AUD/JPY, Çarşamba günü erken Avrupa işlemlerinde 114,10 civarında işlem gördü. Piyasa, Perşembe ve Cuma günü Pekin’de yapılacak Trump–Xi görüşmesi öncesinde sakin seyretti.
Avustralya Doları, Avustralya Merkez Bankası’nın (RBA) daha “sıkı” (şahin: enflasyonla mücadele için faiz indirimine mesafeli) bir duruş sergileyebileceği beklentisiyle destek bulmayı sürdürdü; ancak bankanın faizi değiştirmemesi (beklemede kalması) genel beklenti. Japonya’nın olası döviz müdahalesi (yetkililerin yenin değerini desteklemek için piyasada doğrudan alım-satım yapması) ve Japonya Maliye Bakanlığı ile ABD Hazine Bakanlığı arasındaki olası koordinasyon, AUD/JPY yükselişine sınırlayıcı unsur olarak öne çıktı.
Günlük grafikte parite, 20 günlük Bollinger SMA’sının (Bollinger bantlarının orta çizgisi olan basit hareketli ortalama) ve 100 günlük SMA’nın (uzun vadeli basit hareketli ortalama) üzerinde kalarak yükseliş eğilimini korudu. 14 günlük RSI (Göreli Güç Endeksi: fiyat momentumunu ölçen gösterge) 60’a yakın seyretti; bu, aşırı alım bölgesine girmeden olumlu momentum olduğuna işaret etti.
Direnç, üst Bollinger bandı yakınındaki 114,85 seviyesindeydi. Destek, orta bant civarındaki 113,75’te, ardından alt banttaki 112,65’te görüldü. 100 günlük SMA ise 110,05 seviyesinde daha güçlü bir “taban” (daha derin destek) olarak öne çıktı.
Japon Yeni; Japonya ekonomisi, Japonya Merkez Bankası (BoJ) politikası, ABD tahvilleriyle getiri farkı (iki ülke faiz getirileri arasındaki fark) ve risk iştahından etkilenir. BoJ’un 2013–2024 dönemindeki çok gevşek politikası (faizi düşük tutup piyasayı bol para ile destekleme) yeni zayıflatırken, 2024’te bu yaklaşımdan kademeli uzaklaşma yeni bir miktar destek verdi.
AUD/JPY’de yükseliş trendi korunuyor ve çapraz kur Mayıs 2026 ortası itibarıyla 115,50’nin üzerine çıktı. Bu hareket, uzun vadeli kritik desteğin (fiyatın düşüşte tutunmasının beklendiği bölge) artık yaklaşık 112,50 civarında olmasının yükseliş için belirleyici olduğu görüşünü güçlendiriyor. Bu tablo, önümüzdeki haftalarda geri çekilmelerde alım stratejisinin (düşüşlerde alım) geçerliliğini koruduğuna işaret ediyor.
Avustralya Merkez Bankası, Avustralya dolarına güçlü bir destek sağlıyor ve şahin duruşunu koruyor. Politika faizi %4,35’te kalırken, ilk çeyrek enflasyonu %3,8 ile yüksek seyrini sürdürdüğü için piyasa yakın vadede faiz indirimi beklemiyor. Bu “politika ayrışması” (iki merkez bankasının farklı faiz yönlerinde hareket etmesi) pariteyi yukarı taşıyan ana unsurlardan biri olarak görülüyor.
2025’te ABD-Çin ilişkilerine odaklanmanın çok güçlü olduğu dönemde, üst düzey zirveler “Çin’e duyarlı” Avustralya dolarında belirgin hareketler yaratabiliyordu. Bugün de bu hassasiyet sürüyor. Çin imalat PMI verisinin (Satın Alma Yöneticileri Endeksi: 50 üzeri büyümeye, 50 altı daralmaya işaret eder) 50 puanın biraz üzerinde gelmesi sınırlı da olsa destek sağlıyor. Çin’den ekonomik istikrar sinyallerinin artması AUD için olumlu bir tetikleyici (fiyatı hareketlendiren gelişme) olarak değerlendirilebilir.
Ancak Japon yetkililerden gelebilecek müdahale riski, bu yükselişin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. 2024 sonu ve 2025 boyunca Maliye Bakanlığı, yeni desteklemek için birkaç kez piyasaya doğrudan müdahalede bulundu. Yetkililerin mevcut sözlü uyarıları, kurdaki zayıflığı yakından izlediklerini gösteriyor; yenin değer kaybı sürerse keskin ve ani geri dönüşler görülebilir.
Geniş faiz farkı, AUD/JPY “carry trade”ini (düşük faizli para biriminde borçlanıp yüksek faizli para birimine yatırım yaparak faiz farkından kazanç hedefleme) son derece cazip kılmayı sürdürüyor. RBA’nın %4,35’lik faiz oranı, BoJ’un yalnızca %0,25’lik politika faizine göre çok daha yüksek; bu fark son bir yılda daha da açıldı. Bu fark sürdükçe, yatırımcıların uzun AUD/JPY pozisyonu taşıyarak “swap”tan (gecelik taşıma faizi/pozisyon taşıma getirisi) kazanç elde etmesi olası.
Türev ürünlerle işlem yapanlar için bu ortam, müdahale kaynaklı ani riskleri yönetmek amacıyla opsiyon kullanımını gündeme getiriyor. AUD/JPY’de alım opsiyonu (call: kur yükselirse değer kazanan opsiyon) almak veya “bull call spread” (bir call alıp daha yüksek kullanım fiyatlı call satarak maliyeti düşüren yükseliş stratejisi) uygulamak, faiz farklarının desteklediği yükselişten faydalanmayı sağlar. Bu yöntem, olası azami zararı baştan sınırlar; yetkililerin adım atması halinde yenin aniden güçlenebilmesi nedeniyle bu yaklaşım daha temkinli kabul edilir.