USD/JPY haftaya yukarı yönlü (bullish) bir fiyat boşluğuyla (gap: piyasa kapalıyken oluşan ve açılışta fiyatın önceki kapanıştan farklı seviyeden başlaması) başladı, ancak yükseliş devam etmedi ve Avrupa seansında 160,00 seviyesinin altında kaldı. Destekleyici piyasa koşulları üçüncü gündür yukarı yönlü eğilimi koruyor.
Yen, Orta Doğu’da artan gerilime bağlı ekonomik endişeler nedeniyle zayıfladı. Endişeler arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD‑İran barış görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almaya başlayacağını söylemesiyle, boğaz çevresinde olası aksama riski yer alıyor.
Orta Doğu Riski ve Yen Zayıflığı
ABD‑İran görüşmeleri yaklaşık 21 saatlik müzakerenin ardından somut sonuç çıkmadan bitti. Lübnan’daki süren İsrail saldırıları da riski artırdı; bu durum ham petrol fiyatlarını yükselterek enflasyon (genel fiyat artışı) kaygılarını büyüttü.
Enerji fiyatlarındaki artış Japon devlet tahvili getirilerini (tahvil faizi) yukarı çekti ve ithal enerji maliyetlerine duyarlı olan yen üzerinde baskıyı artırdı. ABD doları da “rezerv para” (merkez bankalarının ve küresel ticaretin yoğun kullandığı para birimi) olmasından kaynaklanan talep sayesinde destek buldu.
Yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu artırabileceği endişesi, daha “şahin” (hawkish: faizleri yüksek tutmaya/elevetmeye meyilli) bir Fed beklentisini güçlendirdi ve doları destekledi. Ancak yenin zayıflığını sınırlamak için Japonya’nın adım atabileceğine dair söylemler USD/JPY’de daha fazla yükselişi frenledi.
Faiz Farkı ve Müdahale Riski
Ana dinamik, ABD ile Japonya arasındaki geniş faiz farkı olmaya devam ediyor ve Nisan 2026 itibarıyla bu fark daha da belirgin. Fed’in politika faizi %5,25 seviyesinde bulunurken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) faizi yeni yeni %0,1’e çıkardı. 500 baz puanın (baz puan: yüzde 0,01) üzerindeki bu fark, “taşıma getirisi” (carry: düşük faizli para biriminden borçlanıp yüksek faizli para biriminde getiri arama) açısından USD/JPY’de uzun pozisyonları cazip kılıyor.
Bugün, 13 Nisan 2026 itibarıyla parite 159,50 seviyesini yeniden zorluyor. Bunun temel nedeni, son ABD enflasyon verisinin beklentinin üzerinde %3,4 gelmesi ve Fed’in yakın vadede faiz indirimi yapacağı beklentisini zayıflatması. Bu, 2025’te gördüğümüz enflasyon kaygılarına benziyor; ancak bu kez belirli bir enerji şokundan çok, iç fiyat baskılarının kalıcı olmasından kaynaklanıyor. Piyasa şu anda Japonya Maliye Bakanlığı’nın (kur müdahalesinden sorumlu ana kurum) ne kadar kararlı olduğunu yeniden test ediyor.
Bu ortamda, kullanım fiyatı (strike: opsiyonun alım/satım hakkını verdiği fiyat) 161,00 ve 162,00 civarında USD/JPY alım (call) opsiyonları değerlendirebiliriz. Call opsiyonu, belirli bir tarihe kadar belirli fiyattan alma hakkı verir. Bu strateji, yukarı yönlü temel baskı sürer ve eski zirveler aşılırsa kazanç imkânı sağlar. En önemli avantajı, azami zararın ödenen primle (premium: opsiyon için peşin ödenen bedel) sınırlı olmasıdır; Japon yetkililer yeniden müdahale eder ve parite sert düşerse bu bir “sigorta” görevi görür.
Daha temkinli yaklaşım için “boğa çağrı spreadi” (bull call spread: aynı vadede düşük kullanım fiyatından call alıp daha yüksek kullanım fiyatından call satarak maliyeti düşüren strateji) öne çıkıyor. 160,00 kullanım fiyatından call alıp aynı anda 162,50 gibi daha yüksek bir kullanım fiyatından call satarak pozisyonu kısmen finanse edebiliriz. Bu, başlangıç maliyetini azaltır, ölçülü bir yükselişten kazanç sağlamayı hedefler ve bu gergin ortamda riski net şekilde sınırlar.