Uluslararası Bakır Çalışma Grubu (ICSG), geçen sonbaharda 2026 görünümünü değiştirerek “arz fazlası” beklentisinden “arz açığı” beklentisine geçti. Bu değişiklik, bakır piyasasında arzın daha sıkı olacağı beklentisini destekliyor.
ICSG’nin 2027’ye yönelik ilk tahmininin, piyasada sıkılaşmanın devam edeceğine ve arz açığının kalıcı hale gelebileceğine işaret etmesi bekleniyor. Bakır fiyatı da Mart ayındaki geri çekilmenin ardından yeniden toparlandı.
Çin’de rafine bakır üretiminin (işlenmiş, saflaştırılmış bakır) artması hâlâ bekleniyor. Ancak Çin üretimi yükselse bile, 2027’ye uzanan dönemde görünüm yine arz sınırlamalarına (yetersiz tedarik koşulları) odaklanıyor.
Bakır piyasası görünümü sıkılaşıyor ve 2026’nın geri kalanı için belirgin bir arz açığı oluştuğunu görüyoruz. Bu görüş, Uluslararası Bakır Çalışma Grubu’nun değerlendirmeleriyle de destekleniyor; grubun 2027’ye doğru ek arz açıkları öngörmesi bekleniyor. Bu temel tablo, Mart ayındaki düşüş sonrası gördüğümüz fiyat toparlanmasının güçlü bir zemine dayandığını gösteriyor.
Bu görüşü güçlendiren bir diğer unsur, LME’de (Londra Metal Borsası) bakır stoklarının (depolardaki teslim edilebilir metal miktarı) son dönemde yaklaşık 85 bin tona gerileyerek kritik sayılabilecek 18 ayın en düşük seviyesine inmesi. Aynı dönemde Küresel İmalat PMI (Satınalma Yöneticileri Endeksi; 50’nin üzeri üretimde genişlemeye işaret eder) üç aydır üst üste 50’nin üzerinde kalarak büyüme bölgesinde seyretti. Azalan arz ile artan sanayi talebinin bir araya gelmesi, fiyat gücünün devam edebileceğine işaret ediyor.
Yatırımcılar açısından bu görünüm, önümüzdeki haftalarda fiyatların yukarı yönlü hareketine pozisyonlanmayı öne çıkarıyor. Üçüncü çeyrekte vadeli (vadesi 3. çeyrekte dolacak) alım opsiyonları (belirli bir fiyattan alma hakkı veren sözleşme) veya boğa alım spread’i (alım opsiyonu alıp daha yüksek kullanım fiyatlı alım opsiyonu satarak maliyeti düşüren strateji) değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, beklenen orta vadeli yükselişe katılım sağlarken riski sınırlamaya yardımcı olur.
Geriye bakıldığında, 2025’in sonlarına doğru görülen fiyat hareketi de benzer şekilde yatay seyir (konsolidasyon) sonrası keskin bir yükseliş trendiyle devam etmişti. Mart 2026’daki düşüşten sonraki toparlanma, alım isteğinin güçlü kaldığını doğruluyor. Tarihsel olarak arz tahminleri bu ölçüde sıkılaştığında, fiyat hareketi hızlı olabiliyor.
Yeşil enerji ve teknoloji sektörlerinden gelen talep, önceki tahminlerin üzerinde kalmaya devam ediyor. 2026’nın ilk çeyreğine ait küresel elektrikli araç (EV) satışları yıllık bazda %15 arttı. Ayrıca yeni yapay zekâ veri merkezlerinin (AI data center; büyük ölçekli sunucu altyapısı) kurulumu, beklenmedik bir ek bakır tüketimi yaratıyor. Bunlar kısa vadeli değil, talep tarafında kalıcı değişimlere işaret ediyor.