ING ekonomistleri, Nisan ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından Polonya Merkez Bankası’nın (NBP) faizleri sabit tutmasını bekliyor. PPK, Nisan’da politika faizini (referans faiz) %3,75’te bıraktı. Kurul, Mart’ta faizi 25 baz puan (bp) indirmiş, Nisan’da ise değişikliğe gitmemişti.
Nisan açıklaması kısa ve tarafsızdı; küresel akaryakıt fiyat artışlarını Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı arz kısıtlarıyla ilişkilendirdi. Kurulun, gelecek verileri izleyerek ve jeopolitik gelişmeler ile emtia fiyatlarının (ham maddeler; petrol, gaz gibi) enflasyon ve büyümeye etkisini görerek “bekle-gör” yaklaşımını sürdürmesi bekleniyor.
Enflasyonun Etkenleri ve Politika Mesajları
NBP Başkanı, kısa vadede enflasyonun petrol ve doğal gaz gibi enerji emtiası fiyatlarına, ayrıca yurt içindeki vergi ve düzenleme kararlarına bağlı olacağını söyledi. Buna akaryakıtta ÖTV (excise duty; belirli ürünlere alınan özel tüketim vergisi) ve KDV (VAT; katma değer vergisi) dahildir. Kurulun ayrıca daha yüksek yakıt maliyetlerinin diğer fiyatlara ne ölçüde yansıdığını (pass-through; maliyet artışının genel fiyatlara aktarılması) izlemesi bekleniyor.
İleriye dönük politika; emtia fiyatları, jeopolitik riskler, maliye politikası (fiscal policy; bütçe harcamaları ve vergiler), yakıt fiyat kuralları, GSYH değişimi (GDP; ülkenin toplam üretimi) ve ücret dinamiklerine (wage dynamics; ücret artışlarının hızı ve kalıcılığı) bağlı görülüyor. ING’nin temel senaryosu, Düşük Akaryakıt Fiyatları programının (CPN) Temmuz sonuna kadar sürmesi ve yıllık ortalama enflasyonun %3,2 olması yönünde. Bu oran, Basra Körfezi savaşı öncesindeki yaklaşık %2 ve NBP’nin Mart projeksiyonundaki %2,3 seviyesinin üzerinde.
Bu senaryoya göre, faizler en az 2026 sonuna kadar sabit kalabilir; faiz artışı olasılığı düşük.
2025’te yapılan değerlendirmeye bakıldığında, NBP’nin uzun süre faizleri sabit tutacağı öngörüsü doğru çıktı. Politika faizi 2026’nın ikinci çeyreğine girerken de %3,75’te kaldı. Bu istikrar, Kurulun geçen yılki jeopolitik şoklardan sonra benimsediği temkinli ve veri odaklı duruşu doğruluyor.
Faizler ve Oynaklık Açısından Piyasa Etkileri
Şu aşamada temel sorun, “yapışkan” enflasyon (sticky inflation; beklenenden yavaş gerileyen, kalıcı enflasyon) ve bunun 2025’te öngörülenden daha dirençli çıkması. Geçen yıl yıllık tahmin %3,2 iken, Polonya istatistik kurumunun Mart 2026 verisi manşet enflasyonu (headline inflation; enerji ve gıda dahil genel endeks) yıllık %3,5 gösteriyor. Bu tablo, enerji ve ücretlerden gelen etkilerin sürmesi nedeniyle, merkez bankasını “bekle-gör” modunda tutuyor.
İşsizlik oranının %3,1 gibi düşük düzeyde kalmasıyla sıkı işgücü piyasasının desteklediği güçlü iç talep, ücret artışlarını ve temel fiyat baskılarını canlı tutuyor. Brent petrol varil fiyatı 2025’teki Basra Körfezi çatışması sırasında görülen zirvelerden gerileyerek 88 dolar civarında dengelense de, enerji fiyatlarında oynaklık riski sürüyor. Bu unsurlar birlikte, NBP’nin yaz aylarına kadar faizleri sabit tutmasını daha olası kılıyor.
Yatırımcılar açısından bu, Polonya zlotisi faiz eğrisinin kısa vadeli kısmının (front end; 0-2 yıl gibi kısa vadeler) büyük ölçüde sabit kalacağı anlamına geliyor. Önümüzdeki iki çeyrek için Forward Rate Agreement’ların (FRA; ileri tarihte uygulanacak faiz oranını bugünden sabitleyen sözleşme) mevcut %3,75 seviyesinin değişmeyeceğini fiyatlamayı sürdürmesi bekleniyor. Bu ortamda, faiz oynaklığının düşük kalmasından yararlanan gelir odaklı stratejilerin, faizde yönlü (artış/iniş) pozisyonlara göre öne çıkması muhtemel.
Buna karşın, Polonya faiz swaplarına (interest rate swap; sabit faiz ile değişken faizin takas edildiği sözleşme) yönelik opsiyonlar (options; belirli fiyat/koşulla alma-satma hakkı) yılın ilerleyen döneminde enflasyon beklenen hızda düşmezse daha şahin bir dönüş riskini (hawkish shift; daha sıkı para politikası, faiz artırma eğilimi) yeterince fiyatlamıyor olabilir. NBP’nin ücret dinamikleri ve maliye politikasına odaklandığı düşünüldüğünde, bu verilerde yukarı yönlü sürprizler piyasa algısını hızlı değiştirebilir. Bu nedenle, şu an düşük olasılık taşısa da, faiz oynaklığında olası bir artışa karşı konumlanmak uzun vadeli bir koruma (hedge; riski dengeleme) olarak mantıklı görülebilir.