Kanada’da Mart ayında istihdam yılın ilk kez arttı ve 14 bin yükseldi. Bu artış, Ocak ve Şubat aylarında toplam 109 binlik düşüşün ardından geldi.
İşsizlik oranı Mart’ta %6,7’de kaldı. Ocak’ta %6,5, Aralık’ta %6,8 seviyesindeydi. Eylül 2025’te ise %7,1 ile zirve yapmıştı.
Son altı ayda Kanada’nın işgücü (çalışanlar ile iş arayanların toplamı) 39 bin azalırken, istihdam 42 bin arttı. Eylülden bu yana daha düşük işsizlik oranı sadece işe alımları değil, işgücünün daha yavaş büyümesini de yansıtıyor.
Daha zayıf işgücü artışı; nüfus artışının durması ve nüfusun yaşlanmasıyla bağlantılı. Bunun, insanların iş aramayı bırakmasına bağlanmadığı belirtildi.
Genel büyüme görünümünde rüzgâr tersine esmeye devam ediyor. Rapora göre kişi başına büyüme ve işgücü piyasası koşulları 2026 boyunca kademeli olarak iyileşecek.
Son Kanada istihdam verileri, hızlanan değil dengelenen bir piyasaya işaret ediyor. Bu durum, aşırı iyimser ve agresif pozisyonlanmayı (fiyatların sert yükseleceği beklentisiyle risk artırmayı) sınırlayabilir. İşsizlik oranı geçen Eylül’deki %7,1 zirvesinden gerilemiş olsa da, detaylar kırılgan bir dengeye işaret ediyor. Bu dengelenme, Kanada Merkez Bankası’nın (BoC) faizlerde büyük olasılıkla “bekle-gör” (politika değişikliği yapmama) tutumunu koruyacağını düşündürüyor; bu da kısa vadede faiz kaynaklı sert fiyat hareketi ihtimalini azaltıyor.
Merkez bankasının temkinli duruşunu son enflasyon verileri de destekliyor. İstatistik Kurumu’nun Mart raporuna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE: hanehalkının satın aldığı mal ve hizmetlerin ortalama fiyat değişimi) %2,8 seviyesinde ve bu oran BoC’nin %2 hedefinin belirgin biçimde üzerinde. Türev işlemler yapanlar için (türev: değeri başka bir varlığa bağlı sözleşmeler) yavaş büyüme ile kalıcı enflasyonun birlikte görülmesi para politikası için dar bir alan yaratıyor. Bu ortamda, düşük oynaklıktan (fiyat dalgalanmasının sınırlı kalmasından) kazanç hedefleyen stratejiler öne çıkabilir; örneğin tahvil vadeli kontratlarında “strangle satmak” (belirli bir bandın dışına çıkılmayacağı beklentisiyle hem alım hem satım opsiyonu satmak) gibi.
Büyüme tarafındaki olumsuzluklar da belirgin. 2026 ilk çeyrek öncü GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla: ekonominin toplam üretimi) verisi yıllıklandırılmış bazda yalnızca %0,9 arttı. Bu zayıf performans, nüfus artışı dikkate alındığında kişi başına düşen büyüme açısından negatif bir tabloya işaret ediyor. Bu da şirket kârları ve hisse piyasasındaki yükseliş potansiyeli üzerinde bir tavan oluşabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle opsiyonlarla (opsiyon: belirli fiyattan alma/satma hakkı veren sözleşme) “covered call” (eldeki hisseye karşı alım opsiyonu satıp prim geliri elde etmek) veya “bear call spread” (yükselişin sınırlı kalacağı beklentisiyle iki farklı kullanım fiyatından alım opsiyonu alıp satmak) gibi yaklaşımlar, sınırlı potansiyeli kabul ederek gelir yaratmanın temkinli bir yolu olabilir.
Daha düşük işsizlik oranının bir kısmının güçlü işe alımdan değil, işgücünün küçülmesinden kaynaklanması önemli bir zayıflık noktası. Bu durum, ABD verilerinin daha dayanıklı görünmesiyle birlikte Kanada dolarının ABD doları karşısında yükselişini sınırlayabilir. USD/CAD kurunun (1 ABD doları kaç Kanada doları) bir süre bant içinde kalması beklenebilir. Bu çerçevede, kurun 1,36–1,39 aralığında kalacağı varsayımına dayanan opsiyon stratejileri (kur belirli aralıkta kalırsa kazanç hedefleyen işlemler) önümüzdeki haftalarda uygulanabilir bir yaklaşım olarak görülebilir.