DBS Group Research, ABD’nin Hürmüz Boğazı’yla ilgili hamlesinin ardından Washington’daki IMF ve Dünya Bankası Bahar Toplantıları’nda (ilkbahar toplantıları) “stagflasyon” (ekonomik durgunlukla birlikte yüksek enflasyon) risklerinin tartışmalara yön vermesinin beklendiğini bildirdi. Kurum, 14 Nisan’da yayımlanması beklenen IMF Dünya Ekonomik Görünüm (WEO – IMF’nin büyüme ve enflasyon tahminlerini içeren raporu) raporunda küresel büyüme tahminlerinin aşağı çekilebileceğini belirtti.
Raporda, Başkan Donald Trump’ın ABD Donanması’na Hürmüz Boğazı’nı fiilen ablukaya alma talimatı verdiği; İran’a “güvenli geçiş” için ücret ödeyen gemilerin uluslararası sularda durdurulduğu ifade edildi. Ayrıca, Trump’ın 17 Mart’taki konuşmasına atıf yapılarak NATO ve Asya’daki güvenlik ortaklarının “bedavacı” olarak nitelendirildiği ve “yük paylaşmadıkları” söylendi.
Stagflasyon Riskleri ve Küresel Politika Gündemi
Rapora göre bu adım, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’nı (IEEPA – olağanüstü durumlarda ekonomiyle ilgili yetkiler veren ABD yasası) geniş kapsamlı gümrük vergileri (ithal ürünlere uygulanan vergi) için kullanma imkanını sınırlandıran kararının ardından geldi. Kurum, yönetimin bunun yerine Avrupa ve Asya’daki ticaret açığı verilen ülkelere dönük “enerji güvenliği” önlemlerini devreye aldığını belirtti.
Asya’nın, Hürmüz bağlantılı sanayi girdilerine (üretimde kullanılan ham madde ve ara mal) yüksek bağımlılığı nedeniyle en çok risk altında olabileceği kaydedildi. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, 27 Şubat’ta başlayan Operation Epic Fury (askeri operasyon adı) öncesi seviyelere fiyatların dönmesinin zaman alabileceğini söyledi.
2025 başındaki dalgalanmaya bakıldığında, Hürmüz Boğazı ablukasının birçok kişinin endişe ettiği stagflasyon şokunu tetiklediği görüldü. Operation Epic Fury ile başlayan aksama, enerji fiyatlarında sert sıçramaya yol açtı ve bu etki küresel ekonomiye yayıldı. Bu tablo, piyasadaki mevcut konumlanma açısından önemli bir arka plan oluşturdu.
CBOE Volatilite Endeksi (VIX – ABD hisse piyasasında beklenen dalgalanmayı gösteren “korku endeksi”) Nisan 2025’te 40’ın üzerine çıkarak piyasalarda belirsizliğin arttığını gösterdi; aynı dönemde IMF küresel büyüme tahminini düşürdü. Beklendiği gibi Asya ekonomileri ağır darbe aldı; Japonya ve Güney Kore geçen yılın ikinci yarısında teknik resesyona (ekonominin iki çeyrek üst üste küçülmesi) girdi. ABD’de enflasyon, TÜFE (CPI – Tüketici Fiyat Endeksi) ile ölçüldüğünde 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 ile zirve yaptı.
Volatilite ve Yatay Seyreden Piyasalar İçin Konumlanma
Merkez bankaları zor bir ikilemle karşı karşıya kaldı ve “arz kaynaklı enflasyon”la (üretim/tedarik şoklarından doğan fiyat artışı) mücadele için 2025’in ikinci yarısı boyunca faizleri artırmak zorunda kaldı. Fiyatları dizginlemek için atılan bu adım, özellikle imalatta (sanayi üretimi) ekonomik faaliyeti daha da sıkıştırdı. Bu politika tercihlerinin etkileri bugün de hissediliyor.
Bugün enflasyon Fed’in hedefinin (ABD Merkez Bankası’nın ulaşmak istediği enflasyon oranı) üzerinde kalmaya devam ederken büyüme zayıf. Bu nedenle para politikasının (faiz ve likidite kararları) yönü belirsiz. Böyle bir ortamda, kısa vadeli faiz vadeli işlem sözleşmeleri (gelecekte belirli fiyattan alım-satım taahhüdü veren kontrat) üzerine opsiyonlar (belirli tarihe kadar belirli fiyattan alım/satım hakkı) öne çıkıyor. Bu opsiyonlar, enflasyonu bastırmak için yeni faiz artışları mı yoksa resesyonu (ekonomik daralma) önlemek için faiz indirimleri mi geleceği tartışmasına göre pozisyon almayı sağlar.
Enerji piyasalarında da, ilk krizin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yüksek dalgalanma sürüyor. Geçen yıl varil başına 140 doları kısa süreli gören Brent petrol, gerilese de her yeni jeopolitik manşette 92 dolar civarında sert hareketler gösteriyor. Ham petrol vadeli işlemleri üzerinde uzun vadeli alım ve satım “spread”leri (iki farklı opsiyon/kontratın birlikte kullanıldığı, risk ve kazancı sınırlayan yapı) kullanmak, kalıcı fiyat dalgalanmalarına karşı riski yönetmeye yardımcı olabilir.
Bu stagflasyon etkisinin uzaması, hisse endekslerinin bir süre “yatay bantta” (belirgin yön olmadan belirli aralıkta) kalabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle SPX (S&P 500 endeksine dayalı ürün) üzerinde “iron condor” (fiyatın belirli aralıkta kalmasından kazanç hedefleyen, birden fazla opsiyonun birlikte kurulduğu strateji) gibi yöntemlerle konumlanılıyor. Bu strateji, güçlü yönlü hareket olmamasından ve yüksek “zımni volatilite”den (opsiyon fiyatlarına yansıyan beklenen oynaklık) faydalanmayı amaçlar.