Danske Research ekibi, ECB’nin (Avrupa Merkez Bankası) mevduat faizini %2,00’da tutmasını ve yaz aylarında sıkılaştırma (faiz artırımı) seçeneğini açık bırakmasını bekliyor. Haziran ve Temmuz’da 25 baz puanlık (0,25 puan) iki artış öngörülüyor.
Odak noktasının Christine Lagarde’dan gelecek sinyaller olması bekleniyor; belirli bir adım için açık taahhüt verilmeyecek. Bu toplantı için yaklaşım “bekle ve gör” olarak tanımlanıyor.
Beklenen Enflasyon ve Büyüme Görünümü
Enflasyon tarafında, Euro Bölgesi’nin Nisan ayı “öncü” (ilk açıklanan) HICP verisinin %2,9 yıllık bazda (y/y) gelmesi bekleniyor; önceki %2,6’nın üzerinde. Bu artışın enerji fiyatlarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Çekirdek enflasyonun (enerji ve gıda gibi oynak kalemler hariç) %2,2’ye gerilemesi beklenirken, HICP için %2,8–%2,9 aralığı da anılıyor.
Almanya ve İspanya verilerinin, çekirdek enflasyonun aylık eğiliminde değişim olmadığını gösterdiği ifade ediliyor. Hareketler, petrol şokunun “ilk tur” etkileri (enerji maliyetlerinin doğrudan fiyatlara yansıması) olarak tanımlanıyor.
Euro Bölgesi 1. çeyrek “öncü” GSYH’nin (gayrisafi yurt içi hasıla) çeyreklik bazda (q/q) %0,3 artması bekleniyor. Mart işsizlik oranının %6,2’de kalacağı öngörülüyor.
2026’ya Gelindiğinde Görüş Nasıl Değişti
Yazı, bir yapay zekâ aracıyla üretildiği ve bir editör tarafından kontrol edildiği notunu içeriyor.
Nisan 30, 2026 itibarıyla, geçen yılki tahminlere göre tablo belirgin biçimde değişti. ECB gerçekten de bu iki artışı yaptı ve mevduat faizini %2,50’ye taşıdı; faiz dokuz aydır bu seviyede. Eurostat’ın Nisan 2026 için öncü tahmini, manşet enflasyonun %2,4’e gerilediğini gösterirken çekirdek enflasyon %2,7 ile yüksek seyrediyor ve 2025’e kıyasla daha kalıcı görünüyor.
Çekirdek enflasyondaki bu kalıcılık ve zayıf ekonomik veriler, yatırımcılar için yeni bir zorluk yaratıyor. Son veriler, Euro Bölgesi ekonomisinin 2026’nın ilk çeyreğinde yalnızca %0,1 büyüdüğünü ve işsizliğin %6,5’e yükseldiğini gösteriyor. Büyüme zayıflayınca piyasa artık faiz artışını fiyatlamıyor; ilk faiz indiriminin ne zaman geleceğine odaklanıyor.
Bu nedenle, türev ürün (faiz, döviz gibi varlıklara dayalı sözleşmeler) stratejilerinin, faiz döngüsünün tepesine oynama yaklaşımından gevşeme (faiz indirimi) döngüsünün başlangıcına pozisyon almaya kayması gerektiği belirtiliyor. Geç 2026 veya 2027 başında bir faiz indiriminden kazanç sağlayabilecek EURIBOR vadeli işlemleri (Euro Bölgesi kısa vadeli faizine dayalı kontratlar) üzerindeki opsiyonlarda (belirli bir fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) fırsat görüldüğü ifade ediliyor. Zayıf büyüme ve yükselen işsizlik, çekirdek enflasyon ECB’nin %2 hedefinde olmasa da, bankanın politikayı gevşetmeyi değerlendirmesi için güçlü bir gerekçe oluşturuyor.