Küresel piyasalar, odağın ABD-İran ateşkesinin sürüp sürmeyeceğinde kalmasıyla yatay seyrediyor. Brent petrol varil başına 100 doların altında. Hisse ve tahvil piyasaları ise son yükselişlerin ardından durakladı.
MSCI dünya hisse endeksi (küresel hisse performansını izleyen gösterge) rekor seviyeye çıktı. Büyük ekonomilerde uzun vadeli devlet tahvili faizleri (ülkelerin uzun vadeli borçlanma maliyeti) sınırlı gerilerken, ABD doları önceki günkü kayıplarını telafi etmesine rağmen zayıf bir görünümle işlem görüyor.
Piyasaların Odağı Ateşkes ve Enerji
BBH, önümüzdeki aylarda doları ağırlıkla faiz farklarının (ülkeler arasındaki faiz seviyeleri arasındaki fark) yönlendireceğini düşünüyor. Banka, DXY’nin (Dolar Endeksi; doların başlıca para birimleri karşısındaki değerini gösteren endeks) önümüzdeki birkaç ay 96,00–100,00 bandında kalmasını bekliyor.
Banka, enerji kaynaklı şokun (petrol/doğalgaz fiyatlarındaki sert hareketlerin ekonomiye etkisi) bitmemiş olabileceğini, ancak en kötü dönemin geride kaldığını; risk iştahında (yatırımcıların riskli varlıklara yönelme isteği) da mart sonunun dip nokta olduğunu öngörüyor. Ayrıca dolar konusunda yapısal olarak düşüş beklentisini koruyor; gerekçe olarak ABD’nin ticaret ve güvenlik politikalarına duyulan güven, ABD’nin bütçe/borç sürdürülebilirliği (kamu maliyesinin güvenilirliği) ve Fed’in (ABD Merkez Bankası) siyasallaşması riskini gösteriyor.
2025’te piyasaların ABD-İran ateşkesi etrafında yataylaştığı, bunun da risk iştahını bir süre dengede tuttuğu ve Brent petrol fiyatlarını 100 doların altında tuttuğu hatırlanıyor. Ancak bu görece sakin dönem yerini yeniden belirsizliğe bıraktı. Son uydu görüntülerinde İran’daki nükleer tesislerde yeniden hareketlilik görülmesiyle Brent petrol bu ay 104 dolara yükseldi; bu da enerji şokunun tamamen geride kalmayabileceğini gösteriyor.
Dolar Bandının Kırılması ve Strateji Değişimi
Geçen yıl Dolar Endeksi’nin 96,00–100,00 aralığında kalacağı görüşü, oynaklık satanlar (fiyat dalgalanmasının düşeceğine oynayan ve opsiyon primi toplayan yatırımcılar) için 2025’in büyük bölümünde kazanç sağladı. Ancak 2026’ya girerken bu bant aşağı yönde net biçimde kırıldı; DXY son dönemde 94,75 ile dip gördü. Bu kırılma, piyasanın artık yalnızca basit faiz farklarına göre işlem yapmadığını gösteriyor.
Eski bant geçerliliğini yitirdiği için, dolar opsiyonlarında zımni oynaklık (opsiyon fiyatlarına yansıyan beklenen dalgalanma) geçen yılın dip seviyelerinden yukarı dönüyor; bu da strangle satışı gibi stratejileri (aynı vadede farklı kullanım fiyatlı alım ve satım opsiyonlarını satıp prim toplama) daha az cazip hale getiriyor. Bizce yatırımcılar artık doların sabit/pariteye bağlı olduğu kur çiftlerinde put spread alımını (iki farklı kullanım fiyatlı satım opsiyonu alıp/satarak maliyeti düşüren, riski ve kazancı belirleyen strateji) değerlendirmeli. Bu yaklaşım, dolar zayıflığının sürmesine pozisyon alırken riski tanımlar ve oynaklığın artabileceği ortamda daha kontrollü bir yapı sunar.
2025’te not edilen dolar aleyhine argümanlar artık piyasanın ana gündemi haline geliyor. Özellikle ABD’nin bütçe güvenilirliğine ilişkin kaygılar büyüdü; Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) son raporu, ABD’de borcun millî gelire oranını %110’a koyuyor; bu seviye II. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemişti. Bu temel baskının (makroekonomik nedenlerden kaynaklanan kalıcı etki) öngörülebilir dönemde doları baskılaması bekleniyor.
Ayrıca Fed’in 2026’nın ilk çeyreğinde “güvercin” dönüşü (faiz artışı yerine gevşemeye daha yakın duruş) geçen yıla göre tabloyu belirgin biçimde değiştirdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) faizleri sabit tutarken, Fed’in son söylemi doların faiz getiri avantajını (dolar varlıklardan elde edilen ek faiz) büyük ölçüde eritti. Bu değişim, doların ABD verilerindeki olumlu sürprizlere (beklentiden iyi gelen verilere) artık eskisi kadar olumlu tepki vermemesinin temel nedenlerinden biri.