BNY, ABD doları hareketlerinin ikinci çeyrekte (Q2) çeşitlendirme tercihlerine yön verdiğini söyledi. Buna göre “Dünyanın Geri Kalanı” (ROW) hisse endeksi, son bir yılda ABD dolar endeksiyle güçlü bir ilişki gösterdi. BNY, risk iştahının arttığı yükseliş döneminde ve dolar satışlarının yeniden hızlanmasıyla, ABD dışı piyasaların dolar ile birlikte savaş öncesi seviyelere toparlandığını belirtti.
“Özgürleşme günü”nden bu yana S&P 500 yüzde 26 yükselirken, ROW’daki en büyük 20 şirket yüzde 13 arttı. Ayrıca S&P 500 ile ROW endeksi arasında belirgin bir ayrışma (farklı yönde hareket) görüldüğünü vurguladı.
Dolar Yönü Portföy Dağılımını Belirliyor
BNY, merkez bankası politikalarının para birimlerini etkilediğini söyledi. Piyasanın, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 2026’da ikişer 25 baz puanlık (bp: faiz oranında yüzde 0,25 puan) faiz artışı yapacağını fiyatladığını belirtti. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bir faiz indirimi yapma olasılığının yüzde 40 olduğunu, bu farkın da EUR/USD paritesini (euro/dolar kuru) bu hafta 1,15’ten 1,18’e taşıdığını ifade etti.
Şirket, gelişen piyasaların (emerging markets: gelişmekte olan ülkeler) dolar hareketleri ve merkez bankası müdahale riskiyle bağlantılı bir “geri besleme döngüsü” (kendi kendini güçlendiren etkileşim) yaşadığını söyledi. Ek müdahalelerin, küresel piyasalarda kısa vadeli faizleri (front-end rates: getiri eğrisinin kısa vadesi) daha sıkı tutabileceğini ekledi.
BNY’ye göre bu çeyrekte çeşitlendirme kararlarında en kritik değişken ABD dolarının izleyeceği rota. Doların yönü, uluslararası hisselerin mi yoksa ABD içi hisselerin mi öne çıkacağını büyük ölçüde belirleyecek. Piyasa yükselişi başladığından beri ABD hisselerinin ROW endeksini belirgin şekilde geride bıraktığını, ROW endeksinin de son bir yılda dolar endeksiyle güçlü ve ters yönlü bir korelasyon (iki varlığın birlikte hareket ölçümü; ters yönlü: biri yükselirken diğeri düşme eğiliminde) gösterdiğini kaydetti.
Ayrışma Opsiyonlarla İşlem Fırsatı Sunuyor
Bu ayrışmanın arkasında merkez bankası politikası beklentileri bulunuyor. Piyasa şu anda ECB’den 2026’da iki adet 25 baz puanlık artış beklerken, ABD’de geçen haftaki beklentinin biraz üzerindeki enflasyon verisi sonrası Fed’in faiz indirme olasılığı yaklaşık yüzde 30’a geriledi. Bu politika farkı EUR/USD’yi 1,15’ten 1,18’e doğru itti.
Türev ürün (derivative: değeri başka bir varlığa bağlı sözleşme) yatırımcıları için bu, ABD Dolar Endeksi (DXY: doların seçili para birimleri sepetine karşı gücünü gösteren endeks) üzerinde opsiyonların (opsiyon: belirli tarihe kadar belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) doğrudan pozisyon alma yolu olabileceği anlamına geliyor. DXY şu sıralar 105,5 civarında. Zayıf dolar, uluslararası hisse ETF’lerine (ETF: borsada işlem gören fon) destek verebilir; bu ürünlerde alım opsiyonları (call: belirli fiyattan alma hakkı) öne çıkabilir. Tersine, güçlü dolar ABD hisselerinin üstün performansını uzatabilir.
S&P 500 ile ROW endeksleri arasındaki farka odaklanan opsiyon stratejileri de değerlendirilebilir. İkinci çeyrek bilanço sezonunda (earnings season: şirketlerin finansal sonuç açıkladığı dönem) CEO’ların arz şoklarını (supply shocks: maliyet/tedarik kaynaklı ani bozulmalar) yönetme ve kâr marjını (margins: satışlara göre kârlılık) korumaya ilişkin yönlendirmeleri piyasanın yönü için kritik olacak. ABD şirket görünümünde zayıflama sinyali, uluslararası piyasalara yönelimi hızlandırabilir.
Gelişen piyasalar tarafı daha karmaşık. Para birimlerini desteklemek için merkez bankası müdahalesi riski, yerel faizleri yüksek tutuyor; bu durum hisseler için baskı yaratıyor. Tarihsel olarak, 2025’in büyük bölümünde görülen türden güçlü bir doların, gelişen piyasa ETF’leri üzerinde olumsuz etki yarattığı görüldü.