ABD’nin toplam net TIC (Hazine’nin sınır ötesi sermaye hareketleri takibi) akımları martta 150,7 milyar dolara geriledi; önceki dönemde 184,5 milyar dolardı.
Veriler, Hazine’nin Treasury International Capital (TIC) sistemiyle izlediği toplam net sınır ötesi sermaye akımlarında aylık bazda 33,8 milyar dolarlık düşüşe işaret ediyor.
Mart Verisi Hâlâ Net Girişe İşaret Ediyor
Mart verisi sıfırın üzerindeydi; yani ay genelinde ülkede net sermaye girişi sürdü.
Rakamlar, ABD için toplam net TIC akımlarını gösteriyor ve son ayı bir önce açıklanan seviyeye göre karşılaştırıyor.
Martta net TIC akımlarının 150,7 milyar dolara düşmesi, yabancı yatırımcıların ABD varlıklarına (hisse, tahvil gibi) ilgisinin azaldığını gösteriyor. Giriş pozitif kalsa da yavaşlama üst üste ikinci aylık gerileme. Bu da yıl başındaki güçlü talebin zayıfladığını düşündürüyor. Bu eğilim, önümüzdeki haftalarda ABD doları ve Hazine tahvillerine desteğin ne kadar kalıcı olduğunu sorgulatıyor.
Öncelik ABD dolarında: yabancı alımların azalması, dolara talebin zayıflaması anlamına gelir. Nisan ayı TÜFE (enflasyon göstergesi) verisinin yüzde 3,1 ile yüksek kalması, Fed’in “şahin” duruşunu (faiz indirimi konusunda isteksiz, sıkı para politikası yanlısı tutum) korumasına yol açıyor; ancak bu, 2025’teki kadar sermaye çekmiyor. Bu nedenle dolar endeksini izleyen ETF’lerde “put” (fiyat düşüşüne karşı alınan opsiyon) veya USD vadeli kontratlarında kısa pozisyon (düşüş beklentisiyle satış) gibi stratejiler gündeme gelebilir.
Getiri Oynaklığı Ve Hisseler İçin Sonuçlar
Yabancı talebin zayıflaması, Hazine tahvili getirilerini (faiz oranı) yukarı itebilir. Yabancı merkez bankaları daha az alıcı oldukça yük yerli yatırımcılara kalır; onlar da arzı karşılamak için daha yüksek getiri talep edebilir. Bu ortamda VIX “call” opsiyonları (oynaklık artışına oynayan opsiyon) veya iShares 20+ Year Treasury Bond ETF (TLT) üzerinde “bear put spread” (düşüş beklentisiyle kurulan, maliyeti sınırlayan opsiyon kombinasyonu) gibi araçlar değerlendirilebilir; çünkü getirilerde düzensiz bir yükseliş piyasa oynaklığını artırabilir.
Hisse senedi piyasaları açısından bu trend, değerlemeleri destekleyen likiditenin (piyasadaki alım gücü) bir kısmını azaltan önemli bir rüzgâr. S&P 500 ocaktan bu yana yüzde 8’in üzerinde yükseldi; ancak CFTC (ABD Vadeli İşlemler Komisyonu) verileri, kurumsal yatırımcıların hisse endeksi vadeli işlemlerindeki net uzun pozisyonlarını (alış yönlü toplam pozisyon fazlası) beş ay sonra ilk kez azalttığını gösteriyor. Bu nedenle Nasdaq 100’de “out-of-the-money put” (kullanım fiyatı mevcut fiyatın altında olan, düşüşe karşı sigorta amaçlı daha ucuz put) ile korunma (hedge: riski dengeleme) stratejileri öne çıkabilir; çünkü yüksek büyüme odaklı teknoloji hisseleri uzun vadeli faizlerdeki değişime daha hassastır.