Geçen hafta hisse senedi piyasaları yükselişle kapandı. Yükselişe teknoloji ve büyüme hisseleri öncülük etti. İran kaynaklı gerilimler ve petrol fiyatlarındaki artış risk iştahını zayıflatsa da endeksler yukarı yönlü seyretti. Piyasalarda aynı anda hem hisse senetleri hem de tahvil faizleri yükseldi.
Hisse senetleri ile tahviller arasındaki **ters yönlü ilişki**nin (biri yükselirken diğerinin düşmesi) yeniden güçlendiği belirtildi. Bir süredir birlikte hareket etme eğilimindeydiler. Hafta, daha yüksek hisse fiyatlarıyla birlikte daha yüksek tahvil faizleriyle sona erdi.
Kâr Gücü Piyasa Yükselişini Destekliyor
Şirket bilançoları dönemi (şirketlerin finansal sonuçlarını açıkladığı dönem) çok güçlü görülüyor ve son yükselişin ana nedeni olarak öne çıkıyor. İran ve daha geniş Orta Doğu’ya bağlı jeopolitik riskler ise olası aşağı yönlü risk kaynağı olarak değerlendiriliyor.
Hisse piyasalarının yılbaşından bu yana yaklaşık %6–7 yükseldiği; getirinin büyük ölçüde **kâr artışından** (şirketlerin daha çok kazanması) geldiği, **değerleme** (hisselerin “pahalı/ucuz” sayılmasını belirleyen fiyat çarpanları) etkisinin daha sınırlı kaldığı ifade ediliyor.
İlk çeyrek kârlarının güçlü gelmesiyle hisse senetlerinde yükseliş yönlü stratejiler gündeme gelebilir. Verilere göre S&P 500 şirketlerinin %80’inden fazlası 2026 1. çeyrek **hisse başına kâr (EPS)** tahminlerini aştı. Bu, mevcut ralliyi (hızlı yükseliş dönemini) daha inandırıcı kılıyor. Bu tablo, önümüzdeki haftalarda teknoloji ağırlıklı endekslerde **alım opsiyonu (call)** —belirli bir fiyattan alma hakkı veren sözleşme— almayı makul bir tercih haline getirebilir.
Orta Doğu’daki gerilimin sürmesi ani fiyat şokları riskini canlı tutuyor. WTI ham petrolü (ABD tipi ham petrol göstergesi) varil başına 95 doların üzerine çıkarak 2025 sonundaki sıçramadan bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Enerji ETF’lerinde (borsada işlem gören fon) **zarar yazdırmayacak kadar uzak kullanım fiyatlı alım opsiyonu** (out-of-the-money call: mevcut fiyattan daha yukarı kullanım fiyatı olan call) almak, olası bir tırmanışa karşı **koruma** (hedge) amacıyla kullanılabilir.
Hisse–Tahvil Dengesini Kurmak
Hisse senedi ve tahviller arasında klasik ters ilişkiye dönüş görülüyor; bu da genelde “risk alma isteği artıyor” anlamına gelen güçlü bir sinyal kabul edilir. 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,8 civarında seyrederken, bu eğilim yatırımcıların **hisse uzun (long) pozisyonu** (fiyat artışından kazanç hedefi) ile **tahvil kısa (short) pozisyonunu** (fiyat düşüşünden kazanç hedefi) birlikte değerlendirmesine yol açabilir. Bu, örneğin TLT gibi uzun vadeli tahvil fonlarında **satım opsiyonu (put)** —belirli bir fiyattan satma hakkı veren sözleşme— almak şeklinde uygulanabilir.
Güçlü kâr ivmesi piyasada bir tür “destek” görevi görüyor ve bu da dalgalanmayı azaltabilir. **VIX** (beklenen oynaklık endeksi; piyasadaki korku/oynaklık göstergesi) 15’in altına inerken, güçlü sonuç açıklamış şirketlerde **nakit teminatlı put satışı** (cash-secured put: olası alım için nakit ayırarak put satmak) veya **put kredi spreadi** (daha yakın kullanım fiyatlı put satıp daha uzak kullanım fiyatlı put alarak risk sınırlandırma) uygulanabilir. Bu yöntem, **prim** (opsiyon satışı geliri) toplamayı sağlar ve kâr görünümünün sert bir düşüşü sınırlayacağı varsayımına dayanır.