Piyasalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bir sonraki adımı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Beklentiler, politika faizi olan repo faizinde ya değişiklik yapılmaması ya da 300 baz puanlık (bp; 1 baz puan = yüzde 0,01) artış üzerinde yoğunlaşıyor. “Koridor sıkılaştırması” da piyasada fiilen sıkılaştırma olarak görülüyor (faiz koridoru: TCMB’nin gecelik borç alma-verme faizlerinin oluşturduğu bant).
Dezenflasyon (enflasyonu düşürme) anlatısı ikna edici bulunmuyor; enflasyon sorunlarının mevcut fiyat şokundan önce de var olduğu belirtiliyor. Politika yapıcıların, petrol fiyat şokunun önümüzdeki aylarda koşulları daha da kötüleştirmesini beklediği ifade ediliyor.
Enflasyon Baskısı ve Politika Güvenilirliği
Dış dengelerin bozulduğu, bunun da Türk lirası (TL/TRY) üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor. TL kurunun yoğun şekilde yönetildiği (kurun piyasaya bırakılmayıp müdahalelerle yönlendirilmesi) ifade ediliyor; bu da kısa vadede oynaklığı (volatilite: fiyatların hızlı ve sert değişme eğilimi) sınırlayabilir.
Sıkılaştırma olmaması, TL’de daha sert satış riski ve ani düzeltme ihtimalinin yükselmesi açısından bir risk faktörü olarak görülüyor. Swap limitleri (bankaların/kurumların swap işlemleriyle döviz pozisyonu alma sınırı; swap: iki tarafın belirli vadede para birimi/faiz akışı değişimi) ya da ihracatçıların döviz gelirlerinin merkez bankasına satılmasına dair zorunluluklar gibi önlemlerin, para politikası adımının yerini tutmadığı belirtiliyor.
Yaklaşan TCMB kararı, beklentileri ikiye bölüyor: faizin sabit tutulması ya da güçlü bir 300 baz puan artış. Bu belirsizlik TL için gergin bir ortam yaratıyor ve sonucu önümüzdeki haftalar için önemli bir tetikleyici (katalizör: piyasayı hızla harekete geçiren unsur) haline getiriyor.
Dezenflasyon söylemi ikna edici görülmüyor; son veriler, yıllık enflasyonun Mart 2026’da yüzde 72’nin üzerinde kaldığını gösterdi. Ayrıca cari açık (ülkenin döviz gelir-gider farkı) Şubat’ta yaklaşık 5 milyar dolara genişledi; bu, dış dengenin bozulduğuna işaret ediyor. Bu tablo, TCMB’nin kararını daha da kritik kılıyor.
Küresel petrol fiyatlarındaki son artışın, Brent petrolün varil başına kalıcı biçimde 95 doların üzerinde seyretmesiyle, önümüzdeki aylarda durumu daha da zorlaştıracağı belirtiliyor. Bu dış şok, zaten sürdürülemez görülen enflasyon eğilimini büyütüyor. Dezenflasyon planının bu şok gelene kadar “düzgün işlediği” görüşü kabul edilmiyor.
TL ve Oynaklık Açısından Sonuçlar
2025 boyunca yapılan agresif faiz artışlarının, enflasyonu belirgin biçimde aşağı yönlü bir patikaya oturtmayı hedeflediği hatırlatılıyor. Ancak şimdi anlamlı bir sıkılaştırma yapılmaması, siyasi baskının TCMB’nin hareket alanını kısıtladığı yönündeki piyasa kaygılarını güçlendirebilir. Böyle bir adım atılmaması, sürecin kontrol edilemediği şeklinde yorumlanabilir.
Türev işlem (vadeli işlem/opsiyon gibi değeri başka bir varlığa bağlı ürünler) piyasasında işlem yapanlar için bu “ya o ya bu” (ikili) sonuç, USD/TRY oynaklığında sert artış olasılığını yükseltiyor. Opsiyon piyasasında ima edilen oynaklık (implied volatility: opsiyon fiyatlarının işaret ettiği beklenen oynaklık) zaten üç ayın zirvesinde; bu da gerilimi yansıtıyor.
Anlamlı bir politika sıkılaştırması olmazsa, TL’de daha sert satış riski öne çıkıyor. Yoğun biçimde yönetilen kur, son dönemde oynaklığı yumuşatmış olabilir; ancak temel dengesizlikleri çözemez. Politika adımı gelmemesi halinde, daha ani ve düzensiz bir kur düzeltmesi olasılığının belirgin şekilde artacağı ifade ediliyor.