekte yapma hakkı veren opsiyon) daha cazip görülebilir. Bu araçlar, ECB’nin beklenenden daha sert bir faiz artırımı döngüsüne girmesi halinde kazanç sağlama imkânı sunar. Enerji fiyatları geri gelmezse “şahin sürpriz” (beklenenden daha sıkı para politikası) ihtimali bulunduğundan, bu opsiyonların maliyeti hâlâ makul değerlendiriliyor.
Euro’nun yönü de net değil; bu da döviz (FX) opsiyonlarında fırsat yaratıyor. Faiz artışları genelde para birimini desteklese de, ekonomide yavaşlama EUR/USD’de (euro/dolar paritesi) güçlü bir yükselişi sınırlayabilir. Bu nedenle güçlü bir yön tahmini yerine, bant içinde hareketten ya da artan dalgalanmadan (volatilite) faydalanan işlemler öne çıkıyor.
2025 sonundaki “politika molası”na (faiz artırımlarına ara verilmesi) bakıldığında, merkez bankasının ekonomik yavaşlamaya rağmen sıkılaşmaya isteksiz olduğu görülmüştü. Bu geçmiş tutum, mevcut enerji fiyat şokunu (ani ve sert fiyat artışı) karar alıcılar için daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle VSTOXX gibi ileriye dönük volatilite göstergeleri (gelecekte beklenen dalgalanmayı ölçen endeks) yukarı yönlü hareket ediyor ve takip edilmeye değer.