ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Mart ayında yıllık bazda %3,3 oldu. Bu seviye, %3,3 olan beklentiyle aynı gerçekleşti.
Veri, enflasyonun bir yıl önceki aynı aya göre değişimini gösterir. Böylece ABD ekonomisindeki fiyat eğilimine dair bir referans noktası sunar.
Mart TÜFE’nin beklentiye tam olarak %3,3’te gelmesiyle piyasadaki “sürpriz” etkisi ortadan kalktı. Bu durum, enflasyonun kalıcı (kolay düşmeyen) seyrettiğini ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) %2 hedefinin belirgin şekilde üzerinde kaldığını teyit ediyor. Bu tablo, Fed’in faizlerde bir süre değişikliğe gitmeyip beklemede kalacağı görüşünü güçlendiriyor; yakın vadede faiz indirimi beklentilerini de zayıflatıyor.
Bu noktada yatırımcıların Haziran toplantısı için olası faiz indirimi beklentisini fiyatlardan çıkarması gerekiyor. Kısa süre önce güçlü bir ihtimal olan bu senaryoda, CME FedWatch aracı (vadeli işlemler piyasasındaki fiyatlara dayanarak toplantı bazında faiz olasılıklarını hesaplayan gösterge) Haziran indirimi olasılığını muhtemelen %50’nin üzerinden %25’in altına çekmiştir. Piyasa, borçlanma maliyetlerinin (faizlerin) yakında düşmeyeceğini sindirirken SOFR vadeli işlemlerinde (ABD’de kısa vadeli faizleri izleyen bir gösterge faiz olan SOFR’a dayalı kontratlar) daha yatay bir getiri eğrisini yansıtacak pozisyonlar değerlendirilebilir; yani kısa ve uzun vadeli faiz beklentileri arasındaki farkın azalması öne çıkabilir.
Hisse bazlı türev ürünlerde (opsiyon gibi hisse endekslerine bağlı ürünler) ise bu veri S&P 500’ün yukarı yönlü ivmesine tavan oluşturuyor. Beklentiye paralel gelen veri sert bir satış dalgasını engellese de, faizlerin uzun süre yüksek kalması şirket kârları için olumsuz bir etken. Bu nedenle SPX endeksinde “zarar kesim dışı” (out-of-the-money: mevcut fiyattan daha yukarı kullanım fiyatlı) alım opsiyonu spread’i satmak (alımla satımın birlikte yapıldığı, risk/getiri sınırlandıran opsiyon stratejisi) önümüzdeki haftalarda endeksin belirli bir bantta kalacağı senaryosunda daha temkinli bir yaklaşım olabilir.
Döviz tarafında bu veri ABD dolarına güçlü destek veriyor. Getirilerin (özellikle tahvil faizlerinin) daha uzun süre yüksek kalması, doları euro veya yen gibi para birimlerine göre daha cazip kılıyor; çünkü bu ülkelerin merkez bankaları daha “güvercin” (faiz artışına daha az istekli, faiz indirimi eğilimli) bir çizgide. ABD Dolar Endeksi’nin (DXY: doların başlıca para birimleri karşısındaki gücünü ölçen endeks) bu yıl %2’nin üzerinde yükseldikten sonra 2025 sonundaki zirvelerini test etmesi beklenebilir.