Küresel dengesizlikler büyürken ve IMF toplantıları sistem geneline yayılan risklere işaret ederken, ABD dolarının (USD) dünyadaki temel rolü sorgulanıyor. Paylaşılan görüşe göre, ABD’nin küresel GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) içindeki payı azaldıkça doların dünya genelindeki kullanım payı zamanla gerileyebilir.
Bu durum, doların döviz (FX: farklı para birimlerinin alınıp satıldığı piyasa) işlemlerindeki payını, döviz rezervlerindeki payını ve tahvil ile hisse senedi ihraçlarında (şirketlerin/kurumların borçlanma ya da sermaye toplamak için piyasaya menkul kıymet çıkarması) kullanılan para birimi olma konumunu azaltabilir. Buna rağmen, başka hiçbir para biriminin küresel finans sisteminde doların merkezî yerini tamamen alabilecek güçte olmadığı belirtiliyor.
Rakip Para Birimlerindeki Kısıtlar
Çin yuanı (CNY), sermaye kontrolleri (ülkeye giren-çıkan para hareketlerine getirilen sınırlamalar) ve rekabetçi tutmaya dönük politikalar (kurun değerini ihracat lehine baskılayan uygulamalar) nedeniyle alternatif olarak görülmüyor. Euro ise, ancak çok daha bütünleşmiş bir ekonomik blokun ortak parası hâline gelirse tam bir rakip sayılabilir.
Dolar hâlâ temel para birimi, ancak uzun vadeli zemininin yavaş yavaş değiştiği görülüyor. IMF’nin 2026 ilk çeyrek verileri, doların küresel rezervlerdeki payının %57,8’e hafif gerilediğini ve 2025 boyunca izlenen kademeli düşüşün sürdüğünü gösteriyor. İşlem yapanlar açısından bu, doların “güvenli liman” (belirsizlikte talep gören varlık/para) özelliğinin şimdilik korunduğu; ancak alttaki eğilimin izlenmesi gerektiği anlamına geliyor.
Euro henüz “tahtı devralacak” inandırıcı bir aday değil. Euro Bölgesi içinde enflasyonun (fiyat artış hızı) kalıcı biçimde ayrışması; Almanya’da son verinin %1,9 iken İtalya’da %3,4 olması, bloğun ekonomik olarak parçalı yapısını öne çıkarıyor. Bu yapısal sorun, dolar karşısında kalıcı bir euro yükselişine oynayan opsiyon stratejilerinin (opsiyon: belirli tarihte belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) erken olabileceğine işaret ediyor.
İşlem Etkileri ve Kısa Vadeli Odak
Benzer şekilde Çin yuanı, sermaye kontrolleriyle sınırlı. Bu durum, Şubat ayında küçük dalgalanmaların ardından Pekin’in sınır ötesi para akışlarını (ülkeler arası fon giriş-çıkışları) daha da sıkılaştırmasıyla yeniden görüldü. SWIFT (uluslararası ödeme mesajlaşma ağı) üzerinden küresel ödemelerde yuanın payı geçen ay %5,2’ye yükselse de, doların baskın konumuna meydan okumak için hâlâ çok küçük. Bu nedenle yuan, şimdilik küresel değil bölgesel bir hikâye.
Japon yeni (JPY) ve İngiliz sterlininin (GBP) öne çıkan rolünün kademeli biçimde zayıflaması bekleniyor. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) gevşek para politikasından (düşük faiz ve bol likidite yaklaşımı) uzaklaşamaması, 2025 sonlarında görüldüğü gibi yen üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Türev ürünlerde (değerini başka bir varlıktan alan sözleşmeler) işlem yapanlar, “paranın dışında” JPY alım opsiyonlarını (out-of-the-money call: mevcut fiyata göre kullanım fiyatı daha yukarıda kalan alım opsiyonu; prim daha ucuz olur ama gerçekleşmesi daha zordur) satarak dolar karşısında süren zayıflığa pozisyon alabilir.
Önümüzdeki haftalarda ana yaklaşımın, uzun vadeli soru işaretlerine rağmen doların liderliğinin sürmesine odaklanması gerektiği belirtiliyor. EUR/USD gibi ana paritelerdeki “örtük oynaklık” (implied volatility: opsiyon fiyatlarının ima ettiği beklenen dalgalanma) görece düşük seyrediyor; bu da ani şoklara karşı korunma (hedge: riski azaltmak için karşı pozisyon) amacıyla daha ucuz opsiyon alımı fırsatı yaratabilir. Piyasa, yüzeyin altında biriken sistem risklerini (tüm piyasayı etkileyebilecek yaygın riskler) yeterince fiyatlamıyor olabilir.