MUFG, Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditler dahil ABD–İran geriliminin tırmanmasının, barışa yönelik olası adımlar konusunda belirsizliği artırdığını bildirdi. Banka, bunu petrol arzına (piyasaya ulaşan petrol miktarı) yönelik süregelen risklerle ilişkilendirdi.
Banka, çatışma riski devam ettikçe Asya para birimleri ve bölgesel riskli varlıkların (hisse senetleri gibi fiyatı daha oynak yatırımlar) baskı görebileceğini belirtti. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan tanker geçişlerinde sınırlı bir toparlanma olduğuna ve Irak ihracatının boğaz üzerinden taşınma ihtimaline dikkat çekti.
Arz Riskleri ve Piyasa Zamanlaması
MUFG, Hürmüz Boğazı tam olarak yeniden açılsa bile arzın (tedarik edilen petrolün) piyasalara ulaşmasının zaman alacağını ekledi. Tahmini süreyi 3–6 ay olarak verirken, petrokimya ürünlerinin (petrol ve doğal gazdan üretilen kimyasal ürünler) en fazla etkileneceğini söyledi.
Yorum notunda, savaşın zamanla sona ermesine katkı verebilecek üç kısıt sıralandı: mühimmat (askeri malzeme ve cephane), piyasalar (finansal koşullar ve fiyatlar) ve ara seçimler (ABD’deki “mid-term” seçimleri). Ayrıca petrol fiyatlarının mevcut seviyeden ne kadar yükselebileceğine dair belirsizliğe değinildi.
Tarafların beklentileri arasındaki büyük fark, barış yolunu daraltıyor ve olasılığı düşük tutuyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditler sürdükçe enerji piyasaları gergin kalacak. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda Asya para birimleri ve bölgesel riskli varlıklarda temkinli duruşu koruyoruz.
Brent petrol varil başına 105 dolar civarında seyrederken, yeni bir tırmanma keskin bir fiyat sıçraması yaratabilir. 2025 sonlarına bakıldığında, boğaza yönelik ilk tehditlerin iki haftadan kısa sürede petrol fiyatlarını %10 artırdığı görülmüştü. Yatırımcılar, yükselişten faydalanıp riski sınırlamak için petrol vadeli işlemlerinde alım opsiyonu (call; fiyat yükselirse kazanç sağlayan opsiyon) almayı değerlendirebilir.
Bölgesel Döviz ve Hisse Senedi Riskini Koruma
Enerji fiyatlarında süren baskı, Güney Kore ve Hindistan gibi Asya’daki büyük petrol ithalatçılarına doğrudan zarar veriyor. Kore Wonu bu çeyrekte dolar karşısında %4’ten fazla değer kaybetti; bu zayıflama ekonomik baskıyı yansıtıyor. Won veya Hindistan Rupisi üzerinde satım opsiyonu (put; fiyat düşerse kazanç sağlayan opsiyon) satın almanın, kurdaki ek değer kaybına karşı etkili bir korunma (hedging; fiyat dalgalanmasına karşı pozisyonu sigortalama) sağlayabileceğini düşünüyoruz.
Yüksek enerji maliyetleri ve jeopolitik riskin birleşimi, bölge borsalarını da baskılıyor. Bugün bir çözüm bulunsa bile petrol ve petrokimya tedarik zincirlerinin (üretimden teslimata uzanan süreçlerin) normalleşmesi aylar alacağından, toparlanma gecikebilir. Bu durum, KOSPI 200 gibi endekslerde satım opsiyonu almayı, olası piyasa düşüşüne karşı daha temkinli bir yaklaşım haline getiriyor.
Genel belirsizlik, ima edilen oynaklığı (implied volatility; opsiyon fiyatlarına yansıyan beklenen dalgalanma) yükseltir ve bu doğrudan işlem konusu olabilir. Çatışmanın “ikili sonuç” (binary; haber akışına göre piyasanın sert şekilde iki yönden birine kayabilmesi) özelliği nedeniyle, büyük fiyat hareketlerinden yararlanan türev (derivative; değeri başka bir varlığa bağlı sözleşme) stratejileri öne çıkabilir. Büyük enerji ETF’lerinde uzun straddle (aynı vadede hem alım hem satım opsiyonu alarak fiyatın hangi yönde olursa olsun sert hareketinden yararlanma) gibi stratejiler, iki yönden birinde güçlü hareket olduğunda değer yaratabilir.