Avrupa, Ukrayna savaşı, daha geniş güç rekabeti ve ABD’nin güvenlik desteğine ilişkin belirsizlik nedeniyle onlarca yıllık kesintilerin ardından savunma harcamalarını artırıyor. Daha yüksek bütçeler, kamu alımları ve işe alımlar yoluyla talebi canlandırarak kısa vadede GSYH’yi (bir ülkenin toplam üretimi) yükseltebilir.
Bu harcamalar; hükümetlerin personel alması, ekipman satın alması, tesis inşa etmesi ve siber kabiliyetleri (dijital saldırılara karşı savunma kapasitesi) finanse etmesiyle mali teşvik (kamu harcamasıyla ekonomiyi geçici olarak canlandırma) gibi çalışır. Bu da sanayide ve işgücü piyasasında (işe alım/işsizlik dengesi) faaliyeti artırabilir.
Medium Term Risks From Rapid Buildups
IMF (Uluslararası Para Fonu) araştırmaları, savunma harcamaları hızlı arttığında ve daha büyük bütçe açıklarıyla (kamu gelir-gider farkının borçla kapatılması) finanse edildiğinde orta vadeli risklere işaret ediyor. Ayrıca enflasyonun (fiyat artışları) ve faiz oranlarının yükselmesi riskini vurguluyor.
IMF’ye göre savunma yığınakları fiyatları geçici olarak yukarı itebilir; özellikle ekonomi zaten kapasite sınırına yakınken (fabrikalar ve işgücü zaten yoğun kullanılıyorken). Bu etkiler; çarpan etkisine (kamu harcamasının ekonomide yarattığı toplam büyüme etkisi), borç dinamiklerine (borcun sürdürülebilirliği ve faiz yükü) ve enflasyon koşullarına bağlı.
Bazı Avrupa hükümetleri mühimmat, yapay zekâ, uydular, siber savunma ve diğer ileri teknolojilerde yerli üretimi artırmayı hedefliyor. Bu, sanayi politikasını (devletin sektörleri yönlendirme araçları) şekillendirebilir ve uzun vadede verimlilik (aynı kaynakla daha çok üretim) ile rekabet gücünü etkileyebilir.
Piyasa Açısından Faiz ve Enflasyon Sonuçları
Bu harcamalar, son bir yılda katı kalan enflasyonu besliyor. Nisan Euro Bölgesi TÜFE (tüketici fiyat endeksi) verisi %2,8 ile beklentinin üzerinde geldi; sanayi girdi maliyetleri (üretimde kullanılan enerji, ara malı vb. maliyetler) etkili oldu ve Avrupa Merkez Bankası’nda (AMB/ECB) endişeleri artırdı. Bu, 2020’lerin başındaki enerji şokundan sonra görülen dezenflasyon döneminin (enflasyonun düşüş süreci) geride kaldığına işaret ediyor.
Yatırımcılar açısından bu, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Artan faiz riskine karşı faiz swapları (faiz oranı riskini yönetmek için değişken-sabit faiz takası) ile korunma veya Alman Bund’u gibi uzun vadeli devlet tahvili vadeli işlemlerinde put opsiyon (fiyat düşüşüne karşı koruma sağlayan opsiyon) alımı değerlendirilebilir. Piyasa, dördüncü çeyreğe kadar AMB’nin faiz artırma olasılığını %40 olarak fiyatlıyor; bu, yıl başındaki beklentilere göre sert bir değişim.
Bu ortam, hisse piyasalarında özellikle savunma ve yüksek teknoloji sanayi sektörlerinde öne çıkan kazananlar yaratıyor. STOXX Europe Aerospace & Defence endeksi yılbaşından bu yana %18 yükseldi; 2025 boyunca görülen güçlü ralliyi (hızlı ve güçlü yükseliş) sürdürüyor. Bu ivme, Rheinmetall ve BAE Systems gibi şirketlerde alım (call) opsiyonu (belirli fiyattan alma hakkı) veya boğa call spread (yükseliş beklentisiyle iki call opsiyonunu birlikte kullanma) stratejilerini gündemde tutuyor.
Euro Bölgesi’nde kalıcı enflasyon olasılığı ve buna karşı merkez bankası adımları Euro’yu da destekleyebilir. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) daha nötr bir duruşa işaret etmesiyle, vadeli işlemler veya call opsiyonları üzerinden EUR/USD’de uzun pozisyon (paritenin yükselişine oynama) yukarı yönlü potansiyel sunabilir. Bu işlem, AMB ile diğer büyük merkez bankaları arasındaki faiz farkı beklentilerinin (faiz makası) açılmasından faydalanır.
Volatiliteye (fiyat dalgalanması) bakıldığında, güçlü büyüme görünümü ile yükselen faiz riski arasındaki ayrışma belirsizlik yaratıyor. Euro Stoxx 50’de ima edilen volatilite (opsiyon fiyatlarından çıkarılan beklenen oynaklık) bu ekonomik döngü aşaması için tarihsel ortalamaların üzerinde. VSTOXX endeksinde call opsiyonu almak, şahin (faiz artırmaya yatkın) sürprizlerin yol açabileceği ani piyasa şoklarına karşı portföyleri korumada etkili olabilir.