ABD Doları, İran çatışmasına bağlı kazançlarının büyük bölümünü geri verdi. ABD Dolar Endeksi (DXY) bu ay %1,8 düşüşle 98,1’e indi. Bu seviye, Operation Epic Fury başlamadan önce görülen 97,6’ya yakın.
DXY, İran çatışmasıyla gelen yükselişinin %80’den fazlasını geri bıraktı. Bu geri çekilme; hisse senetlerinin (borsadaki şirket payları) dirençli kalması ve Brent petrolün (uluslararası petrol göstergesi) son bir haftada çoğunlukla varil başına 100 doların altında seyretmesiyle geldi.
Piyasalar Diplomatik Çözümü Fiyatlıyor
Piyasalar, Başkan Donald Trump’ın 8 Nisan’daki geçici ateşkesi sonrası diplomatik sonuç ihtimalini fiyatlamayı sürdürdü. İslamabad’daki ilk görüşmeler sonuç vermedi.
ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı (petrol taşımacılığı için kritik deniz geçidi) ablukaya almasının ardından AB ülkeleri ve Çin, diplomasi için çabalarını artırdı. En kötü petrol şoku senaryosunun kısmen sınırlandığı belirtiliyor; çatışma bitmiş olmasa da.
Haberde ayrıca, ABD’nin müttefiklerinin Orta Doğu’daki çatışmayı “topyekûn savaş”a (geniş çaplı ve uzun süreli savaş) taşıyacak adımları desteklemediği ifade ediliyor. Yazının bir yapay zekâ aracıyla hazırlandığı ve bir editör tarafından kontrol edildiği de not ediliyor.
Jeopolitik Senaryo Tekrarlanıyor
Benzer bir senaryo bugün Güney Çin Denizi’nde artan ABD-Çin gerilimiyle tekrar görülüyor. CBOE Volatilite Endeksi (VIX) (piyasadaki beklenen dalgalanma/korku göstergesi) geçen hafta 28’e sıçradı, ancak bölgesel ortakların diplomatik kanallara öncelik vermesiyle 19’un altına çekildi. Bu durum, piyasaların “en kötü senaryo” ihtimalini geçmiş on yıllara kıyasla daha hızlı dışladığını gösteriyor.
İlk “güvenli liman”a kaçış (risk artınca yatırımcıların daha güvenli görülen varlıklara yönelmesi) giderek daha kısa vadeli bir işlem fırsatına dönüşüyor. Örneğin USD/JPY paritesi (dolar/yen kuru) ilk deniz gücü gösterisiyle 145’e geriledi, ancak ASEAN’ın (Güneydoğu Asya ülkeleri bölgesel birliği) ticaret yollarının açık kalması için acil G20 toplantısı çağrısı sonrası 151’e toparlandı. Bu tablo, dolar gücünün artık çatışma eksikliğinden değil, çatışmanın büyümesine karşı koordineli uluslararası tepkinin (ortak diplomatik baskı) doları sınırlamasından etkilendiğine işaret ediyor.
Benzer şekilde petrol piyasası da bunu yansıtıyor. WTI ham petrol vadeli işlemleri (ABD tipi ham petrolün ileri tarihli işlem sözleşmeleri) kısa süreliğine varil başına 95 dolara çıktı, ardından OPEC+’ın (OPEC ve ortak üreticiler grubu) yerel bir anlaşmazlık halinde üretimi kısmaya işaret etmemesiyle 88 dolar civarına geriledi. Enerji fiyatlarının bu şekilde sınırlı kalması, kalıcı enflasyon paniğini (fiyat artışlarının uzun süreceği korkusu) azaltır; bu da merkez bankalarını daha sert faiz artışına zorlayacak baskıyı düşürür ve doları aşırı güçlendiren zemini zayıflatır.
Bu nedenle yatırımcılar, jeopolitik şokların yarattığı dolar güçlenmesini satmayı, özellikle diplomasiyi savunan ülkelerin para birimlerine karşı pozisyon almayı değerlendirebilir. DXY’de “out-of-the-money” alım opsiyonu satmak (mevcut seviyenin üzerinde kullanım fiyatlı, şu an kârda olmayan alım opsiyonu; prim geliri hedeflenir) veya ilk sıçrama sonrası volatilite üzerine “put” almak (fiyat düşüşünden kazandıran opsiyon; dalgalanmanın gerilemesi beklentisiyle) uygulanabilir stratejiler arasında görünüyor. Desen, dolardaki bu ani tepkisel yükselişlerin geçici olduğunu düşündürüyor.
Geriye bakıldığında, bu durum 2003 Irak işgali gibi koalisyon destekli (çok sayıda müttefikin sahada ve politik olarak destek verdiği) operasyonlarda gördüğümüz uzun süreli belirsizlik ve kalıcı dolar gücünden belirgin şekilde ayrışıyor. Bugünün çok kutuplu dünyasında (gücün tek merkezde toplanmadığı, birden fazla büyük aktörün etkili olduğu yapı), geniş müttefik desteği olmayan ABD öncülüğündeki çatışmaların piyasada uzun süreli bozulma yaratma ihtimali daha düşük. Bu değişim, sert ama kısa süreli “riskten kaçış” hareketlerini daha sık üretir.