28 Nisan 2026 Salı günü BAE, 1 Mayıs’tan itibaren geçerli olmak üzere OPEC ve OPEC+’tan ayrılacağını açıkladı. Buna rağmen Brent petrol aynı gün yaklaşık %4 yükseldi; çünkü piyasanın odağı, ayrılıştan çok Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilime kaydı.
Notta, grubun arzı yönetme (piyasaya çıkan petrol miktarını kısma/açma) yükünün artık daha çok Suudi Arabistan’ın üzerinde olduğu belirtiliyor. Ayrıca piyasa, BAE’den sonra başka üreticilerin de gruptan ayrılıp ayrılmayacağını izliyor.
Opec Plus Supply Management
OPEC ve ortak ülkeler, Haziran’da üretimi günlük yaklaşık 188 bin varil artırma konusunda anlaştı. Rapora göre bu adım, BAE’nin ayrılığına rağmen grubun mevcut yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor.
Raporda, ihracattaki (üretimden sonra fiilen dışarı satılabilen miktar) kısıtlar nedeniyle bu artışın fiyatları belirgin biçimde baskılamasının beklenmediği ekleniyor. Bu kısıtlar; sahadaki operasyonel aksaklıkları ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasını (geçişin ciddi biçimde aksaması/riske girmesi) içeriyor.
BAE’nin 1 Mayıs itibarıyla OPEC’ten ayrılması, petrol fiyatları için temel açıdan düşüş yönlü (ayı piyasası sinyali; fiyatları aşağı çekmesi beklenen) bir gelişme olmalıydı. Ancak geçen hafta duyuru gününde Brent’te yaklaşık %4 sıçrama gördük. Bu da piyasanın, arz-talep temellerinden çok jeopolitik gerilime odaklandığını gösteriyor.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, yatırımcıların şu anda izlediği en kritik başlık. 2025 verilerine bakıldığında bu “dar geçit”, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin taşındığı rota konumundaydı. Petrol oynaklık endeksi OVX (petrolde beklenen fiyat dalgalanmasını ölçen gösterge) bu riski yansıtarak 65’in üzerine sıçradı. Bu seviye bir yılı aşkın süredir görülmemişti; bu da sert fiyat hareketlerinin sürebileceğine işaret ediyor.
Market Positioning And Volatility
Mevcut koşullarda açıklanan OPEC+ üretim artışının (günlük 188 bin varil) etkisinin sınırlı olduğu düşünülüyor. Bu miktar, lojistik belirsizlik (taşıma/rota/liman ve sigorta gibi nedenlerle teslimatın aksama riski) nedeniyle riske giren milyonlarca varile kıyasla çok küçük kalıyor. Yük artık Suudi Arabistan’a biniyor. Ülkenin “yedek kapasitesi”nin (gerektiğinde hızlı devreye alınabilecek ek üretim) 2 milyon varilin altında olduğu tahmin ediliyor; bu da uzun sürecek bir kriz için sınırlı bir tampon anlamına geliyor.
Önümüzdeki haftalarda türev ürün (vadeli işlem ve opsiyon gibi, fiyatı başka bir varlığa bağlı sözleşmeler) yatırımcılarının, fiyatların güçlü kalmasına ve oynaklığın yüksek seyretmesine göre pozisyon alması bekleniyor. Opsiyon piyasası (belirli bir tarihe kadar belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşmeler) bu riski zaten fiyatlıyor: Kısa vadeli alım opsiyonlarında (call; yükselişten kazandıran) beklenen oynaklık, satım opsiyonlarına (put; düşüşten kazandıran) göre belirgin primli. Bu da yukarı yönlü sert harekete karşı koruma sağlayan ya da bu hareketten kazanmaya çalışan stratejilerin öne çıktığını gösteriyor.
Mevcut tablo, fiyatlar için bir “taban” (düşüşleri sınırlayan seviye) oluşturuyor; çünkü tansiyonun düşeceğine dair en küçük işaret bile geçici kalabilir. 2025’te görülen drone saldırıları gibi geçmiş arz kesintilerinde (üretim/taşımada aksama) ilk fiyat sıçraması çoğu zaman daha uzun ve daha dalgalı bir dönemin başlangıcı olur. Brent’in Haziran sonuna kadar varil başına 110 doların üzerindeki “direnç” seviyelerini (yükselişte satışların arttığı, aşılması zor fiyat bölgesi) test etmesi bekleniyor.