USD/JPY Çarşamba günü sınırlı yükseldi. Yen, ABD dolarının güçlenmesi ve Orta Doğu’daki savaşla bağlantılı artan petrol fiyatları nedeniyle zayıfladı. Japonya’nın ithal enerjiye (yurt dışından alınan petrol ve doğalgaz) bağımlı olması yen üzerindeki baskıyı artırdı.
Parite 157,87 civarında işlem gördü ve üçüncü gün üst üste yükseldi. ABD’de enflasyon verisinin beklenenden sıcak (enflasyonun beklentiyi aşması) gelmesi, yıl sonuna kadar ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımı yapabileceği beklentisini güçlendirdi. ABD–İran görüşmelerine ilişkin belirsizlik de dolara talebi destekledi.
ABD Dolar Endeksi (DXY: doların başlıca para birimleri karşısındaki gücünü ölçen endeks) 98,50 civarındaydı ve bir haftadan uzun sürenin en yüksek seviyesini gördü. 160,00 seviyesine yakın bölgede görülen sert satışın ardından alım iştahı yeniden toparlanmaya başladı.
USD/JPY, 100 günlük SMA’nın (basit hareketli ortalama: son 100 günün ortalama fiyatı) 157,40 civarındaki seviyesinin ve 200 günlük SMA’nın 154,47 civarındaki seviyesinin üzerinde kaldı. Günlük RSI (göreli güç endeksi: fiyatın aşırı alım/aşırı satım bölgesine yaklaşıp yaklaşmadığını gösteren momentum göstergesi) yaklaşık 48’e toparlandı. MACD (hareketli ortalamalar yakınsama/ıraksama: trendin gücü ve yönü hakkında sinyal veren gösterge) negatif bölgede kalsa da dengelenmeye işaret eden sinyaller verdi.
Direnç (yükselişte zorlanılan seviye) 158,00 ve ardından 160,73’te. Destek (düşüşte alıcıların güçlendiği seviye) 157,40 ve 154,47’de izleniyor. Enflasyon, manşet ve çekirdek göstergelerle takip edilir; merkez bankaları çoğu zaman yaklaşık %2 hedefini esas alır.
TÜFE (CPI: tüketici fiyat endeksi), fiyatların zaman içindeki değişimini aylık (MoM: bir önceki aya göre) ve yıllık (YoY: bir önceki yılın aynı dönemine göre) bazda ölçer. Çekirdek TÜFE ise gıda ve enerji gibi oynak kalemleri (özellikle yiyecek ve akaryakıt) dışarıda bırakır. Daha yüksek enflasyon genelde daha yüksek faize ve daha güçlü para birimine yol açar. Faizlerin yükselmesi ise altın üzerinde baskı kurabilir; çünkü altın faiz getirmediği için “elde tutma maliyeti” (faiz geliri fırsatından vazgeçme) artar.
ABD doları, Orta Doğu’daki çatışmayla bağlantılı yükselen petrol fiyatları nedeniyle yene karşı güçlü kalıyor. Bu durum, enerji ithalatçısı Japon ekonomisi için olumsuz. Nisan 2026’ya ait ABD enflasyon verisi yıllık %3,6 ile beklentiyi aşarak Fed’in faizleri yüksek tutmak zorunda kalabileceği görüşünü güçlendirdi. Japonya Merkez Bankası (BoJ) ise aşırı düşük faiz politikasından (faizlerin çok düşük tutulduğu yaklaşım) uzaklaştığına dair bir sinyal vermedi.
Merkez bankası politikalarındaki bu ayrışma piyasanın ana teması. Piyasa şu anda yıl sonuna kadar bir Fed faiz artışı olasılığını yaklaşık %40 olarak fiyatlıyor. 2025 sonunda piyasa Fed’in faiz artırımlarını bitirdiğini düşünmüştü; ancak kalıcı enflasyon bu düşünceyi değiştirdi. ABD ile Japonya arasındaki geniş faiz farkı, dolar taşımayı (faiz geliri için dolarda pozisyon tutmayı) yen taşımaya göre daha cazip kılıyor.
Japon yetkililerin ani müdahale (kurdaki hızlı yükselişi durdurmak için piyasaya doğrudan alım-satım) riskine karşı, USD/JPY’de alım opsiyonu (call option: belirli fiyattan alma hakkı) almak daha temkinli bir yaklaşım olabilir. Bu, 160,73 direncine doğru olası bir yükselişten faydalanma imkânı verir. Ayrıca azami riski netleştirir; olası kayıp, ödenen primle (opsiyonu almak için ödenen bedel) sınırlı kalır.
Peşin maliyeti düşürmek için bu yapı “bull call spread” (yükseliş yönlü sınırlı getiri hedefleyen opsiyon kombinasyonu) şeklinde kurulabilir: 158,00’e yakın kullanım fiyatlı (strike: hakkın kullanılacağı fiyat) call alıp, aynı anda 160,00’e yakın kullanım fiyatlı call satmak. Bu strateji, önümüzdeki haftalarda kademeli bir yükselişten kazanç hedefler. Aynı zamanda, müdahale kaynaklı sert geri dönüşlerin (fiyatın aniden tersine dönmesi) oluşturabileceği zararı sınırlamaya yardımcı olur.